Ana içeriğe atla

ZİHİNSEL SAĞLIĞINI KORUMANIN 9 YOLU


 

ZİHİNSEL SAĞLIĞINI KORUMANIN 9 YOLU

Sevgili dostlar,

Bugün sizlere biraz zihinsel sağlığınızı koruma yollarından bahsedeceğim çünkü zihin denen aygıtın bir bozuldu mu tüm hayatın da bozulur ve delik tekne gibi sulara gömülür. 

Bu yüzden yaşamında en önemli amacın zihinsel sağlığını korumak olmalı çünkü seni som altından saraya koysalar kafan yerinde değilse hiç bir değer ifade etmez.

Şimdi ailenizin Algı Yönetimi Uzmanı olarak size bir kaç tavsiye vereceğim lütfen bunları okumakla kalma uygula dostum.

1) Sosyalleşmeyi özellikle yüz yüze sosyalleşmeyi hayatının önceliği haline getir. 

Dostum bak insan insanın zehrini alır ve bizler sosyal varlıklarız. Ne kadar fazla insanla düzeyli ve tatmin edici arkadaşlık ilişkilerin varsa o kadar zihinsel sağlığın iyileşir. Sosyal Medya ve Telefon bunun yerini tutmaz. Mutlaka başka insanlarla gezip tozman, muhabbetin belini kırman ve ortak tecrübeler yaşaman lazım. Yani evde oturup televizyon, bilgisayar başında takılırsan ve başka insanlarla iletişimini elektronik cihazlarla yaparsan gerçekten de yaşlı amcaların dediği gibi "kafayı yersin"   

2) Hareket et 

Geçici olarak kiraladığın bedenin hareket etmek üzere dizayn edildi. Hareketsiz kaldığın anda beynin ve bedeninin dengeleri bozulur. Dengelerin bozuldukça sinir, stres ve korkuların tavan yapmaya başlar. Bu sebeple hareket edeceksin. Bol bol yürüyeceksin, bir koltukta kırk dakikadan fazla oturup kalmayacaksın, spor yapacaksın kısacası hareketli olacaksın. Buzdolabının sebzelik kısmındaki patateslerden bir farkın olacak değerli kardeşim. "İşleyen Demir Işıldar" ve "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" sözleri boş sözler değildir.

3) Duyularını doğru kullan

Şimdi her insanın duyularını ağırlıklı kullanma şekli farklıdır. Kimi görüntülerden etkilenir, kimi seslerden, kimi tat duygusuna odaklıdır kimi de dokunulmaktan hoşlanır. Sen de kendini bir ölç tart ve hangi duyun ağırlıkta anla. Sonra eğer görüntü odaklıysan güzel manzaralar, güzel insanlar ve ortamlara dal. Sesler seni etkiliyorsa güzel müzikler ve melodilerle şenlen. Tat duygun yoğunsa birbirinden farklı lezzetleri yaşamından eksik etme. Dokunma odaklıysan insan ilişkileri ve sevimli hayvanlarla zaman geçirmeyi önemse. Kısacası dostum zihnine giden yolları bul ve onları çiçeklerle donat.

4) Rahatlama yöntemlerini öğren

Bak arkadaşım bu rahatlama meselesinde insan evlatları binlerce yıldır farklı teknikler geliştirdi. Nefes tekniklerinden tut yoga gibi metotlara oradan meditasyon tekniklerine kadar ortalık rahatlama yöntemleri dolu. Bunlardan kendine yakın bulduklarını öğrenip uygulaman yaşamında yapacağın en büyük yatırımdır. İnsanın sadece maddi bir varlık değil ruhani ihtiyaçları olan bir yapı olduğunu da ne kadar çabuk anlarsan o kadar iyi olur. Bazen içten edilen bir dua bile saatlerce yapacağın meditasyonun yerini alabilir.   

5) Olumlu düşünceye önem ver

Zihnin sürekli negatif düşünmeye alışıksa hayatı kendine cehennem etme yolunda emin adımlarla yürüyorsun demektir.  Bu alışkanlığı kır. Bunun en güzel yolu gün içinde olayları güzel ve olumlu görmeye kendini alıştırmandır bunun da en güzel yöntemi bir defter alıp o gün başından geçen olayların olumlu yönlerini güzel güzel yazmandır. "Olumlu Düşünce Günlüğü" gibi düşün. Hadi bir dene bak ne güzel olacak.

6) İnsan gibi beslen

Zihinsel problemlerin büyük kısmı yanlış beslenmekten kaynaklıdır. Bedenine soktuğun çöpler ister kabul et ister etme zihnini de çöplüğe çevirir. İlk olarak şekerden, undan kurtul. Bunları yemeye devam ettiğin müddetçe metabolizman dengesizleşecek ve türlü stres ve sinire davetiye çıkaracaksın. Kutulanmış ve içinde ne olduğunu bilmediğin kimyasallar barındıran her türlü besin maddesi de zihnini bozar. Yani temiz beslen ki zihnin temizlensin. 

7) Uyu

Uyku beynin en önemli gıdasıdır. Sabaha kadar dizi izleyeyim, oyun oynayayım veya çalışayım diyerek beynini en az yedi saat uykudan mahrum bırakırsan bunun faturasını türlü psikolojik sorunlarla fitil fitil ödersin. Uyu kardeşim uyu , sana iyi gelecek.

8) Hayatının bir anlamı olsun

Yaptığın işten, yaşadığın ilişkilere kadar yaşamının her alanında anlam olması çok önemlidir. Zombi gibi anlamsız işler peşinde robota bağlamış şekilde yaşarsan zihnin bir yerden sonra anlam duygusunu kaybeder. Olumsuz durumlardan kolay etkilenirsin, direncin azalır ve her türlü depresyona davetiye çıkarırsın. Kendine hedefler koy, yaptığın her şeyde anlam ara. Yaşamının sağlam bir amacı ve anlamı varsa fırtınalar sana meltem esintisi gibi gelir ama anlamlı bir amacın yoksa en ufak rüzgarda kumdan kale gibi devrilirsin

9) Yardım almaktan çekinme

Bak arkadaşım zihinsel problemler yaşadığın zaman uzmanlardan yardım almaktan çekinme. Uzmanlardan yardım almak ayıp veya günah değildir.  Başkaları "zihinsel problemleri varmış" demesinler diye sorunlarını saklarsan işler daha da ciddileşir.   

Evet dostum yazdıklarım basit tavsiyelerdir ama çoğu insanın uygulamadığı ve bu sebeple de yaşamlarını heder ettikleri durumlardır. Lütfen bu yazıyı ciddiye al.

Ek olarak sana kendi kanalımdan "İYİ VE MUTLU BİR YAŞAM İÇİN 3 TAVSİYE" videomu da reçete olarak yazıyorum. Bu akşam bir kaç dakikanı ayır ve dikkatlice izle. Kanalda sana faydalı başka videolarım da var. 

Kanalımı buradan bulabilirsin

https://www.youtube.com/c/AydınSerdarKuru

Zihinsel olarak sağlıklı bir yaşam sürmen dileğiyle

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru


Yorumlar

  1. Rəşad Əliyev23 Ağustos 2022 12:54

    Selam Hocam
    Ben sizin videoları (10 kez ) çok izledim faydasınıda gördüm
    Teşekkür ederiz Hocam ❤👍
    Çok faydalı güzel insansınız
    Sizin düşüncelerinize ve bilgilerinize çok deyer veriyorum harikasınız

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...