Ana içeriğe atla

KENDİNİZİ İYİ HİSSETMENİN YOLLARI.


Sevgili Dostlar,

Kimse kendini kötü hissetmek istemez ve her insan kendisini iyi hissetmenin yollarını arar. Bugün sizlerle kendinizi kötü hissettiğinizde bu durumunuzdan kurtulmanıza yardımcı olacak bazı Algı Yönetimi Zihinsel tekniklerini paylaşmak istiyorum.

1) Kendinizi sakın etiketlemeyin çünkü bu kendinize zarar vermektir. Yaptığınız tek şeye bakarak kendinize etiketler koymaktan kaçınmanız gerekir. Örneğin bir şeyi becerememeniz “beceriksiz” olduğunuzu veya bir konuda yanlış karar vermeniz “akılsız” olduğunuzu göstermez. Hayatınız düşünce, duygu ve eylemlerden oluşan bir nehirdir ve sadece tek bir olaya dayanarak kendinize olumsuz etiketler yapıştırmanız size zarar verir. Şaka bile olsa “ben aptalım” veya “ben başarısızım” gibi kelimelerin ağzınızdan çıkmasına izin vermeyin çünkü bilinçaltınız şakadan anlamaz ve bunları gerçek sanabilir.

2) Hayattaki başarılarınız tatmin sağlayabilir ancak mutluluk getirmez. Aynı şekilde başkaları tarafından sürekli övülmekte size mutluluk getirmez hatta tehlikeli bir alışkanlığa dönüşebilir. Eğer yaptığınız şeylerin sürekli başkaları tarafından onaylanmasına kendinizi alıştırırsanız en ufak bir eleştiride çökersiniz ve sizi eleştirenler sizi yönlendirmeye başlarlar. Böylece size duygusal şantaj yapılmasına da zemin hazırlarsınız. Başkalarının övgülerine de, eleştirilerine de kulak asmayın. Sizi mutlu eden ve doğru bulduğunuz şeyler neyse onu yapın.

3) Her şeyi siyah-beyaz veya doğru-yanlış gibi kesin çizgilerle görmeyin. Hayat karmaşık ve rengarenktir. Sürekli mükemmeli arar veya “olması gereken sadece budur” gibi düşüncelerle kendinizi kısıtlarsanız en ufak bir olayda kendinizi “başarısız” görüp üzüntü girdabına sokarsınız. Çay içmek için çay bardağı yoksa su bardağıyla da içilebilir. Ayrıntılara takılmayın ve keyifle çayınızı içmeye odaklanın.

4) Moralinizi bozan düşüncelerin çoğu mantıksız düşüncelerdir ancak kafanızın içinde dolaşan düşüncelerin mantıksızlığını o anda anlayamazsınız. Bunu yapmanın en güzel yolu kafanızdan geçen olumsuz düşünceleri bir kâğıda yazmak ve daha sonra sakin şekilde bunları okumaktır. O zaman bu düşüncelerin birçoğunun ne kadar mantıksız ve aslında kafanızı takmamanız gereken ufak şeyler olduğunu göreceksiniz.

5) Hepimizin iki tane kulağı vardır. Birisi size “senin iki tane kulağın var” dediği zaman bu sözün sizi olumsuz etkilemesi imkansızdır çünkü var olan ve herkeste olan bir şeyi söylüyordur. Aynı şekilde hepimiz mükemmel olmayan ve hataları olan varlıklarız bu sebeple birisi size “sen hatalar yapıyorsun ve mükemmel değilsin” dediği zaman da bu eleştirinin sizi etkilememesi gerekir. Unutmayın hiç kimse mükemmel değildir ve herkes sıklıkla hata yapar. Mükemmellik peşinde koşmak bir hayaldir çünkü öyle bir şey yoktur.

6) Bütün ruh halleriniz düşünceleriniz tarafından oluşturulur. Üzüntülü olduğunuz zaman duygusallaşırsınız ve olumsuz düşüncelerin etkisi altına girersiniz. Duygusallaşmanız da aklınızı gölgeler ve sizi üzen olumsuz düşüncelerin mantıksızlığını anlayamazsınız.

7) Üzüntülü olduğunuz zaman beyniniz sadece olumsuz şeyleri görmeye odaklanır çünkü duygularınız gözünüzü kapatır. Kendinizi zorlayarak olumlu şeyleri de görmeye çalışın çünkü hiçbir olay veya durum tamamen olumsuzluktan oluşmaz.

8) Zihin okuma veya Kehanette bulunma gibi şeylerden kaçının. Örneğin ağzınızdan kaçan bir söz yüzünden “Herkese rezil oldum artık herkes beni aptal sanacak” gibi bir cümle tamamen mantıksızdır. Öncelikle karşınızdaki insanların zihinlerini okuyamazsınız ve onların hakkınızda ne düşündüğünü de bilemezsiniz. Aynı şekilde gelecekte size nasıl davranacaklarını da bilemezsiniz. Kısacası bunlar tamamen zihninizde oluşturduğunuz sanal görüntülerdir.

9) Üzüntülü bir ruh haline girmeye başladığınızı hissettiğiniz anda kendinizi hemen yakalayın ve şu soruyu sorun “Şu anda hangi düşünceleri düşünüyorum ve bu düşünceler neden beni olumsuz etkiliyor ?” sonra da ikinci soruyu sorun “Bu düşüncelerimin doğru olduğuna yüzde yüz emin miyim , kanıtlarım ne ?”. Eğer bu soruları doğru şekilde sorarsanız sizi üzen düşüncelerin tamamına yakının hayali ve gerçeğe dayanmadığını göreceksiniz.

10) Kendinizi kötü hissetmenize sebep olan düşüncelerin tamamı dışınızdaki olayların sonucu değil sizin kendi zihninizde o olaylar hakkında kurduğunuz büyük kısmı somut kanıtlara dayanmayan olumsuz hayallerdir. Eğer beyninize bu hayalleri analiz etmek için imkan tanırsanız bu olumsuz düşüncelerin kısa zamanda ortadan kalktığını görecek ve kendinizi daha iyi hissetmeye başlayacaksınız.

Kısacası, bir insanın kendisini iyi veya kötü hissetmesi zihninin içindeki düşüncelere bağlıdır. Bu düşünceleri ne kadar etkin şekilde kontrol edebilirseniz ve duygularınızın sizi etkilemesini engelleyebilirseniz kendinizi o kadar iyi hissedecek ve daha mutlu bir hayata sahip olacaksınız.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Analiz, Koçluk ve Eğitim talepleriniz için aşağıdaki e-posta adresinden iletişime geçebilirsiniz.

serdarkuru1975@hotmail.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...