Ana içeriğe atla

İŞYERİNDE SÖZSÜZ İLETİŞİM TEKNİKLERİ.



İŞYERİNDE SÖZSÜZ İLETİŞİM TEKNİKLERİ.

Sevgili dostlar,

Sözel olmayan iletişim bir iş yeri için son derece önemlidir çünkü o işyerindeki yönetici ve çalışanların birbirleriyle çoğu zaman farkında olmadan kurdukları sözel olmayan iletişim mesajları tüm işyerinin havasını etkiler.

Sözel olmayan şekilde gönderdiğiniz mesajlar özellikle duygu durumunuzu açığa çıkartan öğeler içerir. Eğer sözsüz iletişim konusunda eğitim almamışsanız ve bu iletişimi farkında olmadan kontrolsüz bir şekilde kuruyorsanız siz hiç farkında olmasanız bile etrafınıza negatiflik yaymanız ve beraber çalıştığınız insanları rahatsız etmeniz olasıdır.

Çoğu zaman olumsuz bir şey yaptığınızı düşünmeseniz bile işyerindeki diğer insanların size karşı olumsuz tavırlar içinde olmalarının en büyük sebeplerinden bir tanesi de farkında olmadan etrafınıza yaydığınız sözsüz iletişim mesajlarıdır.

Bu konuda kendinizi geliştirmeniz için öncelikle sözsüz iletişim mesajlarını hangi araçlarla kullandığınızı ve eksikliğinizin hangi alanlarda olduğunu belirlemeniz lazımdır.

Göz Teması: Diğer insanlarla konuşurken göz teması kurmanız çok önemlidir bunun sebebi doğru göz teması kurarak karşınızdaki insana önem verdiğiniz ve söylediklerine ilgi duyduğunuz mesajını verirsiniz. Göz temasının bir diğer avantajı da karşı tarafı rahat hissettirerek sizinle iletişim kurmak için onu motive etmesidir. Kimse sürekli gözlerini kendisinden kaçıran bir insanla iletişim kurmak istemez. Eğer işyerinde sunum yapıyorsanız sizi dinleyenlerle doğru şekil ve oranlarda göz teması sağlamanız gerekir ki eğer bunu yapamazsanız kısa zamanda dinleyicilerinizin ilgisini kaybeder ve sunumunuz ne kadar iyi hazırlanmış olursa olsun mesajınızı onlara aktaramazsınız. Bir sunum esnasında kuracağınız doğru göz teması kendinize güveninizi ve anlattığınız konuya hakimiyetinizi dinleyicilere hissettirir.

Yüz İfadesi: Yüz ifadeniz duygularınızı dış dünyaya taşıyan bir araçtır. Neredeyse dünyadaki tüm kültürlerde yüz ifadeleri benzerlik gösterir ve sınır tanımayan bir iletişim aracı olarak kullanılır. Karşınızdaki insana gerek yüz ifadeniz gerekse gülümseme şekliniz gibi faktörlere aktaracağınız olumlu duygular iletişim etkinliğinizi oldukça arttıracaktır. Ancak farkında olmadan kaşlarınızı çatmak veya dudağınızı büzmek gibi yapacağınız basit hatalarda aynı şekilde karşı tarafta olumsuz duygular uyandıracaktır. Bu konuda eğitim almış bir insan hem kendi yüz ifadesini vereceği mesaja uygun bir şekilde konumlandırabilir hem de karşısındaki insanın duygu durumunu doğru analiz edebilir.  

Mesafe:  Diğer insanlarla olan mesafeniz yani onlara ne kadar yakın ya da ne kadar uzak durduğunuz son derece önemidir ve dikkat edilmesi gerekir. Her kültürün iletişim sırasında kullandığı belli mesafe oranları vardır. Bu sebeple biriyle konuşurken kendinizi rahat hissettiğiniz mesafe karşı insanda rahatsızlık üretiyor olabilir. Fiziksel konumunuzu son derece iyi analiz ederek mesafenizi ona göre ayarlamanız lazımdır. Mesafe direkt olarak duygusal durumları da etkiler. Örneğin karşı tarafa gereğinden fazla yaklaşmanız onda saldırgan duygular uyandıracak ve siz daha ağzınızı açmadan karşı tarafı son derece olumsuz bir psikolojiye sokacaktır.

Duruş: Duruşunuz kendiniz hakkında karşı tarafa büyük mesajlar verir. Örneğin yanlış bir vücut duruşu karşı tarafa onun söylediklerini ciddiye almadığınız mesajını verebilir ve olumsuz duygulara sebep olabilir. Bu sebeple her türlü iletişimde duruşunuzun mutlaka mesajınızla uyumlu olması son derece önem taşımaktadır. Farklı duygular uyandırmak için farklı duruş şekillerini doğru kullanan iletişimciler etraflarına son derece etkileyici bir imaj verirler.  

Ses Tonu: Konuşurken kullandığınız ses tonu karşı tarafa daha siz konuşmanızı bitirmeden duygu durumunuz ve tavrınız hakkında önemli mesajlar gönderecektir. Aynı şekilde çıkardığınız seslerde karşı tarafı duygusal olarak etkiler. Örneğin birisi sizden talepte bulunduğu zaman istemeden çıkarabileceğiniz belli belirsiz bir homurdanma sesi bile karşınızdaki insanın saniyeler içinde size düşmanca bir tavır almasına sebep olacaktır. Aynı cümlenin farklı ses tonlarıyla söylenmesi de anlamı ve ürettiği duygusal durumları tamamen değiştirir. Ses tonunu doğru kullanabilen insanlar son derece basit cümlelerle bile karşı tarafta istedikleri duyguyu oluşturabilirler.

Kısacası insanlar çoğu zaman farkında olmadıkları halde karşılarındaki diğer insanlara yüklü miktarda sözsüz iletişim mesajları göndermektedirler. Bu mesajların farkına vararak kontrol edebilenler “güçlü iletişimciler” olarak kısa zamanda dikkat çekerlerken bu alanda kendini geliştiremeyenler ne kadar bilgili ve tecrübeli de olsalar diğer insanlara yanlış mesajlar gönderdikleri için çevrelerinde “olumsuz bir hava” oluştururlar.

Geçmişte yaşadığınız ve bir anlam veremediğiniz tüm işyeri problemlerinin bir kısmı etrafınıza farkında olmadan verdiğiniz sözsüz iletişim mesajları sebebiyle olabilir. İş yaşamında özellikle yönetici olarak kariyerinizi sürdürüyorsanız özellikle sözsüz iletişim teknikleri ve doğru mesajlar oluşturma becerileri konusunda kendinizi geliştirmeniz ve eğitim almanız gerekir. İletişim konusunda kaliteli bir eğitim almamış ve bilgi bakımından zayıf bir yönetici harita okumayı bilmeden engin denizlere açılmaya çalışan ve genelde kötü bir sona doğru ilerleyen “kaptanın” durumuna benzer.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru

ETKİLİ İLETİŞİM EĞİTİMLERİ İÇİN LÜTFEN AYÇA KURU AKADEMİYLE TEMASA GEÇİNİZ.

AYÇA KURU AKADEMİ
https://aycakuru.com.tr/
Tel: 0554 280 44 84

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...