Ana içeriğe atla

NASIL GÜÇLÜ OLURSUNUZ ?


NASIL GÜÇLÜ OLURSUNUZ ?

Sevgili dostlar,

Bugün sizlerle hayatta başarıya ve mutluluğa götüren en önemli unsur olan güç kazanmanın yollarını Algı Yönetimi Zihinsel Tekniklerine göre anlatacağım.

1) Güçlü olmak hayatta en çok istediğiniz sonuçları üretmek ve bunu yaparken başka insanlara faydalı olmak demektir. Başkalarına zarar veren güç gerçek güç değildir.

2) Bütün başarıların temelinde harekete geçmek yatar. Sadece bilgi sahibi olmak veya bir şeylere niyetlenmek eğer harekete geçmezseniz hiçbir değer taşımaz.

3) Her şeyin anlamı ona verdiğimiz anlama göre değişir. İşten çıkarılan iki kişiden bir tanesi bunu felaket olarak görürken diğeri kendisine yeni imkanlar sağlayacağı için sevinebilir. Olayın kendisinden çok, ona yüklediğiniz anlam güç kazandırıcıdır. Hayatınızda olanların hissettirdikleri “gerçekten” olanlar değil bunlara yüklediğiniz anlamdır. İş yerinde terfi alamayan biri “üzüntü” tepkisi verebileceği gibi kendisini daha çok geliştirmesi gerektiğini düşünerek yeni hamleler için “heyecan” tepkisi de verebilir.

4) Çözüm bulamadığınız durumların sebebi zihninizdeki kısıtlayıcı düşüncelerdir. Bir konuda çıkış bulamadığınız zaman zihninize şunu sorun  “Eğer kesinlikle başarısız olmayacağımı bilseydim bu sorunu nasıl çözerdim ? “ Bu soru zihninizdeki kısıtlayıcı önyargıları aşabilmenizi sağlayacak ve beyninizin çözüm bulmasına yol açabilecek bir sorudur.

5) Sorumluluk almak başarıya götüren yoldur. Hayatınızda ne olursa olsun mutlaka sorumluğunu alın. “Bu sorun benim çözmem gereken ve çözebilecek güce sahip olduğum bir sorundur” cümlesi sizi başarıya götürecek adımları atmanızı sağlar. Başarısız insanlar genelde hayatlarında olan her şeyin sorumluluğunu başkalarına atar ve bu sebeple üzüntü dolu mutsuz hayatlar geçirirler.

6) Yaşadığınız her deneyimi olumlu şekilde yorumlayın. Hiçbir şey yüzde yüz olumsuz değildir. Her şeyin içinde yer alan olumlu tarafı bulun ve olumlu tarafı  ön plana çıkartarak olayı yeniden yorumlayın. Örneğin iş yerinde maaşınızın artması için İngilizce bilme zorunluluğu var ve siz bu zammı hak etmenize rağmen sırf İngilizce bilmediğiniz için bir türlü terfi alamıyorsunuz. Olayı olumsuz şekilde yorumlarsanız “Ne kadar adaletsiz bir şirket burası, İngilizce bilmemin işimi yapmamla ne alakası var, o terfi benim hakkımdı” gibi üzüntü ve öfke üretecek düşüncelerin içinde kaybolursunuz. Ancak olayı olumlu yorumlamayı tercih ederseniz “ Böyle bir şart koşmaları çok iyi oldu böylece gayret gösterip hayatımda işime yarayacak İngilizce öğrenmek için motive olacağım.  O zammı hakkediyorum ve İngilizce engelini kısa zamanda halledebilirim. Hemen araştırmalara başlayayım” türü bir düşünce sizi başarıya götürecektir. Kendinizi alıştırırsanız her olayı sizi güçlendirecek şekilde yorumlayabilirsiniz.

7) İnanç çok kuvvetli bir başarı faktörüdür. İnandığınız şeyler hayattaki yerinizi belirler. Sizi geliştirip güçlendiren inançlara sarılırken, sizi zayıflatan inançları zihninizden çıkarın. Örneğin elinizin her işe yatkın olduğuna inanmak güçlendiren bir inançtır. Sakar ve şanssız olduğunuza inanmak da zayıflatan bir inançtır. Zihninizde sadece sizi güçlendirecek inançlara yer verin.

8) Hayatta her zaman en iyisini isteyin ve bunu insanlardan talep edin. Nerede yaşayacağınızdan tutun diğer insanların size davranış şekillerine kadar hep en iyisini arayın ve bunun dışındakileri kabullenmeyin. Hayatın çok ilginç bir yönü kendisi için en iyisinden başka seçenek görmeyen insanların genelde en iyisine ulaşmalarıdır. Hiç kimsenin sizi vasat bir hayata razı etmesine izin vermeyin.

9) Her zorluk sizi başarıya ulaştıracak ve mutlu edecek şeylerin tohumlarını içinde barındırır. Olayları dikkatle inceleyin ve o minik tohumları görmeye çalışın. Her zorlukla beraber mutlaka bir kolaylık olduğuna gerçekten inanın.

10) Şansım yok diye kıvranan bir insansanız şunu bilin. Şans denilen şey fırsat ve hazırlığın birleşiminden oluşur. Eğer hazır değilseniz önünüze fırsat çıksa da değerlendiremezsiniz. Futbolda önüne kaleye yakın bir yerde top gelen oyuncu eğer o topa vurmak konusunda senelerce antrenmanla kendisini hazırlamamışsa gelen pozisyonu değerlendiremez.  Fırsatlara karşı gözünüzü açık tutarken bir yanda da yapmak istediğiniz her neyse o alanda kendinizi sürekli hazırlayın.

11) Başarının formülü şudur. Önce ne istediğinizi kesinlikle bilmek. Daha sonra o istediğiniz şeye ulaşmak için hayatınızda hangi bedeli ödeyeceğinize karar vermek. Sonra da o bedeli ödemek.

12) Kendinizle konuşurken üzüntülü şekilde konuşmayın. Ne kadar bezgin ve üzüntülü şekilde kendi kendinize konuşursanız o kadar çabuk depresyona girersiniz. İç konuşmalarınız her zaman canlı ve güçlendirici şekilde olsun.

13) Yapmak istemediğiniz ve sevmediğiniz hiçbir şeyde başarılı olamazsınız. Olsanız bile mutsuz olursunuz. Yaparken keyif aldığınız ve size oyun gibi gelen işlerde başarı şansınız çok yüksektir. Neyi yapmayı seviyorsanız dikkatinizi oraya yoğunlaştırın.

14) İnandığınız her şey sizin için “olabilir” hale gelir. İnanmadığınız şeylerde beynininiz tarafından “kesinlikle olamaz” olarak yorumlanır. Bir konuda olumsuz ve kötümser düşünceleriniz varsa bunun en büyük sebebi inanç sisteminizde yatar. Bu tür olumsuz düşüncelere hangi içsel inancınızın sebep olduğunu bulmaya çalışın. Örneğin tüm çocukluğunuz boyunca aileniz size “bizler sıradan insanlarız öyle gözünü çok yükseklere dikme”  telkininde bulunmuşsa ve buna dayalı bir inanç geliştirmişseniz başarı hedefinize ulaşmanız zordur çünkü zihninizin içindeki bu zayıflatıcı inanç sizi sürekli engeller. Bir yerde takıldıysanız iyice düşünerek hangi zayıflatıcı inancınızın buna sebep olduğunu bulmaya çalışın.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Analiz, Danışmanlık, Koçluk ve Eğitim talepleriniz için Sosyal Medya üzerinden veya aşağıdaki e-posta adresinden benimle iletişime geçebilirsiniz.
serdarkuru1975@hotmail.com



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...