Ana içeriğe atla

CİNSELLİK VE REKLAMLAR.



CİNSELLİK VE REKLAMLAR.

Sevgili dostlar

Son zamanlarda reklamlarda cinselliğin kullanılması konusunda devletimizin bazı önlemler alacağı konusunda haberler okudum.

Konu hakkında bir kaç şey paylaşayım belki büyüklerimize ve yetkililerimize faydası olur.

Öncelikle reklamcılık denen olgunun çıktığı ilk zamanlardan beri cinsellik kullanılır. Çünkü temel bir dürtü olduğu için etkilidir. Hatta Amerikalıların "sex sells" yani seks her zaman satar diye güzel bir lafı vardır.

Kısacası reklam işinde cinselliğin kullanılması yeni işler değildir. (Biz yeni uyandık galiba)

Peki ne tür teknikler kullanılır bazı örnekler vereyim.

1) Reklamda bir çift kullanılmışsa, bu çiftin erkek-kadın veya erkek-erkek hatta kadın-kadın olması belli anlamlar içerir. Resimde veya Videoda bu çiftin birbirleriyle mesafeleri,duruşları ve mimikleri önemlidir. Hatta çiftin yaşları da önemlidir. Genç bir kız ve orta yaşlı bir erkek başka bir anlam verirken, orta yaşlı bir kadın ve genç bir çocuk da başka bir anlam üretir. Kısacası bu konuda kullanabilecek binlerce kombinasyon vardır.

2) Her tür estetik güzellik insanlarda psikolojik etki üretir. Özellikle güzel kadınların etkisi estetik açından çok daha kuvvetlidir. Beyin güzellik ve fiziksel erotizmden aldığı haz sinyallerini bununla ilişkilendirilen ürüne veya hizmete yönlendirebilir. Son derece güzel bir kadının ürettiği psikolojik etki hemen yanında gözüken motor yağı markasına transfer edilebilir. Bu iki kavramın birbiriyle hiç bir alakası olmamasına rağmen beyin burada kandırılır.

3) Cinsellik eylemini düşündüren türlü vücut pozisyonları veya durumlarda etkilidir. Örneğin "üstü çıplak bir bayanla - üstü açık bir araba" imajını bir şekilde ima ederseniz, ki bu türlü ışıklandırma veya montaj teknikleriyle üretilebilir. Bu reklamı görenlerin beyni otomatik olarak üstü açık araba markasını cinsellik eylemiyle ilişkilendirir.             

4) Cinsellik düşündüren ve bilinçaltı etki üreten şekillerde  kullanılır. Bir bayan parfüm şişesi öyle bir dizayn edilir ki belli bir açıdan bakılınca uyarılmış erkek cinsel organı algısı üretir. Ya da bir şekerleme markası öyle bir görsel kullanır ki kadın cinsel organı algısı üretir ve bir de reklam metninde "ıslak" gibi kelimeler kullanırlarsa özellikle kadın tüketicilerde "haz" duygusu çağrışımı oluşturulabilir.

5) Özellikle kadınların toplumdaki gücü arttıkça lüks cipler gibi güç sembolü otomobiller kadınlara "sen çok güçlüsün" temalarıyla pazarlanır. Burada cinsellik değil cinsiyetin toplum içindeki yeri kullanılır. Bunun bir çok varyasyonu vardır.

6) Erkekler için cinsellikte görsellik, kadınlar için duygular önemlidir. Bu sebeple erotik görüntülü reklamlar daha çok erkeklere yönelik olurken, kadınlara duygularını ön plana çıkartacak romantik ve güçlü erkek imajları verilir. (Dizi ve filmlerde benzer taktikler uygulanır)

7) Bazen cinsellik içeren temalar şarkılarda kullanılır. Özellikle birden fazla anlama gelecek kelimelerin şarkı sözlerinde kullanılması,şarkıcının cinsellik çağrıştıran imajı ve video kliplerindeki cinsellik temaları bu şarkıların popülerleşmesine katkıda bulunabilir. Örneğin "Bana Gel" kelimeleri kullanıldığı yere göre algı değiştirir. Bir babanın ellerini açarak yeni yürüyen bebeğine "Bana Gel" demesiyle, bu kelimelerin bolca ruj sürülmüş bir kadın dudağına yakın çekim yapılarak ve belli bir ses tonunda söylenmesi tamamen bambaşka bir algı üretir. Bu hem şarkılarda, hemde şarkı kliplerinde sıklıkla kullanılan bir yöntemdir.

Kısacası toparlarsam cinsellik güçlü bir güdüdür. Erkek ve Kadınlarda algılanma şekli farklıdır. Cinsellik içeren ve bu algıyı üreten her tür reklam aracı, cinsel uyarılma ve haz duygularını pazarlamak istediği ürün ve hizmete yönlendirebilir. Ahlaki değildir ama yapılmaktadır.

Bazılarınız için rahatsız edici bir yazı olduğunun farkındayım. Zaten elimden geldiğince çok rahatsız etmeyecek şekilde yazdım.Burada veremediğim başka örnekler de var. Ancak işin temeli cinselliğe oynayan reklamların psikolojik etkilerini kesinlikle küçümsemeyin.

Bu sebeple bu alanda devlet tarafından oluşturulacak her tür kontrol mekanizmasını destekliyorum.

Çünkü cinsel içerikli reklamların sadece ihtiyacımız olmayan veya bize zarar verebilecek ürünleri sattırma etkisi yok.

Bir de özellikle görsellikten kadınlara göre daha fazla etkilenen erkeklere sürekli seks sinyallerine maruz kaldıkları bir ortam oluşturuyor.

Sağlıklı bir erkeğin ortalama olarak günde 19 defa cinsel ilişki düşündüğünü ortaya koyan araştırmalar var (Amerika'da Ohio State Üniversitesinden Terry Fisher ve ekibinin 2011 senesinde yaptığı araştırmayı baz aldım ancak giderek artan teknoloji ve görsel mesajlarla bu sayı artmış olabilir)

Zaten normalde cinsellik konusunda sıkça uyarılan bir erkek, bunun üstüne bir de her gün maruz kaldığı yüzlerce reklam üzerinden uyarılıp aşırı derecede tahrik edilirse neler olur sorusunun şu an bilimsel bir cevabı yok.

Her ne hikmetse bu konular pek araştırılmıyor.

Özellikle kadın ve çocuklara yönelik taciz,istismar vakalarıyla cinsel içerikli reklamlar arasında bir bağlantı var mıdır mutlaka araştırılmalı.

Kısacası. Reklamlara dikkat edin. Size çok masum gelen,eşiniz ve çocuklarınızla pek de önem vermeden izlediğiniz bir reklam, hiç de göründüğü gibi masum olmayabilir.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...