Ana içeriğe atla

AŞK DOLANDIRICILARINDAN KORUNMANIN 6 YOLU.



AŞK DOLANDIRICILARINDAN KORUNMANIN 6 YOLU.

Sevgili dostum,

Internet güzel ortamdır ve faydası da çoktur , ama her yerde olduğu gibi şeytanı ve kötüsü de çoktur.

Bunlara karşı kendini ve aileni korumak konusunda bilgi sahibi olarak, gerekli önlemleri alman lazımdır.

"Bana  bir şey olmaz"  kafası yaşarsan, o akılsız kafana nereden, neyin düşeceği hiç belli olmaz.

İnternet şeytanları temel olarak paranın ve zihninin peşindedir.

Bunları ele geçirmek içinde türlü renkli oltalara, türlü çekici yemler takıp İnternet denizine atarlar ve kurbanlarının gelmesini beklerler.

Bu oltalara takılan yemler içinde en etkilisi aşk ve cinsellik yemleridir.

Genelde aşk yemlerine dişi balıklar, cinsellik yemlerine erkek balıklar düşer.

Tuzaklar genelde İnternet üzerinden tanıştığınız "hayatınızın aşkı" ve "ruh eşinizin" bir süre sizinle romantik sohbetler yaptıktan sonra çeşitli sebeplerle yüklü paralar istemesine dayanır.

Eh sizde müstakbel eşinizden üç kuruşu esirgeyecek değilsiniz ya.

Neredeyse ev alacak kadar parayı "internet aşklarına " gönderen kurbanların hikayelerine medyada sık sık rastlarsın.

Ancak tabi esas büyük tehlike psikopatlar ve sapıklardan kaynaklanır.

İnternet üzerinden tanıştığı ultra yalancı bir psikopat tarafından tacize uğrayıp öldürülenlerin veya çocuk pornosu sapıklarının tuzağına düşen çocukların hikayeleri de çok yabancımız değil.

Peki bu pisliklere karşı kendimizi nasıl koruyabiliriz.

Sana şimdi boş laf değil pratik altı tane tavsiye vereceğim.

Lütfen bunları bilgisayarının olduğu yere veya sık görebileceğin bir duvara falan yapıştır.

Yapıştır ki gün gelir de aşk gözünü karartırsa bir ihtimal uyanabilirsin. Bana olmaz deme. Başına bu tür şeyler gelenlere de zamanında sorsan "Ben akıllıyım bana bir şey olmaz" derlerdi. Karşındaki şeytanların geneli profesyonel yalancı veya duygusuz psikopatlardır. Hafife alma.

1) Internet üzerinden yeni tanıştığın birine para yollama. Bitti. KESİNLİKLE PARA YOLLAMA. Sana birn türlü ağlamayla açlıktan ölürken konulu resim bile yollasa YOLLAMA. Bu kadar basit.

2) Elinde Google diye müthiş bir silah var. Tarihte hiç bir insana nasip olmayan koca bir bilgi denizi önünde duruyor. İnternet üzerinden yeni tanıştığın kişinin ismini,cismini her şeyini araştır. Profil resmini veya sana gönderdiği resimleri Google resim arama üzerinden arat. Eğer o resimler İnternet üzerinden alınmış sahte resimlerse zaten foyası hemen ortaya çıkarır.

3) Yeni tanıştığın kişi her kimse ve her neyse mutlaka etrafındaki güvenilir arkadaşlarına konuyu anlat ve fikirlerini al. Senin gözünü aşk ve şehvet bürümüş olsa bile arkadaşlarından bir tanesi "kendine gel" konulu bir vaazı sana mutlaka verecektir. (Çevrende her yaptığına gaz veren tipler varsa zaten onlardan arkadaş olmaz)

Dolandırıcı tipler sana türlü hikayelerle "ilişkimizi gizli tutalım" falan derler. Böyle gizemli bir ilişki sana çekici gelebilir. Buna kanma. Kiminle tanıştıysan ailen ve arkadaşların mutlaka bilsin. Zaten ailen ve arkadaşlarınla göğsünü gere gere tanıştıramayacağın hiç kimseyle böyle ilişkilere girme.

4) Yavaş git. Seninle iki yazışıp, iki de telefon görüşmesi yaptıktan sonra "en ölümsüz aşkını"  ilan edenlere kanma. Aşk ve Sevgi gibi kavramları hafifleştirme.

5) Şüphe kalkanını elinden hemen bırakma. Karşındaki seninle görüntülü görüşme yapmaya yanaşmıyor veya halka açık bir yerde buluşmayı sürekli erteliyorsa  bu işin altında bir çapanoğlu mutlaka vardır. Mazeret ve bahanelere prim verme.

6) Arkadaş,sevgili veya eş bulma amaçlı İnternet sitelerine dikkat et. Bu işler genel olarak problemli işlerdir ama madem kullanacaksın, o zaman bari bilinen,güvenilir ve ne olduğu belli siteleri kullan.

Dolandırıcı ve sapıklar sırf kurban düşürmek için böyle siteleri kendileri açarlar. Gördüğün süslü İnternet sitelerini de gözünde büyütme çünkü en süslü ve en kurumsal gözüken arkadaşlık sitelerini bile yapmak bir kaç günlük çalışmaya bakar.

Toparlarsam.

Duyguların ve şehvetin arttıkça beynin belli hormonları salgılamaya başlar.

Bu hormonlar aklının normal çalışma mekanizmasını yavaşlatıp,bozar.

Normalde "hadi oradan" diyeceğin pek çok acayip teklife, eğer önüne yeterince çekici bir yem konarsa hayır diyemez ve kabul edebilirsin.

Bu sebeple işin özü.

Hayatında duygusal bir ilişkiye gireceksen en güzeli normal şekilde yüz yüze tanış.

İnternet üzerinden böyle bir tanışma bir şekilde olmuşsa da hayatında olmadığın kadar dikkatli ol.

Sanki bir sabah mayın tarlasının ortasında uyanmış gibi adımlarına çok dikkat et.

Anlattıklarım şaka değil.

İnternet şeytanları, psikopatları ve sapıklarının hiç acıması ve şakası yoktur.

Sadece paranı değil, namusunu, şerefini ve canını bile tehdit edebilirler.

Hepimizin aklını, duygularından daha fazla kullanabilen ve kararlarını dikkatlice alan insanlardan olabilmemiz dileğiyle.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...