Ana içeriğe atla

ROMAN OKUMANIN FAYDALARI

 


ROMAN OKUMANIN FAYDALARI

Sevgili dostlar,

İçinde bulunduğumuz tımarhane dönemlerimde en güzel şey oturup roman okumaktır dostum. Roman okumanın faydaları say say bitmez hatta ıspanaktan bile faydalıdır.

Bakınız sayayım.

Stres Azaltma: 2009 yılında Sussex Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, kitap okumanın stres seviyelerini önemli ölçüde azaltabildiğini bulmuştur.(Cunningham & Macdonald, 2009). Bu çalışmada, katılımcıların stres düzeyleri, yalnızca altı dakika süren okuma oturumlarından sonra %68 azalmıştır. Bu, okumanın kişiyi günlük sorunlardan uzaklaştırarak ve hikayelere daldırarak zihinsel rahatlama sağladığı anlamına gelmektedir. Yani dostum stresten delirecek hale geldiğinde otur bir roman oku.

Empati Geliştirme: 2013 yılında yapılan bir çalışmada, roman okumanın empati yeteneklerini artırabileceği bulunmuştur (Bal & Veltkamp, 2013). Bu çalışmada, kurgusal karakterlerin yaşamlarına ve duygusal durumlarına dalmak, okuyucunun kendi yaşamlarındaki insanlarla daha fazla empati kurmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, okuyucuların farklı kültürler ve yaşam deneyimleri hakkında daha fazla anlayış kazanmalarını sağlayarak, daha açık fikirli ve anlayışlı olmalarına yardımcı olabilir demişlerdir. Dar dünyanda ondan bundan nefret ederek yaşamak yerine romanlardaki insan karakterlerinden çok şey öğrenebilir ve hayatın senin etrafında dönmediğini anlayabilirsin

Bilişsel Yeteneklerin Geliştirilmesi: 2011 yılında yapılan bir çalışma, karmaşık kurgusal eserlerin daha karmaşık düşünme biçimlerini ve kritik analiz becerilerini destekleyebileceğini ortaya koymuştur (Kidd & Castano, 2013). Roman okumak, zihni zorlayan ve farklı bakış açılarına maruz bırakan öykülerle, bilişsel esnekliği ve yaratıcılığı teşvik eder efendim. Özet olarak roman okudukça beynin gelişip serpilir nohut kadar kalmaz dostum.

Yaşlanma Sürecinde Beyin Fonksiyonlarını Koruma: 2013 yılında yayınlanan bir araştırma, yaşam boyu okuma alışkanlığının yaşlılık döneminde bilişsel düşüşü yavaşlatabileceğini göstermiştir (Wilson et al., 2013). Bu çalışma, yaşlı yetişkinlerde daha fazla zihinsel uyarım sağlayan kitap okumanın, beyin fonksiyonlarını korumada etkili olabileceğini öne sürmektedir. Bu da demektir ki yaşlandıkça kafanın yerinde kalmasını istiyorsan ve bunamak meselesinden korunmak hoşuna giderse roman okumak çok iyi gelir. Aynı sonucu oturup bir sezon dizi izlemek vermez onu da söyleyeyim.


Sonuç olarak, roman okumak iyidir dostum. Hadi git şimdi güzel bir roman al ve büyülü dünyasına dal. Ağlaman sızlanman doları düşürmeyecek. Bari kendin için iyi bir şeyler yap derim.

Not: Hocam kendimi daha da geliştirmek istiyorum dersen sana içinde tonla kişisel gelişim videosu bulunan kanalımı öneririm. Romanını okuduktan sonra aç bir iki video izle bak sana çok iyi gelecek

Kanal : https://www.youtube.com/c/aydınserdarkuru

Sevgilerimle



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...