Ana içeriğe atla

SAYGI DUYULAN BİR İNSAN OLMANIN 5 YOLU


 

SAYGI DUYULAN BİR İNSAN OLMANIN 5 YOLU

Sevgili dostlar,

Yaşamda başkalarına saygı göstermek kadar saygı görmekte önemlidir. Eğer yeterli saygıyı göremiyorsan kısa zamanda suyu kesilmiş güle döner ve sararıp sorarsın.

Saygı görmeyi herkes ister ama buradaki önemli ve esaslı husus saygıyı hak etmen gerektiğidir.

Kimse sana hak etmeden havadan bonus saygı göstermeyecektir ve her şeyin bir yolu yordamı olduğu gibi bu saygı meselesinin de bir yolu yordamı vardır.

Şimdi dostum ailenizin Algı Yönetimi uzmanı olarak nasıl daha fazla saygın bir insan olabileceğinin sırlarını sana madde madde veriyorum efendim.

1) İLETİŞİM USTASI OL

Dostum iyi bir iletişimci olmak demek eşittir saygın insan olmak demektir. 

Seni altınla kaplasak ve üstüne elmaslar saçsak eğer berbat bir iletişimciysen insanlardan samimi saygı kazanmanın mümkünü yoktur. Öncelikle iletişim kurduğun insanlarda samimi ve sıcak bir algı oluşturmayı bilmelisin. Kimse iki yüzlü, kaba saba ve soğuk insanlara saygı duymaz. İyi konuşmalısın ve genel kültürün kuvvetli olmalı. İnsanlar seninle konuştuğu zaman bilgini ve kültürünü hissetmeli. Konuşma şeklin rafine ve düzgün olmalı. Kaba saba ve küfürlü konuşursan verdiğin algıda kaba saba olacaktır. Yani iki lafında bir a-m ve k harflerinin bileşimini kullanmayı alışkanlık hale getirmişsen saygın bir imaj vermen çok zor. 

İletişim sadece konuşmak değil aynı zamanda dinlemektir. Car car konuşan, boş yapan ve sürekli karşısındakilerin sözünü kesenler saygı falan görmez. Kaliteli ve samimi şekilde karşısındakini gerçekten dinleyenler saygı perisinin kalbini de çalar. Kısacası güzel konuş ve bolca dinle

2) DUYGULARINA HAKİM OL

Duygularına hakim olamayan kendine de hakim olamıyor demektir ve kimse böyle birine saygı duymaz. 

Zor zamanlarda sakin kal ve hemen panik atağa girme. Konuşman sakin ve rahatlatıcı olsun. Ufacık streste sesin çatlamaya ve titremeye başlıyorsa güçsüzlük algısı üretirsin. Her tür olumsuzlukta hemen kötü bir duygu durumuna girmeden önce nefes alıp düşün. En ufak gürültüde karalar bağlarsan veya önüne sallanan her kırmızı şala boğa gibi saldırırsan olmaz bu işler. Saygın insanlar en zorlu durumlarda bile duygularına hakim olup sakin kalabilen kişilerdir. Özellikle tartışma durumlarında karşındaki kişi sana damarları patlarcasına bağırsa bile sakin şekilde karşılık verebiliyorsan bu işi çözdün demektir.  

3) BEDEN DİLİNE HAKİM OL

Dik dur, insanların gözünün içine bak ve sakin bir ses tonuyla konuş. İki büklüm durup, gözlerini top gibi çevirerek, cırtlak bir ses tonuyla konuşmamaya çalış. Beden dili dışarıya verdiğin algıya son derece etki eder.  Kötü bir beden dili ve mıy mıy  konuşma şekli seni müthiş kararsız ve zayıf göstereceği için bu yoldan saygınlığa ulaşılmaz.

4) PROBLEM ÇÖZÜCÜ OL

İnsanlar sürekli vik vik vik her şeyden şikayet eden ve sorun üretenlere saygı duymazlar. Tam tersine sorunlara sakince çözüm üreten ve şikayet etmek yerine iş üretenler değer kazanır. Stresli bir durum oluştuğunda hemen sinirlenip şikayet etmeye başlıyorsan insanları itersin. Tam tersine stresli bir durum oluştuğunda sakince çözümler üretiyorsan bunu gören diğerleri seni lider olarak algılar ve otomatik saygı duruşuna geçerler.

5) DIŞ GÖRÜNÜŞÜNE ÖZEN GÖSTER

Atalarımız "ye kürküm ye" derken boş laf etmemişlerdir. Sen önemsemesen bile giyim kıyafet şeklin başkalarının sana nasıl davranacağını belirler. Dünyanın en akıllı, becerikli ve eğitimli insanı olsan bile eğer üzerinde pis ve berduş kıyafetler varsa kimsenin sana saygı göstermesini boşuna bekleme. 

Kendine gösterdiği özen aynı zamanda kendine verdiği değeri de gösterir. Kendine değer vermeyen başkalarına hiç değer vermez demektir ve insanlarda bunu hemen anlarlar. Her yere en pahalı marka kıyafetlerle git demiyorum ama temiz ve tertipli olmaya çalış.

Evet dostum kısacası saygı görmek dışarıya saygınlık algısı verebilmekle alakalıdır. Bu konuda kanalımda bulabileceğin "Nasıl Karizmatik Olunur ?" videom sana oldukça faydalı olacaktır.

İşte kanal burada

https://www.youtube.com/c/AydinSerdarKuru

Hak ettiğin saygıyı gördüğün ve hak edenlere saygı gösterdiğin dengeli bir yaşam sürmen dileklerimle

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...