CAN SIKAN BİR MESELEYİ HAYATIMIZDAN NASIL KOVARIZ? sevgili dostlar, hepimizin hayatında zaman zaman canımızı sıkan bir mesele oluyor. işyerinde yaşadığınız saçma bir olay, biriyle ettiğiniz kavga, beklediğiniz halde gelmeyen bir telefon, yanlış verdiğiniz bir karar veya sizi sinir eden bir insan... işin kötü tarafı şu ki olay bazen on dakika sürüyor ama siz meseleyi üç gün boyunca kafanızda taşımaya devam ediyorsunuz. yani adam size bir laf söylüyor, gidiyor hayatına devam ediyor; siz eve gidip duşta, yatakta, otobüste, kahvaltıda aynı konuşmayı tekrar tekrar yapıyorsunuz. karşı taraf belki sizi çoktan unutmuş, siz zihninizde onunla hâlâ dördüncü raundu dövüşüyorsunuz. psikolojide buna kabaca ruminasyon , yani zihinsel geviş getirme deniyor. inek ot yer, sonra dönüp tekrar çiğner. insan da bazen başına gelen olayı dönüp dönüp tekrar çiğner. peki bu can sıkıcı meseleleri kafamızdan nasıl kovacağız? ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak birkaç yöntem paylaşayım, vatana millete fayd...
Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...