Ana içeriğe atla

KENDİNE GÜVEN NASIL OLUŞTURULUR ?




Sevgili Dostlar,

Eğitim talepleri arasında en sık gelen taleplerden birisi kendine güven eksikliği ve nasıl daha özgüvenli bir insan olunabileceği konusudur.

Şimdi kısaca bu konudaki bazı tavsiyelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

1) İç konuşmalarınızı dinleyin ve sürekli içinizden geçirdiğiniz kendi hakkınızdaki olumsuz düşünceleri belirleyin, gerekirse bu düşünceleri içinizden her geçirdiğinizde not alın. Notlarınızı kontrol ettiğinizde aslında sürekli benzer olumsuz düşünceleri kendinize telkin ettiğinizi göreceksiniz.

2) Olumlu düşünceleri kendinizi zorlayarak düşünce yapınıza katmaya çalışın. Belli bir konu hakkında günde elli kez “ben bu işi beceremem” diyorsanız en azından birkaç defa “denersem başarabilirim” telkinini kendinize zorla da olsa yapın. Yavaş yavaş olumsuz düşüncelerin sayısındaki azalmayı fark edeceksiniz. Zihin olumsuza daha kolay odaklandığı için olumlu düşünmek için kendinizi bilinçli olarak zorlamanız gerekir.

3) Size olumsuz telkinde bulunan aile, arkadaş ve yakın çevreden insanlara mümkün olduğunca mesafe koyun. Bu gibi insanlarla yapacağınız “efkarlı” ve “kendinize acıyan” sohbetler size hiçbir fayda getirmez. Hayatınızdan olumsuz ve karamsar insanları ne kadar eleyebilirseniz o kadar iyidir.

4) Size olumsuz olayları hatırlatan mekan ve eşyaları etrafınızdan uzaklaştırın. En basitinden sizi kötü hissettiren bir olayla zihinsel bağ kurduğunuz eski bir kıyafet bile her gördüğünüzde size o olumsuz olayı hatırlatacaktır. Bu tip nesneleri çöpe atın gitsin. Gene size olumsuz olayları hatırlatan mekanlardan uzak durun. Size kendinizi kötü hissettiren bir olayın yaşandığı bir kafeye sürekli gitmeye devam ederseniz her gittiğinizde zihniniz o olayı yeniden ön belleğinize atacaktır. Mekan değiştirmek her zaman iyidir.

5) Başarılı olduğunuz ve başkasından daha iyi yapabildiğiniz tüm yetenek ve becerilerinizi ortaya dökün. Her insanın başkalarından daha iyi yaptığı bir veya birden fazla doğal yeteneği mutlaka vardır. Eğer yok diyorsanız bu konuya kafaya yormadığınız ve kendinizi doğru dürüst tanımadığınız içindir.

6) Kendinizle ve başarılarınızla gurur duymayı öğrenin. Hak ederek kazandığınız tüm başarılarla gurur duymak hakkınızdır ve bu kibir demek değildir. Sizi kontrol etmek isteyenler sürekli başarılarınızı görmek istemezler ve en ufak gurur duymanıza şahit olurlarsa sizi kibirli olmakla suçlarlar. Bu tür şeylere kulaklarınızı tıkayın ve gerekirse bu tip insanları hayatınızdan çıkarın.

7) Düşük güvenli insanlar iltifat edilmekten rahatsız olurlar, öz güvenleri o kadar düşüktür ki kendilerine yapılan iltifatı hak etmiyorlarmış gibi düşünürler. Başarılarınızın takdir edilmesine alışın hatta bekleyin. Ülkemizde insanlara eleştiri yağmuru yağdırmak doğal karşılanır ama iyi yapılan işlere takdir çok azdır. İnsanlara korkmadan çekinmeden teşekkür edin ve tebrik edin ve aynı davranışları bekleyin. Kendi güvensizlikleri yüzünden planlarınızı, yeteneklerinizi ve başarılarınızı görmezden gelen veya eleştiren insanlar dostunuz değildir onları hayatınızdan çıkarın veya en azından kulaklarınızı tıkayın.

8) Korkularınızı kontrol etmeyi öğrenin. Mesele hiç korkmamak değildir çünkü korku eksikliği patolojik bir durumdur. Doğal olan korkmanıza rağmen korkularınızın üzerine gidebilmektir. Her korkunuzu aştığınızda kendinize güveniniz biraz daha artacaktır.

9) Kendinizi hiçbir zaman başkalarıyla kıyaslamayın. Kendi hedeflerinize ve yaptıklarınıza odaklanın çünkü herkesin başka bir hikayesi vardır. Sizi başkalarıyla kıyaslayanlardan da uzak durun.

10) Aşırı mükemmeliyetçi olmayın. Herkes hata yapacaktır çünkü öğrenme süreci hata yapmakla ilerler. Hata yaptıkça bunu iyi analiz edin ve bir daha ki hamlenizde öğrendiklerinizi avantaj olarak kullanın. Hiç hata yapmayan insanlar hiçbir şey denemeyen ve hiçbir şekilde gelişmeyen insanlardır.

11) Şükretmeyi bilin. Elinizde olmayanlara kafa patlatıp kendinizi üzeceğinize elinizdekilerin değerini fark etmeye çalışın. Sürekli şikayet eden insanlar kendilerini adım adım depresyona götürür.

12) Giyiminize, temizliğinize, sporunuza ve uykunuza dikkat edin. Görüntüsünü beğenmeyen ve kendini iyi hissetmeyen insanların güven sorunlarını halletmesi zordur. Kendine bakmamak övünülecek bir durum değildir ve zeki olduğunuzu falan göstermez. Fark göstereceksiniz bunu darmadağın saçlarınız veya pis dişlerinizle değil başarılarınızla yapın.

13) Somut erişilebilir hedefler belirleyin ve bunları adım adım uygulayın. Her şey çok güzel olacak diyerek bir köşede beklemek hedef belirlemek değildir. Somut hedeflerinizi belirleyin ve oturun plan program yapın. Hedefiniz ne kadar görünür olursa güveniniz o denli artacaktır. Bir köşede hayırlısı, nasipse olur ve dur bakalım bekleyip görelim diyen insanlar demir attığı yerde çürüyen gemiler gibi oldukları yerde parçalanıp giderler. Nasibinizin farkında olun ama hedefiniz doğrultusunda plan kurup çabalamaktan da kaçınmayın.

14) İnsanlardan yardım istemekten çekinmeyin. Herkesin sizden iyi bildiği veya size açabileceği bir kapı vardır. Kibir veya çekingenlik yapıp benim kimseye ihtiyacım yok, ben her şeyin en iyisini bilirim kafa yapısına girerseniz işleriniz çok zorlaşır. Tabi onlardan yardım istemenizi sizi kullanmak veya aşağılamak için fırsat olarak görebilecek tiplerden de uzak durun.

15) Son ve en önemli tavsiyem şudur. İnsanın kendine güveninin en önemli kaynağı kafasının içindeki bilgilerdir. Bir konu hakkında ne kadar az bilginiz varsa kendinizi o kadar güvensiz hissederseniz. Kendinizi eksik gördüğünüz alanlarda bol bol okuyun, internette tonlarca bulunan bilgilendirici videoları izleyin.
En önemlisi bir gün sonra tuvalete göndereceğiniz güzel bir yemeğe veya en çok bir sene içinde çöpe atacağınız bir ayakkabıya vereceğiniz kadar para bile tutmayan eğitimlere gitmeye çalışın.

Eğitim ve kişisel gelişim konusunda pintilik yapmayın çünkü içinde bulunduğumuz çağda bilgisiz ve eğitimsiz insanların hedeflerine ulaşma imkanları çok kısıtlıdır. Torpille ve yalanla belli bir yere gelseniz bile orada kalıcı olamazsınız.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com
https://www.facebook.com/algiyonetimi/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...