Ana içeriğe atla

PROFESYONEL İMAJINIZI GELİŞTİRMENİN YOLLARI.



PROFESYONEL İMAJINIZI GELİŞTİRMENİN YOLLARI.

Sevgili dostlar,

İş dünyasında dışarıya yansıttığınız profesyonel imaj çoğu zaman yaptığınız işin algılanma şeklini etkiler. Siz istediğiniz kadar başarılı, tecrübeli ve çalışkan olun eğer dışarıya profesyonel bir imaj veremiyorsanız kariyer basamaklarında hak ettiğiniz yere ulaşmanız çok zor olacaktır. Üstelik yönetici konumundaysanız durumunuz çok daha zorlaşır.

Bu sebeple profesyonel imajınızı güçlendirmek son derece önemlidir. Bu konuda üst düzey yöneticilere ve kurumsal çalışanlara verdiğimiz “ Profesyonel İmaj” eğitimlerinin içeriğinde katılımcılara sorduğumuz ve cevaplarını birlikte bulduğumuz sorulardan bir kısmını sizlerle paylaşmak isterim. Umarım faydalı olur.

GİYİM:

İşe giydiğiniz kıyafetleri tarafsız şekilde değerlendirin. Bu kıyafetler gerçekten sizin profesyonellik seviyenizi yansıtıyor mu? Rahat giyineceğim derken aşırı rahat giyiniyor olabilir misiniz?
Müşterilerinizle görüşürken giydiğiniz kıyafetler mesajınızı güçlendiriyor ve karşınızdaki insanda “güven” duygusu uyandırıyor mu?

Mülakatta kıl payı kazanamadığınız ve sizin için çok önemli bir fırsat olan pozisyona girememenizin sebeplerinden bir tanesi hiç aklınıza gelmediği halde kravatınız olabilir mi?  

Gözlük ve saç şekliniz gibi ayrıntılar dışarıya vermek istediğiniz profesyonel imajı destekliyor mu yoksa zarar mı veriyor?

Ayakkabılarınızın stili iş hayatındaki konumunuzla ne kadar uyumlu? Bir türlü alamadığınız terfilerin ayakkabılarınızın sizin hakkında söylediği olumsuz şeylerle alakası olabilir mi?

SÖZSÜZ İLETİŞİM:

Gövdenizin duruş şekli hakkınızda neler söylüyor? Kendinize güvenli olduğunuzu göstermeniz gereken durumlarda vücudunuzu nasıl kullanmanız gerekir?

Profesyonel olarak el sıkışmayı gerçekten biliyor musunuz? Önemli bir müşteriye yaptığınız sunumun başarısız sonuçlanmasında daha sunum için müşterinin ofisine ilk girdiğiniz ve elini sıktığınız anda yaptığınız bir hatanın payı nedir?

Göz teması kurmakta ne kadar başarılısınız? Karşınızdaki insanların gözlerine gereğinden az veya gereğinden fazla bakmanın size ne tür zararlar verebileceğini biliyor musunuz ?

İş hayatına başlamadan önce yaptırdığınız masum bir dövme sonraki yıllardaki kariyerinizi nasıl etkiler ve böyle bir durumun zararlı etkilerinden nasıl korunursunuz?

PROTOKOL KURALLARI:

İş toplantıları ve yemeklerinde kendinizi başka insanlara etkili bir şekilde nasıl tanıtırsınız ve kısa sürede akılda kalıcı bir imajı nasıl üretirsiniz?

Bir fuarda tanıştığınız onlarca önemli müşteri adayına en pahalısından yaptırdığınız kartvizitleri dağıtmanıza rağmen neden hiçbir işe yaramadılar ve tam tersine size zarar verdiler? Kartvizit vermenin ve almanın doğru şekilleri nelerdir?

Üst düzey yöneticilerle katıldığınız bir iş yemeğinde daha önce hiç önemsemediğiniz yemek adabını ve yemek protokolünü hatalı şekilde kullanmanızın kariyerinize vereceği zararı hiç düşündünüz mü?

Ofisinize gelen üst düzey bir konuğu ağırlarken uyulması gereken kurallar nelerdir? Önemli bir misafir üzerinde bazen yıllar sürebilecek olumlu bir imajı hangi psikolojik araçları kullanarak üretebilirsiniz?

EN ÖNEMLİ SORU: Dışarıya farkında olmadan verdiğiniz imajınız, önümüzdeki yıllarda kariyerinizde sizi yükseltecek mi yoksa şu anda büyük fedakarlıklar yapıyor olmanıza rağmen sizi diğerlerinin gerisinde mi bırakacak?

Bu soruya vereceğiniz cevap önümüzdeki yılları nasıl geçireceğinize dair en büyük ipucu olacaktır.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru

PROFESYONEL İMAJ EĞİTİMLERİ İÇİN LÜTFEN AYÇA KURU AKADEMİYLE TEMASA GEÇİNİZ.

AYÇA KURU AKADEMİ
https://aycakuru.com.tr/
Tel: 0554 280 44 84








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...