TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...
DAĞINIK EV, DAĞINIK ZİHİN Mİ? sevgili dostlar, bir insanın evine ilk kez girdiğinizde, o insan size daha tek kelime söylemeden hakkında bazı fikirler edinmeye başlarsınız. bir ev vardır, içeri girersiniz; koltuklar düzgün, masa temiz, eşyaların aşağı yukarı nerede yaşayacağı belli. bir başka eve girersiniz, salon sanki polis biraz önce narkotik operasyonu yapmış gibi. koltuğun üzerinde çamaşır, masada üç gün önce içilmiş kahvenin bardağı, sandalyede mont, yerde kablo, sehpanın üzerinde faturalar... ben kişisel olarak bu tür evlere girdiğim zaman tüm dengelerimin bozulduğunu hissediyorum ve açık söyleyeyim, evin sahibi hakkında da çok iyi şeyler düşünmüyorum. peki insanın aklına doğal olarak şu soru geliyor: evimizin düzeni gerçekten psikolojimiz hakkında bir şey söylüyor mu? ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. cevap: evet söylüyor ama “evi dağınık olan tembeldir, düzenli olan da psikolojik olarak sağlamdır” kadar basit değil. vatana millete faydamı...