Ana içeriğe atla

ALIŞKANLIKLARIN GÜCÜ.


ALIŞKANLIKLARIN GÜCÜ.

Sevgili dostum,

Hayatının kalitesini belirleyen en önemli unsurlardan bir tanesi de alışkanlıklarındır.

Her alışkanlığını gelecekteki kendine verdiğin bir oy gibi düşün.

Nasıl bir insan olmak istiyorsan o yönde davranışlar sergilersin ve bu davranışların zamanla alışkanlıklara dönüşerek güçlenir. Her bir davranışını ince bir iplik gibi sembolize edersek, bu ince iplikler zamanla birleşerek kopması çok zor halatlara dönüşür.

Aynen matematiksel bir formül gibi hayatındaki alışkanlıkların sonucunu yaşam ekranında hemen görürsün.

Para harcama alışkanlıklarının sonucu banka hesabının içindekilerden belli olur.

Beslenme ve spor alışkanlıklarının sonucu aynaya bakar bakmaz ortaya çıkar.

Öğrenme alışkanlıklarının sonucunda ortaya çıkan bilgi seviyen ağzını açar açmaz veya iki satır yazar yazmaz kendini gösterir.

Olumlu alışkanlıklarının sayısı,olumsuz alışkanlıklarından fazlaysa hayat kaliten de yükselecektir.
Terazi tersine basar ve olumsuz alışkanlıkların ağır basmaya başlarsa, aynı tepetaklak durumları hayatında da görürsün.

Bir davranışı alışkanlık edinmenin yolu, onu çok çok yapmak değil sürekli yapmaktır.

Örneğin İngilizce öğrenmek için gidip bir çok kitap alıp, bir ay evine kapanarak deliler gibi çalışman pek bir işe yaramaz. Kısa zamanda sıkılıp bu işi bırakırsın.

Ancak her gün İngilizce on adet kelime öğreneceğim dersen ve bunu yapmadan akşam yatağına girmezsen öğreneceğin kelime sayısı ayda üç yüz ve yılda üç bin altı yüz  kelime eder.

Bir de bakarsın ki zamanında sana "fan fin fon" gibi gelen İngilizceyi anlamaya, hatta konuşabilmeye başlamışsın.

Spor alışkanlığı da öyledir. Gidip bir spor salonuna üç ay peşin para yatırarak, müthiş bir hevesle kendini makineden makineye atanın sonu genelde bir ay içinde spor salonunu bırakmak olur.

Ancak her gün beş dakika spor yapacağım diye başlayıp her hafta bu süreye beş dakika daha eklersen.
İki ay içinde kırk beş dakika spor yapmak sana kolay gelmeye başlar. Hele bir de beslenmene dikkat edip bu alışkanlığını sürdürürsen, bir sene içinde en yakın arkadaşların bile seni tanıyamaz.

Kısacası sevgili dostum hayatında ne kadar olumlu alışkanlık edinirsen ve az bile olsa bunları sürekli yapmaya kendini alıştırırsan toplam hayat kaliten kısa zamanda yükselecektir.

İşin formülü edinmek istediğin her tür davranışa az ve kendini bıktırmayacak şekilde başlayıp sürekli tekrarla zihnine ve vücuduna bu yeni alışkanlığı kabul ettirmektir. Zihnin ve vücudun yeni davranışa alışıp bir kere otomatik pilota aldığı anda olumlu yeni bir alışkanlık edinmiş olursun.

Olumlu alışkanlıklarının,olumsuzları bastırdığı bir hayatı yaşayabilmen dileğiyle.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com




Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...