Ana içeriğe atla

OLUMSUZ DÜŞÜNCELERDEN KURTULMANIN 4 YÖNTEMİ


OLUMSUZ DÜŞÜNCELERDEN KURTULMANIN 4 YÖNTEMİ

Sevgili dostum,

Zihnindeki soyut olumsuz düşünceler seni somut olarak hasta eder. Eğer sürekli olumsuz düşünceler üretmekten kurtulamıyorsan sana kendi eğitimlerimde uzun uzun anlattığım Algı Yönetimi tekniklerinden en işine yarayacakları kısaca veriyorum.

Bu yazıyı lütfen dikkatlice oku ve yaşamına uygula. Benzer sorunlarla hayatını mahveden bir yakının varsa ona da yolla. Eğer bu yazıyı ciddiye almaz ve olumsuz düşünceleri beynine doldurmaya devam edersen şu an içinde olduğun tünel güzel bir yere çıkmayacak bunu bil.

YÖNTEM 1 : DUR

Zihnin olumsuz düşünceler üretmeye başladığı ve hafiften streslenmeye başladığın anda, minik olumsuz düşünce iplikleri yavaş yavaş kalın bir halata dönüşmeden bilinçli olarak zihnini durdur. Derin bir nefes al, oturabiliyorsan otur ve beş duyunla içinde bulunduğun ana yoğunlaş. Örneğin bir odadaysan hemen etrafındaki eşyalara dikkatlice bakmaya başla. Duvarlardaki resimleri tek tek incele ve en ince detayına kadar görmeye çalış. Etrafındaki seslere yoğunlaş, ince bir sinek vızıltısını bile duyabilecek kadar yoğunlaşman lazım. Tüm bedenini hisset örneğin ayaklarının bastığı yer sana nasıl bir his veriyor ? Oturduğun koltuğu hissetmeye çalış. Kokuları algılamaya çalış mesela etrafında ne tür kokular var ve bunları ayırt edebiliyor musun ? Bunları yaptığın anda beynin olumsuz düşünceleri geri plana atıp içinde bulunacağın ana yoğunlaşacaktır. Aynen bilgisayarda veya telefonda bir uygulamayı arka plana atmak gibi olacak. Bu şekilde olumsuz düşüncelerini daha filizlenmeden söküp atacaksın.

YÖNTEM 2 : FARK ET

Duyularınla şu ana yoğunlaştığın zaman duygularında değişiklik hissedeceksin. Nasıl bir fark var anlamaya çalış. Fark etme işi önemlidir çünkü farkındalığın azaldıkça olumsuz düşüncelerin etkisi artar. Olumsuz düşünceler sana nasıl konuşuyorlar dikkat et. Kendi kendine tartışıyor musun ? İçinden gelen sesleri bastırmaya mı çalışıyorsun ?  Zihnin sana hayali felaket senaryoları mı üflüyor ? Eğer zihninin seninle nasıl konuştuğunu ve olumsuz düşünceleri nasıl ürettiğini fark edersen onlarla başa çıkman kolaylaşır. Çünkü olumsuz düşünce üreten zihnin genelde saçmalar. Bunları fark ettiğin zaman saçmalığın da farkına varırsın. Unutma sadece geldiğini görmediğin yumruk seni yere serer.

YÖNTEM 3 : DÜŞÜNCELERİNİ İSİMLENDİR

Bir şeye isim verdiğin zaman kontrol edebilir hale gelirsin. Örneğin gece vakti bir tıkırtı duyarsan ve ne olduğunu anlayamazsan korkmaya başlarsın. Ancak üç saniye sonra tıkırtının pencereye konan kuştan kaynaklandığını anladığın zaman zihnin "tıkırtı eşittir kuş" diye onu isimlendirir. Bir kere isimlendirdiğin zaman olayın etkisini kontrol edebilir hale gelirsin. Aynı şekilde olumsuz düşüncelerde zihnine girerken onları isimlendir. Örneğin "Şu anda kendimi haksız yere yargılıyorum" veya "Şu anda hayali felaket senaryoları kuruyorum" şeklinde isim verdiğin anda kontrol sana geçer. Üstelik bunu yaparken sanki bu düşünceleri üreten sen değilmişsin ve üçüncü bir kişi olarak bu yorumu yapıyormuşsun rolüne geçersin ki bu durum sende ferahlama etkisi üretir çünkü olumsuz düşüncelerle arana mesafe koymuş olursun. 

YÖNTEM 4  : AMACINI BELİRLE

Tüm bu aşamaları doğru yaptığın zaman artık kendine bir amaç belirleyip işlemi sonlandırman lazım. Örneğin eşini telefonla aradın ama sürekli meşgul çalıyor. O anda zihnin "acaba bir şey mi oldu ?" yollu düşünceler üretmeye başlarsa hemen önceki aşamaları uygula ve düşünce isimlendirme aşamasına geldiğin zaman şunu sor kendine. "Şu an isimlendirdiğim bu olumsuz düşüncelerle uğraşmak bana faydalı mı yoksa zamanımı daha faydalı değerlendirebilir miyim ?"  " Telefon bir kaç kere meşgul çaldı diye kötü şeyler düşünmek yerine akşam için güzel bir yemek siparişi vermem veya uzun zamandır elime almadığım kitaptan bir kaç sayfa okumam daha mı faydalıdır ?"  Zihnine bu şekilde doğru sorular sorarsan sana hemen daha doğru cevaplar verecektir. 

Önemli Not: Kanalımda bulabileceğin "KAFA NASIL RAHAT OLUR" videomu da mutlaka izlemeni tavsiye ederim çünkü izleyen arkadaşlardan çok iyi geri dönüşler aldım ve müthiş faydalı olduğunu söylüyorlar.

Kanalım burada

https://www.youtube.com/c/AydinSerdarKuru

Hadi bakalım bugün kendin için güzel bir iş yap ve şu olumsuz düşünce cehenneminden kurtul.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru






Yorumlar

  1. Ağzına sağlık hocam Çok faydalı oldu teşekkürler

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...