Ana içeriğe atla

PROPAGANDANIN 10 KURALI.




PROPAGANDANIN 10 KURALI.

Sevgili Dostum

Her şeyde olduğu gibi propagandanın da kuralları vardır.Bugün seninle propagandanın 10 temel kuralını paylaşacağım. Bunlar sana tanıdık geliyorsa "Propaganda Köftesini" günde üç öğün yiyorsun demektir. Yediğine içtiğine ama daha önemlisi zihnine soktuklarına dikkat et.

Kural 1 : Bilgi Akışını Kontrol Et.

Sadece bizim gazetemiz ve televizyonumuz doğruları söyler diğer gazete ve televizyonlar seni kandırır temasıyla hedeflediğin insanların "bilgiyi" sadece senden almalarını sağla. Becerebiliyorsan kendi bilgi kanallarından başkasına pek imkan verme.

Kural 2 : Hedefteki insanların inanç ve değerlerini kullan. Zaten sahip oldukları inanç ve değerleri daha da alevlendir. Düşürmek istediğin bisikletliyi yokuş aşağı giden eğimli yola yönlendirmekle kalma bir de yolun üstüne yağ dökerek yokuşun etkisini arttır. Hedefindeki insanlar çevreciyse "ormanların yanıyor" de. Hedefindeki insanlar fabrika işçisiyse "ormanlar karın doyurmaz azıcık da fabrika açmamız lazım" de.

Kural 3: Seçimleri Kolaylaştır. Seçenekler çoğaldıkça kafalar karışır. Her şeyi siyah ve beyaz , iyi ve kötü olarak basitleştir. Önüne elli seçenek konan insanlar harekete geçemez ama sadece iki seçenekleri varsa karar vermeleri basitleşir. Elli çeşit hamburgerden seçim yapman zordur ama önüne yiyecek olarak tek bir çeşit hamburgerle, bir adet keçiboynuzu odunu koyarsam hangisini yiyeceğine daha çabuk "karar verirsin"

Kural 4 : Grup baskısını kullan. "Herkes böyle yapıyor", "Herkes aptal bir sen mi akıllısın" ve "sürüden ayrılanı kurtlar yer" temalarını göz önüne ser. İnsanlar grup dışı kalmaya dayanamazlar. Herkes bir şekilde bir sürünün veya kabilenin parçası olmak ister. Sürü dışında olmak isteyenler bile "sürü dışındakiler" grubunun üyesidir.

Kural 5 : Zihinlerine gir. Önce mesajına dikkatlerini çek. Mesajı sürekli tekrarla ki hatırlayabilsinler.Yeterince tekrardan sonra mesajı zihinlerine iyice sok. Bu süreci defalarca tekrarla. "Mahalleye uzaylılar inmiş" lafını bir kere duyan kişi buna gülüp geçer. Ama tam bir yıl boyunca günde elli kere elli farklı kişiden bunu duyarsa "uzaylıları ben de gördüm" diyerek en fazla o iddia etmeye başlar.

Kural 6 : Propaganda kaynağını gizle. "Sağlıklı bir yaşam için her gün tavuk eti yemeniz lazımdır" mesajını Tavuk Üreticileri Birliği verirse fazla inandırıcı gelmez. Ama bu mesaj " Hamsi Paluğu Federasyonundan" gelirse "acaba" dersin. Üstelik buna bir de "Bamya Yetiştirme Akademisinin"  tavuk etini destekleyen görüşleri de eklenirse tavuk etine bakışın değişir.

Kural 7 : Bilgi ihtiyacını gidermeyi kolaylaştır. Tek tıkla haberlere ulaşabilsinler. Televizyonda saatlerce süren haber bültenleri ve tartışmalar kolayca izlenebilsin. Uyumadıkları her an bilgiye erişmek nefes almaları kadar kolay olsun. Özellikle korkan insanlar daha fazla bilgi edinmek ister. Korkut ve daha sonrada korkutulan şeylerle alakalı sürekli "bilgi yağdır".  Reçel satıyorsan "Bal insanı hasta eder" de. Balla alakalı türlü korkunç dedikodu yay. İnsanlar korktukça "balla alakalı" daha fazla bilgi arayacaklar ve bilgi aradıkça "propaganda çengellerine" daha fazla takılacaklardır.

Kural 8 : Psikolojik,Ruhsal ve Sosyal İhtiyaçları karşıla. Sıkılanları eğlendir (eğlence üzerinden mesajını ver) , depresyona girmişlerse kurtuluş yollarını göster (kurtuluş reçetesi içine mesajını sakla), beğenilmek ve saygı görmek istiyorsa gerekli "beğenilme" ve "önemli hissetme" imkanlarını bedavadan sağla. Ellerine öyle yüksek teknolojili imkanlar ver ki hayatta tek varlığı tuttuğu futbol takımı olan birisi bile takımıyla yüzlerce kişi önünde övünebilsin.

Kural 9 : Kahramanlarını "insanlaştır" düşmanlarını "insanlıktan çıkar".  İyi kalpli "Rambo" kötü kalpli "vietnam askerlerini" yüzer yüzer öldürsün. Rambonun "sevenleri vardır" ama yüzer yüzer öldürdüğü Vietnamlı askerlerin aileleri ve sevdikleri yoktur algısını oluştur. Şirinler hep iyi ama Gargamel hep kötüdür hikayelerini sürekli aktar.

Kural 10 : Tüm verileri ve bilimsel bilgileri dikkatlice ayrıştır. Bir bilgi eğer senin mesajını destekliyorsa "Bilimsel Gerçek" eğer senin mesajını desteklemiyorsa "Sahte Bilim" olsun.Mesajını destekleyen her tür "veri" gerçek, mesajını desteklemeyen her tür veri "yalan" haline dönüşsün. Seni haklı gösterecek bir maydanoz yaprağını büyüteçle orman gibi göster ama seni haksız çıkaracak koca bir ormanı görmezden gel.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru









Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...