Ana içeriğe atla

5 ALGI YÖNETİMİ VE MANİPÜLASYON TEKNİĞİ.


 5 ALGI YÖNETİMİ VE MANİPÜLASYON TEKNİĞİ.

Sevgili dostlar,

Kış soğukları gelirken içinizi ısıtacak birbirinden sıcacık Algı Yönetimi teknikleriyle gene karşınızdayım. Önceki yazılarımı okumamışsanız çok şey kaçırdınız bilginiz olsun.

Birazdan paylaşacağım tekniklerle hem kendinizi hem de başkalarını güzel amaçlar doğrultusunda yönlendirebilmeniz mümkün olacaktır. Güzel amaçlar kısmının üzerine basıyorum çünkü kötü niyetli olarak kullanmaya çalışırsanız hayatınız mahvolur, baştan uyarayım sonra demedi demeyin.

Bir de yazının sonunda ufacık bir ricam olacak bak bu kadar emek veriyorum, dikkate alırsanız sevinirim.

TEKNİK YEK

Tamamen hatasız ve hiç hatasını göstermeyen insanlar sempatik bulunmaz. Çünkü insan dediğimiz şey hata da yapar, saçmalarda. Eğer son derece hatasız ve mükemmel görünüyorsanız başkaları sizinle duygusal bağ kuramazlar. Bu görüntünüz onlara yapay ve yabancı gelir. Eğer bu "mükemmel" görüntünüzü çok uzun süre devam ettirirseniz düşmanlık toplamanız da kaçınılmazdır. 

O yüzden akıllı insanlar ufak tefek hatalarını saklamazlar hatta bazen bilerek ve isteyerek minik hatalar yaparlar. Hata yaptığınız zaman ve bunu sevimli şekilde kabul ettiğiniz zaman diğer insanların sempatisini kazanırsınız ve "onlardan biri" algısı verirsiniz. O yüzden benden size tavsiye özellikle iş hayatında aşırı mükemmel ve hatasız görünmeyin. Ufak tefek hatalar sizi daha kabul edilir ve sempatik kılacaktır.

TEKNİK DO

Karşınızdaki kişide hemen ve ani şekilde güven oluşturmak ve kalkanlarını indirmesini sağlamak istiyorsanız işte size püf noktası. Yeni tanıştığınız ve kalkanlarını indirtmek istediğiniz kişiyle ufak bir sırrınızı paylaşın (gerçek olsun çünkü yalanın anlaşılır kardeşim ve ters teper) 

Örneğin diyelim yükseklik korkunuz var. Eğer karşınızdaki kişiye laf arasında "aslında fazla insana söylemem ama ben yükseklere pek çıkamam, ufacık yükseklikten bile korkarım" şeklinde mini bir itirafta bulunursanız karşınızdaki kişi sizin bu güveninizden etkilenecektir. Hatta o da bunun karşılığında kendi ufak bir sırrını sizinle paylaşacaktır.  Mesela o da size "yaa sorma benim de böcek korkum var, minicik böcekten bile korkuyorum" gibisinden karşılık verirse işte aranızda güzel bir bağ kurulmuş demektir. Hadi bakalım güzel güzel arkadaş olun.

TEKNİK SE

Ofiste veya özel hayatınızda büyük ihtimal takışacağınızı düşündüğünüz biriyle oturup konuşmak zorundasınız diyelim. Kaçma şansınız da yok ve bu kişi hemen bağırıp çağırmasıyla ün salmış biri. Nasıl bu işi çözerim diyorsanız hocanız olarak size bir süper güç vereceğim. 

Görüşmeyi yapacağınız ofis ortamında veya kafede tam arkanızda bir ayna olmasına dikkat edin. Yani karşınıza oturduğu zaman ve size bakarken ister istemez aynada kendi yüzünü görsün. Böylece konuşurken kendi yüzüne de bakmak zorunda kalacaktır. 

Çoğu kişi kendini dışarıdan göremediği için ,öfkelendiği zaman ne kadar çirkin ve itici göründüğünü fark edemez. Kişi asabileştiği zaman yüzünün aldığı halden rahatsız olacak ve ister istemez sakin görüntüsünü korumaya çalışacaktır. Eğer sizde sakin kalabilirseniz tamamen kavga etmeye gelmiş birini sakinleştirici iğne yemiş bülbüle döndürebilirsiniz ve o kişi de görüşme sonrası kendi kendine "yahu çıngar çıkarmaya gitmiştim ne oldu bana anlamadım" diye söylenip durabilir. 

TEKNİK ÇAHAR

Bir grup içinde terbiyesizin biri sürekli sizinle alakalı şakalar yaparak diğerlerini güldürüyor diyelim. Şimdi laf etseniz kavga çıkacak, laf etmeseniz soytarı durumuna düşeceksiniz. Peki ne yapacaksınız ?

İşte size ufak bir numara. Birisi sizinle alakalı şaka yaptı ve tüm grup gülüyor diyelim. 

Hemen bilmeze yatın ve şakanın sizinle alakalı olduğunu anlamamış gibi "pardon ya, ben anlamadım şakayı tekrar etsene" deyin. Ama bunu gerçekten masum bir ifadeyle söylemeniz lazım. 

Şakacı arkadaş eğer yeterince aptalsa hemen şakayı keyifle tekrar edecektir. 

İkinci kere yaptığında grup içinde şakanın etkisi azaldığı için gülme sayısı da azalacak hatta grup üyeleri bunun terbiyesizlik olduğunu düşünmeye başlayacaklar. 

İşte burada tekrar ve rolünüzü bozmadan "yaa gerçekten şakayı gene anlamadım, herkes bir şeye gülüyor ama şunu bir kere daha söylesene çok merak ettim" derseniz, o kişide şakayı tekrar etme gafletinde bulunursa biraz önce onunla birlikte size gülenler artık onun tam bir densiz ve aptal olduğuna karar vereceklerdir. Zafer sizin olacaktır. 

Ancak burada üslup ve rol yapma yeteneğiniz çok önemli dostum.

TEKNİK PENC

Konuşurken lafınızın kesilmesi çok sinir bozucudur. Tam bir şeyler anlatırken hemen biri araya girerek veya sizden daha fazla bağırarak lafı almaya çalışır. Özellikle biriyle tartışırken bu daha sık rastlanır.  Tartışma programlarında sıkça görürsünüz. Peki çözüm nedir ? Basit. Siz konuşurken başka biri araya girip lafı almaya çalışıyorsa veya bağırarak üste çıkmaya uğraşıyorsa sanki o hiç yokmuş gibi davranın. Konuşma hızınızı ve tonunuzu hiç bozmadan devam edin. Eğer ritminizi korursanız laf kesici arkadaş aptalca bir duruma düşeceği için gagasını kapatmak zorunda kalacaktır.

Evet.

Geldik masalımızın sonuna. Umuyorum pratik ve herkesin anlayacağı şekilde anlattığım bu bilimsel Algı Yönetimi teknikleri işinize yarar.

Ufak ricam da şudur. 

Çok sayıda insana ulaşmasının faydalı olacağını düşündüğüm bir You Tube kanalım var. 

Abone sayısı artarsa çok sayıda insanımıza You Tube tarafından tavsiye edilebilir duruma gelecek. 

Aynen bu yazı gibi faydalı bilgiler vermeye çalışıyorum. 

Eğer destek olmak ve iyi bir şeyler yapmak isterseniz abone olursanız sevinirim. 

Hatta aile ve arkadaşlarınız da olursa çok daha güzel olur. 

Sizden destek istememim sebebi arkamda bir çıkar grubu olmaması.

Sadece sizlerin sağduyusu ve desteğine güveniyorum. 

Buyurunuz mekanımız burası. Kanalımızda görüşmek dileğiyle.

https://www.youtube.com/c/AydınSerdarKuru


Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...