Ana içeriğe atla

KARANLIK TARAFINI YÖNETMEK : CARL JUNG'DAN BAŞARI İÇİN 5 ADIM


KARANLIK TARAFINI YÖNETMEK : CARL JUNG'DAN BAŞARI İÇİN 5 ADIM 

Sevgili dostlar,

Bugün size psikoloji allamesi ve ulema-i-ekber Carl Jung hazretlerinin gölge kavramından bahsedeceğim. Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak amacım içinizdeki kötü çocuğu ve "senden adam olmaz" dedikleri zaman bahsedilen "adam olmayacak" kısmınızı nasıl güzel işlere ve başarının kırmızı halılı ve altın varaklı yollarına yöneltirsiniz konusundan bahsedeceğim.

Carl Jung efendi bakalım neleri tavsiye etmiş.

Adım 1 : GÖLGEN İLE YÜZLEŞ

Carl Jung hazretlerinin "gölge" kavramı, kişinin bilinç dışında bıraktığı ve kabul etmekte acayip zorlandığı kişilik özelliklerini ifade eder. Örneğin, belki de eleştirel veya yargılayıcı bir yanınız var ve bu genellikle stresli durumlarda belirginleşiyor. Yani stresli durumlarda başlıyorsunuz millete laf sokmaya, arkasından eleştirmeye veya kendiniz dışında herkesi aptal ilan etmeye. Ama normal zamanlarda pamuk gibi ponçik gibisiniz. İşte bu senin gölge yanındır.

Kendi gölgemizle yüzleşmek, onu kabul etmek ve anlamak ilk adımdır. 

Günlük hayatta, belki de yoğun bir iş gününde veya bir aile toplantısında stres altındayken kendini gözlemle. 

Bu durumlarda hangi yönlerin daha belirgin olduğunu fark et ve onları kabullen.

Yani stres arttığı zaman çekilmez bir mendebur oluyorsan ilk olarak bunu kabullenmekle başla. Ne alakası var ben hiç de öyle olmam falan deme.

2. GÖLGENLE DİYALOG KUR 

Gölgenle diyalog kurmak, onu anlamak ve yönetmek için önemli bir adımdır. 

Kendine, "Neden bazı durumlarda bu şekilde hissediyorum veya tepki veriyorum?" diye sor. Bu, gölgenin seni nasıl etkilediğini anlamana yardımcı olabilir.

Kısacası stresliyken sigortaların kolay atıyor ve sağa sola saldırıyorsan bunu mutlaka analiz et. 

Evinde bir köşeye çekil ben bugün neden böyle davrandım ve hangi durumlar beni bu şekilde tetikliyor diye düşün. Hatta en güzeli bir günlük tut ve davranışlarını aşama aşama yaz. Bu kendinle yüzleşme duruma hakim olmak için atabileceğin en önemli adımdır. Bunu yapmazsan yüz sene yaşasan gene aynı hareketleri yapmaya devam edersin.

3. GÖLGENDEN ÖĞREN

Gölgenden öğrenmek, kişisel gelişim sürecinin önemli bir parçasıdır. Gölgen, genellikle korkuların ve belirsizliklerini yansıtır. Bu duyguları anlamak ve üzerinde çalışmak, sana kendi korkularınla nasıl başa çıkacağını öğretebilir. 

Belki bir sunum yaparken veya bir projeyi bitirirken mükemmeliyetçilik veya başarısızlık korkusu hissediyorsun ve bu duygular senin saçma sapan davranmana sebep oluyor. Kısacası kendinde beğenmediğin her hareketinin altında yatan temel bir duygu vardır eğer bunu doğru analiz edersen çözüme gidersin. 

Örneğin bende aile duygusu yüksektir bu sebeple eğer işimle alakalı bir konuda beni eleştirirsen güler geçerim ama ailemle alakalı tek bir ima bile yapsan cehennem olup tepene yağma seviyesine çok hızlı geçebilirim. Gölgemin bu özelliğini bildiğim için tetiklenebileceğim durumlardan kendimi koruyabilirim veya şu anda bu yüzden sinirleniyorum analizini yapabilirim. Sana da kendini tanımanı tavsiye ederim.

4. GÖLGENİ KABUL ET 

Herkesin bir gölgesi vardır ve bu, insan olmanın bir parçasıdır. Kendini olduğun gibi kabul etmek, kendine olan sevgi ve saygını artırabilir. Belki de bir toplantıya giderken veya yeni insanlarla tanışırken sosyal anksiyete hissediyorsun. Bunun doğal olduğunu ve kişiliğinin bir parçası olduğunu kabul edersen o tedirginlik duygunu avantaja çevirebilirsin. Bir şeyin olacağını bekliyorsan üzerindeki olumsuz etkisi azalır.

5. GÖLGENİ PAYLAŞ

Kendi gölgeni başkalarıyla paylaşmak, onunla başa çıkmak ve onu anlamak için önemli bir adımdır. Bu sana huzur ve kabullenilme hissi verebilir. 

Kötü yanlarını ve gizlediğin iç duygularını bir arkadaşınla, ailenle veya profesyonel bir terapistle konuşarak paylaşman seni rahatlatacaktır. Örneğin aşırı bir kıskançlık duygun varsa ve bu seni rahatsız ediyorsa bunu saklamak veya öyle değilmiş gibi davranmak yerine paylaşman bu duygunun etkisini azaltacaktır. Aynen havalandırılan bir odadan pis kokuların çıkması gibi düşün. Zihnini ne kadar havalandırırsan içindeki kötü kokular o kadar hafifler.

Evet dostum tavsiyelerim bunlar.

Kişisel gelişim ve sosyal psikolojiyle alakalı konular ilgini çekiyorsa kanalımdaki tonlarca video seni bekler. Buyrunuz kanal burada


Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru



Yorumlar

  1. Mükemmel ötesi.. Tamda kırmızı kitabı okurken buraya gelmek çok yardımcı oldu teşekkürler 😇

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...