Ana içeriğe atla

KENDİNE GÜVENLİ GÖRÜNMENİZİ SAĞLAYACAK 5 BEDEN DİLİ TAKTİĞİ.



KENDİNE GÜVENLİ GÖRÜNMENİZİ SAĞLAYACAK 5 BEDEN DİLİ TAKTİĞİ.

Sevgili dostlar,

Ne yazık ki dünyamızda kitaplar kapaklarına ve insanlarda dış görünüşlerine bakılarak değerlendirilir. Bu durum adil değildir ama gerçek budur. Eğer kendinize güvenli bir dış görünüşünüz yoksa hem iş hemde özel hayatınızda pek çok problem yaşarsınız.

Kendine güvenli olmak içsel bir durumdur ve bunu hemen kazanabilmek mümkün değildir ancak bu işin bilinen tek kolay yolu beden dilinizi bilinçli olarak değiştirerek kendine güvenli bir imajı dış dünyaya verebilmektir. Bedeninizin şekli iç dünyanıza da yansır ve doğru beden dili kullanırsanız hem dışarıya verdiğiniz algıyı düzeltebilir hemde kendinizi giderek daha güvenli hissedersiniz.

Bugün bu yazıyı okuduktan hemen sonra kolayca kullanabileceğiniz beş özel beden dili taktiğini sizlerle paylaşacağım. Bu taktikleri sadece okumakla kalmayın ve hemen uygulamaya başlayın.

1) Göz teması. Dünyanın en iyi dinleyicisi ve hoş sohbet insanı olsanız bile doğru dürüst göz teması kuramıyor ve gözleriniz sürekli karşınızdaki insanın gözleri yerine yere,havaya,sağa ve sola kayıyorsa karşı taraf sizi kendine güvensiz birisi olarak değerlendirir. Başkası üzerinde güçlü bir ilk izlenim bırakmak istiyorsanız gülümseyerek gözlerinin içine bakın. Bunu çok uzun süre yapmanıza gerek yok  yok zaten fazlası da rahatsız eder. Ancak konuşmanın bütünü içinde en çok baktığınız yer karşınızdaki insanın gözleri olsun. Bunu sıcak bir gülümseme eşliğinde, samimi şekilde yaparsanız çok kısa süre içinde karşınızdaki insanı etki altına alarak onda güven duyguları uyandırırsınız.

Eğer kendinizi buna alıştıramamışsanız ve başka insanların gözlerine bakmak sizde rahatsızlık duyguları uyandırıyorsa, alışana kadar karşınızdaki insanın gözlerinin arasına yoğunlaşın. Bu karşınızdaki insanda gözlerinin içine bakıyormuşsunuz duygusu uyandıracaktır. Ancak en güzeli kısa zamanda göz teması kurmaya kendinizi alıştırmanızdır.

İnsanları etkileyen erkek ve kadınlar hakkında ilk anlatılan şey hepsinin "etkileyici gözleri" olduğudur. Ancak bu insanların güçleri gözlerinin özel yapısından falan değil sadece karşılarındaki insanlarla doğru göz teması kurmaya kendilerini alıştırmalarından geçer. Bol bol aynada alıştırma yapın, daha sonra izlediğiniz video veya dizilerdeki insanların gözlerine yoğunlaşmayı deneyin. Sokakta karşılaştığınız insanlarla çok kısa göz temasları kurun (abartmayın). Göz teması kurmaya kendinizi alıştırdıkça etkinliğiniz giderek daha da artacaktır. Hele birde numaralı gözlük takıyorsanız çerçeveler sayesinde etkiniz daha da artar. Kaçınmanız gereken tek şey insanlarla konuşurken güneş gözlüğü takmaktır. İnsanlar gözlerini göremedikleri insanlardan rahatsız olurlar.

2) Baş sallama hareketi. Birisini dinlerken aralarda başınızı hafifçe sallayarak onu dinlediğinizi karşı tarafa hissettirin.Bunu yaparken "evet" veya "anlıyorum" gibi kelimeler kullanmanız karşı tarafı rahatlatacak ve sizinle iletişim kurabildiklerini onlara hissettirecektir. İnsanlar kendilerini gerçekten dinleyerek samimi ilgi gösteren insanlara hasrettir ve bunu onlara göstermeniz sizi olduğunuzdan çok  daha etkileyici olarak yansıtacaktır. Karşınızdaki insan konuşurken hiç bir tepki vermeden dinlemek üstüne üstlük hiç bir göz teması kurmamak yapabileceğiniz en büyük hatadır.

3) Ellerinize sahip olun. Konuşurken veya birisini dinlerken elbiselerinizi çekiştirmek,takılarınızla oynamak veya cep telefonunuzu elinizde çevirip durmak gibi tüm hareketlerden vazgeçin. İnsanlar sinirlendiklerinde elleri rahat durmaz ve stres enerjilerini boşaltabilmek için sürekli bir yerlerini kurcalarlar. Bu tip hareketler sizi aşırı şekilde kendine güvensiz bir şekilde gösterir. Konuşurken ellerinizi mesajınızı güçlendirmek için kullanabilirsiniz ama bunun dışında ellerinizi sabit bir yerde tutmaya özen gösterin. Güvenli insanlarla güvensiz insanlar arasındaki temel fark bedenlerini kullanma hızlarıdır. Güvenli insanlar ne yapıyor olurlarsa olsunlar yavaş ve kendine güvenli hareket ederler. Kendine güvensiz insanlarsa sürekli hızlı ve kontrolsüz vücut hareketleri yapar.

4) Ellerinizi özellikle yüzünüzden çekin. Eller demişken en önemli nokta yüzünüzle oynamaktan tamamen vazgeçmenizdir. Ellerin yüze götürüldüğü her tür durum karşı tarafa sizin hakkınızda farklı bir güvensizlik mesajı verir. Ellerinizi ağzınıza götürmek veye erkekseniz ağzınızla beraber bıyık veya sakalınızı sıvazlamak "yalan söylüyor" imajı verebilir. Elinizi kulağınıza götürürseniz "söylediklerinden emin değil" algısı üretirsiniz. Kafanızı ve ensenizi ovup durmanız ya korku ya da sıkıntı göstergesidir. Kısacası elinizi mümkün olduğunca yüz ve baş bölgenizden uzak tutun.

5) Bedenin genel duruşu en temel güven veya güvensizlik göstergesidir. Omuzlarınızı düşürüp belinizi öne eğerek vereceğiniz her tür duruş sizi tam anlamıyla kendine güvensiz gösterecektir. Dik durmaya kendinizi alıştırın ama bunu robot gibi abartmayın. Ne öne eğilin ne de sopa gibi kasılın ikisinin arasında yumuşak bir duruş sergileyin. Birisini otururken dinliyorsanız hafifçe öne eğilerek onun söylediklerine ilgi gösterdiğinizi gösterebilirsiniz ancak çok eğilirseniz hem zayıf gözükür hem de onun kişisel alanını ihlal ederek rahatsız edersiniz. Bu tip şeylerin ayarını anlamak için size tavsiyem kendine güvenli erkek veya kadın rolleri oynayan sinema veya dizi karakterlerinin bedenlerini nasıl kullandıklarını iyice incelemeniz olacaktır. İyi aktör ve aktrisler beden dilleriyle öz güven yansıtmanın uzmanıdırlar ve onları dikkatlice izlerseniz size çok şey öğretirler.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com
https://aycakuru.com.tr/








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...