Ana içeriğe atla

GÜZEL İNSANLARIN PSİKOLOJİK AVANTAJLARI



GÜZEL İNSANLARIN PSİKOLOJİK AVANTAJLARI

Sevgili dostlar,

Siyasetten midemiz bulandığı için artık kendi alanımıza ve konularımıza dönelim diyorum. Ben bir Algı Yönetimi Uzmanı olarak seçimler konusundaki görüşlerimi kanalımdaki en son videoda anlattım analizlerimi yaptım benden bu kadar. Biz dönelim kendi ponçik kişisel gelişim konularımıza değil mi efendim.

Bugün sizlere güzel insanlardan bahsedeceğim. Malum Instagram sayesinde metrekare başına düşen güzel kadın ve erkek sayımızda ciddi bir artış var. Öyle bir hale geldi ki artık Sosyal Medyada hatta sokaklarda pek çirkine rastlamıyoruz. Estetik biliminin gelişmesi her birimize yeni kapılar açtı.

Peki hocam bu güzel insanların olayı nedir ve güzel insanların ne tür psikolojik avantajları vardır diyorsanız yaklaşın yamacıma size algı yönetiminde güzellik nasıl kullanılır anlatayım.

Öncelikle dostum güzellik ve fiziksel çekiciliğin insanların algıları üzerinde lazer silahı etkisi yaptığı bilimsel pek çok araştırmada kanıtlanmıştır. Yani burada boş laf etmeyeceğim. Bu güzellik denen nane ilk izlenimler, sosyal etkileşimler hatta kişinin yaşamdaki başarısı üzerinde gerçekten etkili. Çirkinler kabul etmek istemese de güzellik iş yapıyor kardeşim. Buyurunuz size tek tek anlatayım.

1) HALO ETKİSİ

Efendim Halo etkisi denen psikolojik fenomen insanların güzel ve iyi görünümlü insanları daha pozitif ve olumlu değerlendirmesine dayanır. Dion, Berscheid ve Walster'in 1972'deki araştırması, fiziksel çekiciliğin yargılama sürecini nasıl etkileyebileceğini göstermiştir. Fiziksel olarak çekici olan kişiler, daha az çekici olanlara göre daha zeki, yetenekli ve sosyal olarak kabul görür. Yani dostum örneğin zekası vasat, pek yetenekli olmayan ve utangaç bir arkadaş eğer ortalamanın üstünde güzel veya yakışıklıysa etrafındaki diğer insanlar tarafından olduğundan daha zeki, daha becerikli ve daha popüler olarak algılanır. Yani işyerindeki güzel arkadaşının terfi üstüne terfi almasının gördüğün gibi bilimsel bir temeli var. Buradan çıkaracağın sonuç şu olsun. Ben işimi yaparım, çalışan kazanır elması kızarır deme makyajına önem ver ve erkeksen biraz sakalını bıyığını düzenle. 

2)   İLK İZLENİM ETKİSİ

Bak dostum ne yazık ki kitaplar kapaklarına göre değerlendiriliyor. Keşke böyle olmasa ama böyle. Bu sebeple ilk izlenim cidden önemli. Örneğin yapılan bir deneyde daha çekici olanların daha fazla olumlu ilk izlenim oluşturduğu ve bu olumlu izlenimin zamanla devam ettiği görülmüştür (Willis & Todorov, 2006). Yani eğer birisi seni ilk defa gördüğünde fiziğinden, giyiminden, ses tonundan etkilenmişse sen tamamen saçmalasan bile seni olduğundan daha güçlü ve sempatik görüyor. Ancak bu keser iki türlü çalışıyor. Örneğin firmanda uzaktan tanıdığın üst düzey bir yönetici hafta sonu seni kafede salaş bir kıyafetle ve acayip sesler çıkararak muzlu süt içerken görürse bir hafta sonra onunla yapacağın toplantıya James Bond gibi gitsen bile o ilk izlenimi silmen çok zor. Bu sebeple her ortamda elinden geldiğince derli toplu olmaya çalış hele hele bir iş görüşmesine veya toplantıya en yüksek versiyonunla katıl. 

Şimdi bu denklemde eğer fiziğin düzgünse verdiğin ilk izlenimler her zaman üst seviye oluyor ve etrafındakiler da sana bu şekilde davranıyor.

3)  SOSYAL İLETİŞİM AVANTAJI

Fiziksel çekiciliğe sahip insanlar, genellikle daha iyi sosyal becerilere sahip olarak görülürler (Feingold, 1992). Bu, hem iş hem  kişisel ilişkilerde büyük avantaj sağlayabilir, çünkü bu kişiler daha rahat bir şekilde etkileşime girebilir ve daha iyi sonuçlar elde edebilir.

Güzel kadın ve erkeklerin genelde daha popüler olmaları hatta öyle olmasalar bile daha girgin gözükmelerinin sebebi budur. Sosyal iletişimin önemli olduğu Halkla İlişkiler, Medya veya Satış gibi sektörler güzel insanların maça hep beş sıfır önde başlamalarının sebebi budur. Yahu güzel insanların Instagram takipçisi bile fazladır. 

4) İŞ PİYASASI DEĞERİ AVANTAJI

Fiziksel çekicilik, iş görüşmeleri ve iş başvuruları sırasında da avantaj sağlar. Hosoda, Stone-Romero ve Coats (2003) tarafından yapılan bir meta-analiz, çekici insanların iş başvurularında daha olumlu değerlendirmeler aldığını ve daha yüksek maaşlarla işe alındığını bulmuştur. Çok saçma ve haksız geliyor değil mi ? Ama işin gerçeği benzer öz geçmişlere sahip iki aday iş başvurusunda bulunduğunda ve mülakata girdiklerinde daha güzel veya yakışıklı olan ağzını bile açmadan maçı kazanmaya başlıyor. Şirketlerin en çok gol yediği alan da burası zaten. Tecrübesi olmaya bir İK uzmanı normalde işe almayacağı birini sırf fiziksel algısından etkilendiği için işe alıyor ve bir kaç ay sonra bu hata fark edilmeye başlanıyor. Bu sebeple bir iş görüşmesine olabilecek en güzel ve yakışıklı halinle gitmen cebindeki diplomalardan çok daha önemli dostum.

Şimdi efendim tüm bunlar, fiziksel çekicilik ile ilgili birçok bilimsel araştırmanın bulgularını yansıtmakta. Ancak, bu psikolojik avantajların varlığını kabul ederken, onların sadece genel eğilimler olduğunu ve her durumda geçerli olmayabileceğini bilmeniz de önemli. Her bireyin kendi benzersiz değerleri ve yetenekleri vardır, ve bunlar da başarıları ve etkileşimleri üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. 

Burada dengeli bakış çok önemli. Sadece fiziksel özellikler önemlidir önermesi de yanlıştır, ama fiziksel özelliklerin hiç bir etkisi yoktur önemli olan kafanın içindekiler de önemlidir lafı da aynı şekilde yanlıştır.

Bu anlattıklarımdan çıkaracağınız şudur.

Eğer fiziğiniz ortalamanın üstündeyse belli bir avantajınız var ama sadece buna güvenirseniz işin sonu pek iyi bitmez. Eğer fiziğiniz ortalamaysa biraz dezavantajınız var ama bunu bilerek kendinizi geliştirmeniz ve bu dezavantajı aşmanız önemli. Eğer görüntünüze ve imajınıza önem vermiyorsanız bu huyunuzdan vaz geçmeniz de önemli. Her zaman en iyi halinizde olmaya dikkat etmek bir çok zorluktan sizi koruyacaktır.

Evet diyeceklerim bu kadar.  Algı Yönetimi ve Kişisel Gelişim konularına merakım var diyorsanız tonlarca eğitim videomun olduğu kanalımı bir incelemende fayda var.

İşte kanalım buradadır.

https://www.youtube.com/c/aydınserdarkuru

Sevgilerimle



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...