Ana içeriğe atla

Kayıtlar

DAĞINIK EV, DAĞINIK ZİHİN Mİ?

  DAĞINIK EV, DAĞINIK ZİHİN Mİ? sevgili dostlar, bir insanın evine ilk kez girdiğinizde, o insan size daha tek kelime söylemeden hakkında bazı fikirler edinmeye başlarsınız. bir ev vardır, içeri girersiniz; koltuklar düzgün, masa temiz, eşyaların aşağı yukarı nerede yaşayacağı belli. bir başka eve girersiniz, salon sanki polis biraz önce narkotik operasyonu yapmış gibi. koltuğun üzerinde çamaşır, masada üç gün önce içilmiş kahvenin bardağı, sandalyede mont, yerde kablo, sehpanın üzerinde faturalar... ben kişisel olarak bu tür evlere girdiğim zaman tüm dengelerimin bozulduğunu hissediyorum ve açık söyleyeyim, evin sahibi hakkında da çok iyi şeyler düşünmüyorum. peki insanın aklına doğal olarak şu soru geliyor: evimizin düzeni gerçekten psikolojimiz hakkında bir şey söylüyor mu? ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. cevap: evet söylüyor ama “evi dağınık olan tembeldir, düzenli olan da psikolojik olarak sağlamdır” kadar basit değil. vatana millete faydamı...
En son yayınlar

FİLENİN SULTANLARI NEDEN BU KADAR SEVİLİYOR?

  FİLENİN SULTANLARI NEDEN BU KADAR SEVİLİYOR? sevgili dostlar, Filenin Sultanları gene yaptı yapacağını. İtalya’yı 3-2 yenerek 2023’ten sonra ikinci kez Avrupa şampiyonu oldular. Üstelik bu yaz Milletler Ligi’ni de kazanmışlardı. Yani kadınlar artık işi seri üretime bağladı. Ben voleybol uzmanı değilim. Bana libero rotasyonu, blok yerleşimi falan uzun uzun anlatırsanız bir süre sonra gözlerim kararabilir. Ama ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak başka bir şey dikkatimi çekiyor: Türk toplumunun belli bir kesimi bu takımı sadece desteklemiyor. Bu kadınları sahipleniyor, rol model yapıyor ve başarılarını kendi hayat görüşünün başarısı gibi görüyor. Peki neden? biraz psikolojisine bakalım, vatana millete faydamız olsun. 1. başkasının zaferinden kendimize pay çıkarıyoruz Psikolojide buna “Basking in Reflected Glory” deniyor. Kabaca, başkasının başarısının ışığında güneşlenmek. Vargas smaç vuruyor, Zehra blok yapıyor, siz evde koltukta çekirdek yiyorsunuz ama maç bitince: “Aldık kupayı...

CAN SIKAN BİR MESELEYİ HAYATIMIZDAN NASIL KOVARIZ?

  CAN SIKAN BİR MESELEYİ HAYATIMIZDAN NASIL KOVARIZ? sevgili dostlar, hepimizin hayatında zaman zaman canımızı sıkan bir mesele oluyor. işyerinde yaşadığınız saçma bir olay, biriyle ettiğiniz kavga, beklediğiniz halde gelmeyen bir telefon, yanlış verdiğiniz bir karar veya sizi sinir eden bir insan... işin kötü tarafı şu ki olay bazen on dakika sürüyor ama siz meseleyi üç gün boyunca kafanızda taşımaya devam ediyorsunuz. yani adam size bir laf söylüyor, gidiyor hayatına devam ediyor; siz eve gidip duşta, yatakta, otobüste, kahvaltıda aynı konuşmayı tekrar tekrar yapıyorsunuz. karşı taraf belki sizi çoktan unutmuş, siz zihninizde onunla hâlâ dördüncü raundu dövüşüyorsunuz. psikolojide buna kabaca ruminasyon , yani zihinsel geviş getirme deniyor. inek ot yer, sonra dönüp tekrar çiğner. insan da bazen başına gelen olayı dönüp dönüp tekrar çiğner. peki bu can sıkıcı meseleleri kafamızdan nasıl kovacağız? ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak birkaç yöntem paylaşayım, vatana millete fayd...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

DÜNYA DELİRDİ Mİ ?

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

KENDİNE NEYİ BORÇLUSUN ?