Ana içeriğe atla

TEMBELLİKTEN KURTULMANIN YOLLARI


TEMBELLİKTEN KURTULMANIN 7 YOLU

Sevgili dostlar,

İçinde bulunduğumuz şu dönemde türlü hastalık virüsünden daha tehlikeli bir virüs varsa o da tembellik virüsüdür. Çünkü diğer virüslerden belki aşıyla ilaçla kurtulman mümkündür ama tembellik virüsü kanına bir kere girmişse hayatını mahvetmeden seni sersefil etmeden bırakmaz.

O sebeple ailenizin Algı Yönetimi uzmanı olarak bu tembellik virüsüne karşın etkili bir aşı hükmüne geçecek yazıyı sizlere sunuyorum. Bu yazıyı okuduktan sonra kanındaki tembellik virüsünü def etme şansın olacaktır çünkü tavsiye edeceğim her önerinin ardında kapılar gibi bilim ve ilim bulunmaktadır.

1) KENDİNE HEDEFLER KOY

Güneşli bir günde kalın mercekle güneş ışıklarını odaklarsan yumurta bile pişirebilirsin. Her tür enerji odaklandığı zaman güçlenir. Senin de enerjinin bir işe yaraması için bunu odaklaman yani hedefler koyman lazım. Kendine bir hedef koyduğun zaman beynine işte hedefimiz bu odaklan komutu veriyorsun demektir ama hedef koymadan "yahu bir şeyler yapmam lazım ama bir türlü enerji bulamıyorum" diye söylenip duruyorsan daha çok beklersin o enerjinin gelmesini. 

Kendine somut hedef koy. De ki "Bir senede İngilizce öğreneceğim" "İki sene sonra falan filan okulunda filan falan bölümünü okuyacağım" "Beş sene sonra Amerika'nın New York kentinde falan fiş mekan sektöründe çalışacağım"  Kısacası kendine somut elle tutulur hedefler koy ve beynini telkin et. Görmediğin hedefi vuramazsın  Bu hedefleri kafandan koyman da yetmez oturup bir deftere güzel güzel yazacaksın. Madde madde ve tarih tarih ne yapacağını belirleyeceksin. Biliyorum bizim buralarda plan yapmak sevilmez ve "göç yolda düzelir" denir o sebeple de pek çok göç kervanı çöllerde heder olur. 
Sen öyle olma.

2) FAYDALI ALIŞKANLIKLAR OLUŞTUR

Dostum hepimiz sürekli yaptığımız rutinlerin sonucuyuz. Bir eylemi sürekli yapıyorsan mutlaka sonuç alırsın. Örneğin her gün spor yapıyorsan aldığın sonuç başkadır, her gün beş paket cips yiyorsan aldığın sonuç başkadır. Burada önemli olan faydalı alışkanlıklar oluşturmak ve işin güzel tarafı bir kere alıştın mı fazla enerji harcamadan eyleme geçebilirsin. Beynin bir rutin gördüğü anda bunu alışkanlığa çevirir ve otomatik pilota geçer. Eğer bu alışkanlık iyi bir alışkanlıksa yaşadın. Eğer bu alışkanlık fena bir alışkanlıksa hapı yuttun. Bu sebeple rutinlerine dikkat et. Rutinlerde önemli mesele beynine hep aynı sinyali vermektir. Her gün aynı gün ve saatlerde spor yap. Yapmak istediklerini belli saatlerde yap örneğin sabah ilk üç saatini hangi işi yapacaksan ona ayır. Kitap okuyacaksan belli bir zaman veya sayfa okumaya çalış örneğin günde otuz dakika veya elli sayfa gibi. Kısacası yapmak istediğin her güzel ve faydalı şeyi rutin ve alışkanlığa çevirmeye uğraş.

3) SPOR YAP

Tembelliğinin esas sebebi hareketsiz kalmaya alışmış olman ve hormon dengenin bozuk olmasıdır. Bunun da en iyi ilacı spordur. Burada anlatacak fazla şey yok sevdiğin bir spor bul ve aksatmadan yap. Zamanla tembelliğin tavanın üstündeki tereyağı gibi eriyip gidecektir. Hele bir de sağlıklı beslenirsen süper olur.

4) AZ AMA ÖZ KARARLAR VER

Kendine hedefler koyarken oturup elli maddelik listeler hazırlama. Ne kadar çok hedef koyarsan bunları yapacak o kadar az enerji bulursun. Bunun yerine yaşamında büyük değişiklikler üretecek bir kaç önemli hedef koy ve bunlara biftek görmüş köpekbalığı gibi saldır.

5) TEMBELLİĞİN SENDEN GÖTÜRECEKLERİNİ DÜŞÜN

İnsanın garip bir yönü vardır olumlu hedeflerden motive olmaz ama korktuğu zaman hemen motive olur. Şimdi sana her gün yürü sağlığın için iyi olur desem iki adım atmamak için elli bahane bulursun. Ama bir doktor sana eğer her gün bir saat yürümezsen sol bacağını keseceğiz dese bak nasıl yürüyorsun. O sebeple dostum tembelliğin sıcak duygusu bedenine yayılmaya başladığı zaman hemen on sene sonra bu tembelliğin seni getireceği berbat hali gözünde canlandır derim. İnsan hayal gücü kuvvetlidir bunu kendini motive etmek için kullan.

6) ÇALIŞKAN VE ENERJİK ARKADAŞLAR EDİN

Her duygu ve davranış bulaşıcıdır. Eğer etrafın birbirinden tembel, hedefsiz ve sıradan insanlarla doluysa büyük ihtimal senide kendilerine benzetecekler ve ayağa kalkmana izin vermeyeceklerdir. "Bırak abi şimdi kursa gitmeyi gel bize akşam iki bira içelim" diyen arkadaş işte bu gruptandır. Senin ihtiyacın olan arkadaş tipi "Hadi akşam şu kursa görüşmeye gidelim bizim için çok iyi olur" diyecek arkadaş tipidir.

7) ÇOK DÜŞÜNME EYLEME GEÇ

Düşünmeden plansız harekete geçmek iyi değildir ama düşünmekten eyleme geçememe hatta bitmeyen planlar oluşturmayı tembelliğe kılıf olarak kullanma daha beterdir. Her tür hedefin konusunda düşünüp plan yapma aşamanla eylem arasında çok aralık bırakma. Beklediğin her an enerji ve motivasyonunu kaybeder içindeki bahane üreten şeytanlara fırsat verirsin. Yeni iş görüşmelerine gideceksen bir kaç gün planını yap ve başla. Arabayı çalıştırmadan direksiyon başında gideceği yeri düşünüp durana pek akıllı demezler bunu aklından çıkarma ve çevir artık o kontağı. 

Bu konuda sana vereceğim bir başka tavsiyemde You Tube kanalımda bulunan "Hayatını Değiştirmenin 9 Yolu" videomu dikkatlice ve notlar alarak izlemen olacaktır. Kendine büyük iyilik yapmış olursun.

İşte kanalım da burada 

Tembellikten bir an önce kurtulman dileğiyle

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...