Ana içeriğe atla

EKONOMİK KRİZ DÖNEMİNDE RUH SAĞLIĞINI KORUMAN İÇİN 5 TAVSİYE.



EKONOMİK KRİZ DÖNEMİNDE RUH SAĞLIĞINI KORUMAN İÇİN 5 TAVSİYE.


Sevgili dostlar,

Uzayın derinliklerinde bulunan Tatooine gezegeninde işler kötü haberleri geliyor.  

Galaktik para birimi olan Cred ciddi anlamda değer kazanırken gezegenin yerel para birimi lazer yemiş uzay gemisi gibi paramparça olmuş durumda. 

Böyle bir durumda bu gezegenin sakinlerine ruh sağlıklarını nasıl koruyabilecekleri konusunda bir uzay maili yazdım ama sizin de işinize yarayabilir diyerek bu tavsiyelerimi paylaşıyorum. 

Ekonomik kriz döneminde psikolojini ve ruh sağlığını korumak istiyorsan verebileceğim reçete şunlardır.


TAVSİYE BİR.

Kriz dönemlerinde her yönden moral bozucu felaket haberleri üstüne yağar. Haberler ve dedikodu fırtınaları sana kim olduğunu şaşırtır. Kendini sakın içine kapatma ama her negatif gelişme ve kıyamet tellallarına da fazla kulak verme.

Negatif haberler sinir sistemine fazla stres yükü bindirir ve türlü psikolojik rahatsızlıklar yaşamana sebep olur. Aşırı tepki vermekle, tamamen hareketsiz kalmak arasında orta bir yerde bulun. Sakince etrafını izle. 

Sakin ve odaklı kalabilmen çok önemli.  Bir sinema salonunda yangın çıkarsa aşırı panikleyip kapılara saldıranlar ezilir ve olduğu yerde hareketsiz kalanlarda boğulur. Sakin kal ve gelişmelere göre pozisyon al. Korku ilk olarak beyninin mantık kısmının işini bitirir bunu sakın unutma.


TAVSİYE İKİ.

Borç durumunu ve harcamalarını detaylıca listele. 

Tam olarak sende stres ve korku üreten hangi maddeler iyice belirle. Yani korkun tam olarak hangi durumdan kaynaklanıyor net ol. 

Harcamalarını ve masraflarını nasıl kısabilirsin bir deftere detaylıca yaz. 

Gerekirse ailece toplantılar düzenle. Bu toplantılarda herkes ne kadar tasarruf yapabileceğini açıkça belirtsin. Yorgan kısaldıkça ayaklarını da buna göre uzatman gerekir. 

Bu listeleri hazırlamak ve toplantılarda konuşmak ilk başta stres üretebilir ama bunu bir kere yaptıktan sonra önünü daha net görmeye başlarsın ve kontrol duygun artar. 

Kontrol duygun arttıkça stres seviyen düşecektir çünkü belirsizlik stresi azdırır. ama netleşmeye başladıkça stres azalır. 

Gerek işinle ve gerek ailenle alakalı net kararlar aldıktan sonra artık bunları kesinlikle uygulamak konusunda iradeli ol.  Örneğin tasarruf için hafta sonları evde yemeye karar verdiysen bunu kesinlikle uygula.


TAVSİYE ÜÇ

Stres seviyen arttıkça beynin otomatik savunma mekanizmaları üretecektir. Burada problem kolay ama zararlı yollara sapabilme ihtimalidir. Fazla alkol ve sigara kullanımı, kumar ve aşırı yeme gibi stres boşalttığını sandığın bataklara girebilirsin. Bunlar geçici olarak stresini azaltıyor gibi gözükse de orta ve uzun vadede işini bitirir. 

Su alan bir teknede rahatlamak için güneşlenmeye çıkarsan kısa zamanda batarsın. Üstelik bu tür yanlış rahatlama mekanizmaları yakınlarınla ilişkilerini bozabilir ve zor zamanlarda en çok ihtiyacın olduğu insani desteklerden seni mahrum bırakabilir. Kriz döneminde kafaca sağlam olman için ailen ve arkadaşlarının desteğini alman çok önemlidir.


TAVSİYE DÖRT

Kriz döneminde yapmak zorunda kaldığın her şeyi kendin için bir avantaja çevirebilirsin. 

Örneğin benzin parası çok geldiği için araba kullanamamak yürüme imkanını arttırır ve böylece uzun yürüyüşler yapma alışkanlığı edinebilirsin. Böyle bir alışkanlık sağlığına müthiş faydalı olacaktır. 

Bazı tamiratları kendin yapmayı öğrenebilir, farklı ücretsiz kurslarla kendini geliştirebilir, kriz döneminde ortaya çıkacak yeni ihtiyaçlardan değişik iş imkanları üretebilirsin. 

Kısacası her zaman alıştığın yaşam biçiminin dışına çıkabilmek ve olaylara farklı bakabilmek için müthiş bir fırsat olabilir bu tür krizler. 

Çok klişe olacak ama doğrudur. 

Tepene taş yağıyorsa ağlama onlardan kendine bir ev inşa et, üstüne limon atıyorlarsa sızlanma limonata yapıp sat.  

Kısacası her tür olumsuzluk doğru bakarsan avantaja çevrilebilir ama bunu yapabilmen için birinci tavsiyede dediğim gibi sakin ve odaklı kalabilmen lazım. 

Panik halindeysen önündeki altın dolu sandığı bile görmezsin.


TAVSİYE BEŞ

Her şeyi ben bilirim deme. Her işin bir uzmanı vardır. 

Finansal durumunla alakalı güvenilir danışmanlardan yardım al. 

Psikolojik durumunla alakalı işinde iyi uzmanlara danış. 

Her durumda her işin bir ustası vardır. 

Farklı ek işler yapmak istiyorsan gidip kendi kafanla işe girişme

Örneğin evde gözleme yapıp satmaya karar versen şu an bu işi çok iyi yapan bir gözlemeci mutlaka vardır. Git ona danış. 

İnsanların çoğu yardımcı olmaya ve öğretmeye her zaman hazırdır yeter ki ego yapma ve sor.


Bonus Tavsiye : 

Bu dönemde kendini geliştirmen önemli. Bol bol kitap ve kendini geliştireceğin videolar izle. Yapabileceğin en kötü şey işe yaramayacak sızlanmalar ve felaket haberlerini takip ederek değerli zamanını boşa harcamaktır. 

Bulunduğun gezegenden girebiliyorsan her gün bir tane eğitim videomu aç karnına izlemek sana büyük fayda verebilir.

Buyurunuz ücretsiz eğitim videolarım. 

https://www.youtube.com/c/AydınSerdarKuru

Tavsiyem ilk olarak "Öz Disiplin Nasıl Sağlanır" videomu izlemen çünkü bu dönemde disiplinli davranman fırtına geçene kadar gemini batırmaman için çok önemlidir.

Moralleri bozup, enseyi karartma. Bunlarda geçer yeter ki sen zihnini ve ruhsal durumunu sağlam tut. Zor şartlar güçlü insanlar ortaya çıkartır. Daha da güçleneceksin yeter ki kendini salma.


Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru



 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...