Ana içeriğe atla

SATIŞA YÖNELİK ALGI YÖNETİMİ.




Satış yapmak, insanları  ürün ve hizmetlerinizi satın almaları konusunda psikolojik olarak ikna etmek demektir. 

İkna kavramıysa Algı Yönetiminin sahasına girer. Şimdi size satışlarınızı arttırabilecek yüzlerce Algı Yönetimi tekniğinden sadece üç tanesinden örnekler vermek istiyorum. Algı Yönetimi teknikleri doğru kullanıldığına ve zamanlaması tam olduğunda satış oranlarınızı ciddi anlamda arttıracak güce sahiptirler.

1) Sattığınız ürün veya hizmetin insanların hangi duygularına hitap edip tatmin ettiğine dikkat edin. Ne kadar köklü ve derin duygulara hitap edebiliyorsanız insanların ürün veya hizmetinizi satın alması da o kadar kolay olacaktır. Çünkü insanlar kendilerine keyif veren duyguları tekrar tekrar yaşamak isterler. Unutmayın sattığınız şeyler hiç bir zaman ürünler veya hizmetlerin kendileri değil onların insanlarda oluşturdukları duygulardır. İnsanlarda bilmeden de olsa yanlış duygular uyandırıyorsanız ürününüz veya hizmetinizi satmanız çok zordur.

2) Sattığınız ürün veya hizmetin müşterilerinize sürekli olumlu geri bildirim verecek şekilde dizayn edilmesine önem verin. Müşteri ürününüzü kullanırken bir şekilde sürekli "olumlu geri bildirim" alırsa o ürünün bağımlısı olacaktır. Mesela satın aldığı bir otomobile her binişinde aynı "ayrıcalıklı olma" duygusunu hisseden bir insanın, o otomobil markasından kopması çok zordur. Bunun tam tersi olarak eğer ürününüz insanlarda "değersizlik" ve "sıradanlık" duygusu uyandırıyorsa ve dizayn konusunda hata yapmışsanız (yani pazarlama hatası varsa) ne yaparsanız yapın insanlar ürününüzü almayacak ve bir kere alsalar bile devamı gelmeyecektir.

3) Ürün veya hizmetinizin kullanışlı olması çok önemlidir. Bu sebeple müşterilerinizin bu ürün veya hizmetleri hangi ortamlarda kullanacaklarını araştırıp bulmanız ve aldığınız bu bilgilere dayanarak kullanışlılık hissi veren ürünler üretmeniz gerekmektedir. Mesela dünyanın en müthiş özelliklerine sahip bir telefonun kullanımı karmaşık menüler veya yanlış kültürel konumlandırma gibi sebeplerle zorlaştıysa, insanlar o ürün ne kadar muhteşem olursa olsun hiç düşünmeden kaplan görmüş ceylan gibi kaçacaklardır.

Eğer sürekli satış yapmak zorunda olduğunuz kendi işiniz veya satış alanında çalıştığınız bir kariyeriniz varsa "Algı Yönetimi Eğitimi" mutlaka edinmeniz gereken üzeri elmaslarla kaplı ve bir kere alıp kolunuza taktıktan sonra size sürekli kazandıracak çok değerli bir bileziktir.

(Algı Yönetimi Eğitimleri hakkında bilgi almak lütfen Ayça Kuru Akademiyle temasa geçiniz.)

AYÇA KURU AKADEMİ 
https://aycakuru.com.tr/
Tel: 0554 280 44 84


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...