Ana içeriğe atla

MODA ÜRETME VE ALGI YÖNETİMİ.


İngiltere kraliçesi Viktorya 1840 senesinde evlenmiş ve düğününde bembeyaz bir gelinlik giymişti.

O döneme kadar düğünlerde gelinler zamanın moda renkleri neyse onu giyer ve "beyaz gelinlik" gibisinden bir kavramları bulunmazdı. 

Beyaz renk kıyafetin "yas tutma kıyafeti" olarak algılandığı İngiltere'de Kraliçe Viktoryanın bu radikal hareketinden sonra kraliçelerini takip eden aristokratlar kendi düğünlerinde beyaz gelinlikler kullanmaya başlamışlar ve günümüze kadar gelen beyaz gelinlik algısını yaratmışlardır.

Bir toplumun yönetici sınıflarının giyim şekli o toplumun moda ve kıyafet algısını da değiştirir. Belli modaları ve giyim şekillerini o toplumda kabul görmüş kişiler üzerinden insanlara kabul ettirmek mümkündür. 

Hitap ettiğiniz müşteri segmentinin "sevgi duyduğu" ve "kendisinden üstün gördüğü" şöhretli insanlar üzerinden yapacağınız bir kampanyayla en olmayacak giyim stillerini bile insanlara kabul ettirebilirsiniz. 

Dizilerdeki çok sevilen karakterlerin kullandığı bir aksesuarın veya giyim şeklinin insanlar arasında hızlı bir şekilde yayılmasının sebebi budur.

Burada önemli olan Algı yönetimi kampanyanızı nasıl dizayn edeceğinizdir.

Tabi böyle bir kampanyaya girişmeden önce yoğun bir Algı Yönetimi eğitimi almanız gerekir.

Algı Yönetimi Eğitimleri için :

AYÇA KURU AKADEMİ 
https://aycakuru.com.tr/ 
Tel: 0554 280 44 84

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

KÖTÜ İNSANLAR KÖTÜ OLDUKLARININ FARKINDA MIDIR ?

  KÖTÜ İNSANLAR KÖTÜ OLDUKLARININ FARKINDA MIDIR ?  İyilik ve kötülük dünyaya ilk fırlatıldığımız günden bu güne önümüze konan bir seçenek. İlk olarak masallarla başlar annemizin bize anlattığı. Masalda mutlaka kötü bir karakter vardır. Kırmızı Başlıklı kızı yemeye kalkan kötü kurt, pamuk prensesi zehirleyen üvey anne gibi ve bizim yanımız her zaman iyilerin yanıdır. Daha sonra çizgi filmler girer yaşam hanemize. Örneğin Tom ve Jerry kedi fare masalında biz hep ufak minik fareyi tutarız, Kötü kalpli Gargamele karşı mavicik Şirinlerin yanındayızdır. Sonra görüntülü masallar olan filmler girer hayatımıza Star Wars evreninde Jedi olmak isteriz ve Yoda manevi babamız olsun diye iç geçiririz. Süpermen'in yanında Lex Luthora karşı savaşırız. Sonra yıllar geçer hayatın daha da içine gireriz çünkü artık bedenimiz büyümüştür ve masallar arkamızda kalmıştır ancak aynen o masallarda okuduğumuz çelik gibi net iyi ve kötü ayrımını ararız hayatta. Tüm dünya içinde kendimizin de olduğu iyile...

SALAKLIĞA ÖVGÜ