Ana içeriğe atla

İSTEDİKLERİNİZİ ELDE ETMENİZİ KOLAYLAŞTIRACAK 4 PSİKOLOJİ TAKTİĞİ

 



İSTEDİKLERİNİZİ ELDE ETMENİZİ KOLAYLAŞTIRACAK 5 PSİKOLOJİ TAKTİĞİ


Sevgili dostlar,

Zor dönemlerde hayat bazen daha da zorlaşmakta. 

Böyle bir ortamda en ihtiyaç duyacağınız bilgilerden bir tanesi de insan zihninin kilitleriyle uğraşan psikoloji bilimidir. 

Ancak bu bilime hakim olmak ve içinden pratik olarak kullanabileceğiniz yüzde yüzde yüz organik özleri herkesin çıkarmak zor olduğu için ben kanımca kararınca böyle bir hizmet vermek için çabalıyorum.

Umarım sizlere faydası olur.

Buyurunuz bugünkü taktiklere.

TAKTİK 1 :

Ciddi bir sinir, öfke ve korku içinde birisi size bir şeyler anlatmaya çalışıyor diyelim. 

Ancak o kadar öfkeli veya korkmuş ki hem derdini anlatamıyor hem de sizin de sinirinizi bozmaya başlıyor. 

Bu kişiyi duygusal durumdan acilen çıkarıp beyninin rasyonel tarafını kullanmaya geçirmeniz gerekiyor ki size doğru dürüst bilgi verebilsin. İşte püf noktası. 

Bir şekilde araya girip adresini, TC numarasını veya evlilik yıldönümü gibi somut bilgiler vermesini isteyin. Kısacası hafızasından maddi ve somut bilgiler çıkarmaya yönlendirin. Bunu yaptığınız anda karşınızdaki insanın beyni ister istemez duygusal durumdan çıkıp rasyonel moda girmeye zorlanacak ve öfke veya korku oranı azalacaktır. 

Bu taktik kendi kendinize de işe yarar. Örneğin öfkelendiniz ve yükselmeye başladınız, ya da korktunuz titremeye başladınız diyelim, hemen çok gecikmeden sabah kahvaltıda ne yediğinizi ya da tuttuğunuz takımın ilk on birini hatırlamaya çalışın. Beyniniz rasyonel duruma geçecek ve duygularınız daha hakim olunabilir duruma girecektir.

TAKTİK 2 :

Birinin size nasıl davranmasını istiyorsanız sanki öyle davranmış gibi konuşun. Örneğin ofisteki arkadaşından işle alakalı bir ricada bulunacaksın diyelim. 

Şu şekilde istersen pek şansın olmaz. "Hazırladığım Excel dosyasını bir de sen kontrol eder misin ?" 

Böyle düzden bir istek sana türlü türlü bahane sunulmasına sebep olur.

Ancak cümleyi şu şekilde kurarsan 

"Bana yoğun mesainden zaman ayırıp yardımcı olduğun için teşekkür ederim, ofiste senin gibi ilgili arkadaşlara pek sık rastlanmıyor, acaba rica etsem hazırladığım şu Excel tablosunu bir kontrol edebilir misin ?" 

Şimdi burada karşıdaki arkadaşa daha işin başında yardımsever ve ilgili insan payelerini yükledin. Buradan geri adım atıp ben bu payeleri istemiyorum demesi ve sana hayır cevabı vermesi zor olacaktır inan bana.

TAKTİK 3

Şimdi bu ilginç bir bilgi olacak. Şaşırmayın çünkü gerçekten yapılmış bir deneye dayanıyor. 

İşyerinde herkesin çok pis kullandığı bir ortak alan var diyelim. Ya da evde çocuğunuz odasını sürekli dağıtıyor ve kapalı odasında bazı yaramazlıklar yapmasından korkuyorsunuz. 

İş yerinde patronunun ve çocuk odasında anne babanın gözleri tam da aşağı bakan büyük resimlerinin duvara asılması çok işe yarayabilir. Çünkü insanlar kendilerine bakan gözleri hissettikleri zaman daha düzgün ve ahlaki davranırlar. Garip ama gerçek. 

Devlet dairelerinde o ülkenin yöneticilerinin resimlerinin duvarlara asılması da boşuna değildir. 

Kısacası insanlara sanki birisi onları izliyormuş hissini verecek resimler kullanın. 
Hele bu kişilerin resimleri otorite figürleri olursa daha da iyi olur. 

TAKTİK 4

İnsanlar bedensel olarak yoruldukları zaman ve üstelik karınları da açsa zihinsel dirençleri azalır. Böyle bir durumda çok daha kolay ikna olurlar ve normalde hayır diyecekleri şeylere evet diyebilirler. Beyin çok fazla enerji harcayan bir organdır ve yorgunlukla açlıktan ilk o etkilenir.

Bu sebeple filmlerde görürsünüz, polis sorgularında kişinin direnci kırılsın diye sorguya çekilenler uykusuz ve aç bırakılırlar.

Ya da gene filmlerde bazı kötü niyetli gruplar beyin yıkamak için müritlerini oruç ve fiziksel yorgunluk oluşturacak angaryalara yöneltirler.

Yani bu taktik bilinir.

Bu sebeple siz siz olun özellikle önemli konularda yorgun ve açken hiç bir şey imzalamayın ve hiç bir şey hakkında kesin karar vermeyin.

Önce bir güzel karnınızı doyurun, bir güzel uyuyun ondan sonra karar verin.


Evet sevgili dostlar bugünkü taktikler bu kadar.

Son tavsiyem.

Kişisel gelişim ve Psikolojik konulara ilgi duyuyorsanız içinde ilginç konulu videolar bulunan bir You Tube kanalım var.

Buraya abone olmak kendine yapabileceğin hoş bir iyilik olabilir. 

Bir bak istersen, gene de karar senin.

Mekanımız burada efendim, kanalda görüşmek üzere


Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...