Ana içeriğe atla

İŞYERİNDEKİ TOKSİK İNSANLARLA BAŞA ÇIKMANIN 5 YOLU

 


İŞYERİNDEKİ TOKSİK İNSANLARLA BAŞA ÇIKMANIN 5 YOLU

Sevgili dostlar,

Toksik insan adını verdiğimiz ve hayattaki tek amacı başka insanları duygusal olarak manipüle ederek yönetmek olan tiplerle hem özel hem de iş hayatımızda sıklıkla karşılaşırız.

Özel hayatımıza giren toksiklerle mesafe koymak kolayken iş yaşamında bu pek de öyle olmaz. Aynı iş yerinde çalıştığın veya amirin olabilen bu tür toksiklerle mücadele etmen eğer işin psikolojik dinamiklerini bilmiyorsan bitirici olabilir. 

Verdiğim Algı Yönetimi eğitimlerinde en fazla soru aldığım bu toksik insanlar meselesinde ailenizin Algı Yönetimi uzmanı olarak sana bir kaç tüyo vermek isterim.

1) Cephaneni önceden hazırla.

Toksiklerin en büyük numarası seni kendi istedikleri ruhsal duruma sokmaktır. Örneğin sabah işe gelirsin daha uyanmadan toksik gelir "Bugün çok sinirli gözüküyorsun dün eşinle kavga mı ettin ?" der. Ya da "Çok bezgin gözüküyorsun bu iş sana zor geliyorsa seni çay servisine alalım" türü psikolojik saldırılara girişir. Burada amacı seni öfke veya yenilmişlik duygusu gibi tepkilere zorlamak ardından yönlendirmektir. Bu tür saldırılara anında cevap vermen lazımdır ama bunu kızmadan veya duygusal duruma girmeden yapman lazım. Eğer hazır cevap değilsen (bol kitap okuman gerek hazırcevaplık için) kendine önceden vereceğin yanıtlar hazırla. Örneğin "Duygusal durumumun sizin tarafından belirlenmesini kabul etmiyorum lütfen sözlerinize dikkat edin" türü ani bir kontra-laf karşı tarafı hazırlıksız yakalayacak ve inisiyatifi sana verecektir.

2) Sakin kal.

Toksikler negatif duygularla beslenir. Örneğin öfkelenmen, sinir krizine girmen, tehditler savurman veya ağlaman onların tam da istediği enerjidir. Ürettiğin enerjiyi alır sana karşı güzelce kullanırlar çünkü teflon tava kızgın yağdan korkmaz. O sebeple ilk yapacağın üzerine öfkeyle gelen bir toksiğin öfke düzeyini aşağı çekmektir. Sakin kal ve öfkeyle sana bağırdığı anda "Sizinle mantıklı bir konuşma yapabilmek için sakinleşmeniz gerekiyor, böyle bağırarak anlattığınız hiç bir şeyi anlamıyorum eğer daha sakince söylerseniz durumu anlayıp fikir üretebilirim" şeklinde bir cevapla karşıla. Böyle bir cevaptan sonra eğer öfkesini sürdürürse zayıf gözükeceği için bir çok toksik vitesi geri alır. Böylece sen de kendi öfke durumunu kontrol edebilirsin. Bazı durumlarda sakin kalmanın toksikleri daha da saldırganlaştırması mümkünse de sakin kalmakla pasif kalmak arasındaki farkı iyi ayarlayabilirsen toksiği enerjisiz bırakabilirsin. 

3) Görmezden gelme taktiği uygula

Duygu durumunu bozmak için çabalayan bir toksiğin saldırılarını tamamen görmezden gelip dikkatini vermezsen etkisinden korunabilirsin. Aynen sosyal medyada yaptığın bir paylaşıma yapılan olumsuz yorumları okumazsan seni etkilemeyeceği gibi. Toksik tüm çabasına rağmen senin duygu durumunu etkileyemediğini anlarsa daha az enerji harcayacağı başka bir kurban arayışına girebilir. 

4) Onları özeline sokma

Toksiklerin başka bir yöntemi de sana pohpohlamaya yaklaşmaktır. İlk başlarda "bu iş yerinde senin gibi akıllısı yok seni kendime benzetiyorum" veya "sen verilen her işi yaparsın geleceğin parlak" gibi poh pohlarla sana yaklaşır. 

Sonra sana yavaş yavaş lafta çok önemli gizli bilgiler verir "bak falan filan bey geçenlerde müdürden fırça yemiş haberin olsun" veya "fişmekan fişmekan hanım senin hakkında konuşuyor ona dikkat et" gibisinden. 

Bunu yapmasının sebebi dostunmuş gibi gözükmek ve onu kolladığını düşünmeni sağlamaktır. Sen de bunlara karşı ona bilgi taşımaya başlarsan paçayı kaptırdın gitti. 

İkinci aşamada seni bir takım kuraldışı işlere ortak etmeye başlar "biz burada bunu hep yaparız bir kerecik yapmaktan bir şey olmaz" gibi şekillerde seni kuraldışı hatta yasa dışı işlere yönlendirir. İyice battıktan sonra da seni ilk ele veren kendisi olur. 

Bu tür durumda bir toksik sana pohpoha başlarsa bunlara kulağını tıka ve başkaları hakkında bilgi verdiği zamanda "bunları neden bana söylüyorsunuz ilgilenmiyorum" diyerek savuştur. Kurallar konusunda ki tavsiyelerini de hiç bir zaman dinleme. Kısaca toksik bir insanın iyi biri olabileceği fikrini "başkalarına kötü ama bana iyi davranıyor" saçmalığını aklından çıkar. Bir akrep her zaman akreptir.

5) Toksikler her türlü saldırılarında problemin sende olduğu propagandasını yayarlar. Yani "sana kızıyorum ama suç senin beceriksizliğin" veya "zayıf olduğun için bu kadar üstüne geliyorum sırf güçlen diye" şeklinde topu her zaman senin sahana atarlar. Genel olarak da çoğu insan toksikler üzerlerine geldiği zaman kendilerini suçlar. Böyle durumlarda her zaman realist analizler yap. "Bu kişinin benden istedikleri mantıklı mı? "Görmem gereken saygıyı görüyor muyum ?" "Bu kişinin benimle ilişkisi tek yanlı ve sadece onun çıkarına mı çalışıyor ?" gibi soruları dürüstçe cevapla. Hatta güvendiğin kişilerin fikrini al. Kısacası kendini suçlama çarkından çık.

Evet dostum kısaca kullanabileceğin bazı teknikler bunlar. Bu konuda kanalımda bulunan "Kendini Koruman Gereken 5 Manipülasyon Tekniği" videomu da izleyebilirsin. Kanalda pek çok faydalı videomu da bulabilirsin.

Buyurunuz kanal

https://www.youtube.com/c/AydinSerdarKuru

Toksiklerden uzak bir hayat dileğiyle

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...