Ana içeriğe atla

ACELECİLİKTEN KURTULMANIN 9 YOLU

ACELECİLİKTEN KURTULMANIN 9 YOLU

Sevgili dostum,

Eğer tüm yaşamın panik atak tavşan gibi koşturmakla ve o kadar koşturmana rağmen gene de hiç bir işe yetişememekle geçiyorsa ailenizin Algı Yönetimi uzmanı olarak bu sendromdan kurtulmanın tam dokuz yolunu sana anlatacağım. Aceleci bir insan olduğunu bildiğim için kısa kısa yazıyorum meraklanma.

1 ) YAPTIĞIN ŞEYİ NEDEN YAPTIĞINI SORGULA

Biri sana zıpla dediği zaman "neden" diye hiç sormadan "ne kadar yükseğe" diye soran insanlardansan  büyük ihtimal yaşamın etrafındaki insanların isteklerini yerine getirmekle ve onların bitmeyen işlerine koşturmakla geçiyordur. Öncelikle herkesin isteklerine "evet" demekten vazgeç ve "hayır" diyebilmeyi öğren. Herkese "evet efendim" dersen bir yerden sonra sırtına o kadar iş yüklerler ki hareket edemez hale gelirsin. Senden istenen her şeyin arkasındaki ana mantığı sorgula. Örneğin biri senden su getirmeni rica ederse ve kendisi bu suyu getirmeye tamamen müsaitse ona "hayır" de. 

Sadece aklına ve vicdanına uyan mantıklı taleplere "evet" de. 

Bu dünyaya insanları memnun etme makinesi olarak gelmedin.

2)  SINIRLARINI İYİ ÇİZ

Üzerine sürekli iş binmesinin sebebi büyük ihtimal etrafındaki tembel ve beceriksiz sürüsünün hiç bir işi becerememeleri ve kendi görevlerini "ben bunu yapamadım" diyerek senin üzerine yıkmalarıdır. 

Pardon ama sen Süper Kahraman değilsin. İnsanlara yardımcı olmaya çalış ama işlerini üzerine alma. Gerek özel hayatında gerek iş hayatında sınırlarını ve sorumluluklarını iyi çiz. Yapman gereken şeylerin en iyisini yap ama geri kalan işler gerçekten senin problemin değil. 

3) HER İŞİ AYNI ANDA YAPMAYA ÇALIŞMA

Çoklu iş yapma alışkanlığı seni bitiriyor haberin olsun. İnsan beyni ve zihin sistemi aynı anda beş tane işi yapmak için dizayn edilmemiştir. Beş tane iş yapacaksan öncelik sırasına koy ve teker teker yap. Aynı anda beş topu da havada döndürmeye çalışırsan o topların hepsi kafana düşer. 

4) İŞLERİ ÖNCELİKLERİNE GÖRE SIRALA

Dostum her iş aynı önemde değildir. Örneğin teknen delinmiş ve su alıyorsa ilk yapman gereken deliği kapatmaktır. Eğer sen deliği kapatmadan önce karnım çok acıktı gidip aceleyle bir yumurta kırayım dersen o yumurtayla beraber boğulursun. Yapman gereken işleri çek önüne bir kağıt kalem tek tek yaz. Sonrada önem sırasına göre diz. Eğer her işi önem sırasına göre yapmaya kendini alıştırırsan başarılı ve rahat bir insan olmanın anahtarı sendedir.

5) ZAMAN YÖNETİMİNİ İYİ AYARLA

Her işin yapılması gereken bir zaman ve süre vardır. Örneğin ertesi gün erken kalkacaksan ona göre zamanında uyuman lazımdır. Akşam lüks bir restoranda yemeğe gideceksen orada zamanında bulunabilmek için yemeğe çıkmadan önce belli bir sürede giyinmen gerekir. Ama sen bunu hesaplamaz ve normalde bir saat ayırman gereken giyinmeye iki saat verirsen hem yemeğe gecikir hem de akşamın rezil olur. 

6) ARALARDA DUR VE DÜŞÜN 

Elli kutu enerji içeceği içmiş tavuk gibi hiç durmadan koşturman seni etkin birisi yapmaz sadece elli kutu enerji içeceği içmiş bir tavuk yapar. Ne kadar yoğun olursan ol günün belli saatlerinde çekil köşene ve kendine dön. Ne yapıyorsun, neden yapıyorsun, amaçların nedir tekrar bir düşün. Bu tip ara molalar hem seni dinlendirip sakinleştirir hem de seni daha etkili birine dönüştürür.

7) YARDIM İSTE

Bir ihtimal sürekli koşturmanın sebebi kimseden yardım istemeyip her işi kendin yapmaya çalışmak. İnsanlardan yardım istemenin utanılacak bir yanı yoktur tam tersine insanlar kendilerinden yardım istenmesinden çoğu zaman memnun olurlar. Bu yüzden baktın üstünde aşırı iş yükü var ailenden, dostlarından, çalışma arkadaşlarından ve yöneticilerinden yardım iste. Korkma üstüne yıldırım düşüp ölmezsin.

8) OLUMLU DÜŞÜN

Aşırı yoğunluk yaşamanın en büyük yan etkisi dünyayı negatif  görmeye başlamandır. Dostum herkes senin düşmanın falan değil şu anki durumunu üreten sensin. İşleri ve durumları gözünde büyütme. Her şeyin iyi bir şekilde sonuçlanacağına inan ve rahatla. Ne kadar rahatlarsan telaş ve endişe oranın azalır. Aceleci insanların temel özelliği hata yaptıkları zaman başlarına türlü felaketlerin geleceğine inanmalarıdır. Sakin ol, meraklanma işler bir şekilde halledilir. Sen elinden geleni yap yeter.

9) DUYGUSALLAŞMA

İşler üzerine bindikçe korku, endişe ve öfke duyguları arkasından da türlü depresyonlar ve panik ataklar seni bekler.  Sakin ol ve rasyonel düşün. Duygusallaştıkça becerilerin düşecektir ve becerilerin düştükçe işleri tamamlamak için daha fazla efor harcayacaksın. Örneğin tüm evi temizlemen lazım ve evin her odası ayrı bir felaket. Burada nasıl yapacağım ben bu işleri demeye başlarsan sinir ve öfke duyguları işini bitirir. Bunun yerine sakince düşün. Evi nasıl temizleyeceğini planla. Malzemelerini ve her oda için ne kadar zaman gerektiğini ayarla. Sonrada eyleme geç. Akıl devreye girdiği zaman kontrol sana geçer.

Not: Acelecilik genelde zayıf bir zihnin göstergesidir ve önce bu işi halletmen lazım. Bu sebeple kanalımda bulunan "GÜÇLÜ BİR ZİHNE SAHİP OLMANIN 10 YOLU" videomu izlemeni önemle tavsiye ederim. 

Kanalım burada

Sakin ve rahat bir yaşam sürmen dileklerimle

Sevgiler
Aydın Serdar Kuru


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...