Ana içeriğe atla

ZORLUKLARLA BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI

 

ZORLUKLARLA BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI 

Sevgili dostlar,

Yaşam ne bir gül bahçesi ne de dikenlerle dolu bir bataklık. Her şeyde olduğu gibi eğer dengeli bakarsak yaşamda güzellikler olduğu kadar zorlukların da olduğunu görürüz. Peki hocam şu aralar etrafımda dikenli zorluklardan başka şeyler görmüyorum, kafamı nereye çevirsem yalçın dağlar ve fokur fokur kaynayan kazanlar var etrafımda diyorsan sakın sıkılma ve bunalma ailenizin Algı Yönetimi Uzmanı olarak şimdi sana güzel taktikler vereceğim ve zorluklar benden korksun diyerek atılacaksın yaşam arenasına. Hadi gene iyisin.

Taktik 1 : Plan Yap

Önüne çıkacak zorlukları tam olarak bilemezsin ama belli ipuçlarına bakarak bu zorlukları daha ortaya çıkmadan öngörebilir ve önlem alabilirsin. Örneğin sabah havaya baktığın zaman kapkara bulutlar görüyorsan şemsiyeni almanda büyük faydalar vardır. Buna benzer şekilde belli yerlerde sıkışmaya başladığın zaman o durumla alakalı planlar yapmaya başlaman güzel olur. Örneğin aşırı yoğunlaştığın durumlarda zaman yönetimi konusunda planlar yapabilirsin ya da arabanı bir yerlere çarpmaktan  korkuyorsan böyle bir durumda neler yapabileceğini düşünürsün. İşin güzel kısmı plan yaptıkça beynin belirsizlikten kurtulacağı için stres seviyen de düşer. Kısacası korkma plan yap dostum.

Taktik 2 : Olumlu düşün

Tüm yaşamını her durumdaki olumsuzlukları ve problemleri düşünerek geçirmenin hiç bir faydası yoktur. Bunun yerine yaşamdaki hiç bir durumun yüzde yüz siyah veya yüzde yüz beyaz olmadığının farkına var. Bunu yaparsan her durumdaki avantajı ve güzelliği fark edebilirsin. Örneğin bir sınavda başarısız oldun diyelim. Bu durumda dövünmek yerine sonraki sınava daha etkin hazırlanıp kendini daha fazla geliştirmek konusunda eyleme geçebilirsin. Düştün bacağını kırdın ve üç ay yatakta yatmak zorundasın diyelim bu durumda da ağlamak yerine o üç ay boyunca müthiş bir okuma ve faydalı videolar listesi hazırlayıp kendini acayip derecede geliştirebilirsin. O kötü olay senin için müthiş bir fırsat olur. Her olaya böyle bak dostum. Benim genel taktiğim negatif durumları fazla önemsememek ama minicikte olsa pozitif durumları göklere çıkarmaktır. Bir dene istersen. 

Taktik 3 : İçine kapanma

Kötü bir olay olduğu zaman midye gibi içine kapanma. Tam tersine ailenden, dostlarından ve sana yardımcı olabilecek insanlardan yardım iste. Yalnız kovboy gibi takılırsan çölde akbabalara yem olursun. Bunun yerine içinde bulunduğun çevre veya gruptan destek iste eğer etrafında kimse yoksa bil ki Internet bir çok uzmanın bedava olarak bilgi paylaştığı ve iletişime geçtiği bir alem. Kaliteli uzmanların yazılarını ve videolarını takip et hatta direkt kendilerine soru sor. Örneğin bana sosyal medya üstünden ulaşan her soruya kendim bizzat cevap vermeye çalışıyorum ve benim gibi çok insan var Internet aleminde. Kısacası bu dönemde yalnızım demen biraz zor dostum.

Taktik 4 : Başkalarına yardım et

Bu yaşamda öğrendiğim en değerli bilgi hayata ne verirsen benzerini geri aldığın. Aynen bir bilgisayar gibi düşün ne yüklersen onu alıyorsun. Bu kapsamda eğer meyve ağacı dikersen güzel meyveler sana geliyor ama oturup diken tohumu ekersen  aldığın karşılık bacaklarını parça parça edecek dikenler oluyor. O sebeple ister ferah bir durumda ol ister sıkıntılı her durumda başka insanlara nasıl fayda veririm diye düşün. Bu hem seni mutlu ederek sıkıntılarını azaltacak hem de sen zor duruma düştüğün zaman bazen mucizevi şekilde yaşamına giren birileri sana yardımcı olacaktır. Biliyorum bazılarına bilimsel gibi gelmiyor ama benim yaşam tecrübem bu denklemi defalarca kanıtladı bana.

Taktik 5 : Vazgeçme

İnanların çoğunun sorunlar karşısında ezilmesinin sebebi direnç güçlerinin az olması ve hemen vazgeçmeleridir. Örneğin en basitinden yüzme öğrenmeyi düşün. Eğer suya ilk girip azıcık su yuttuğunda "aman ben yüzemiyorum kesin boğulurum" diye vazgeçersen hayatın boyu yüzmekten korkar ve hiç bir zaman yüzme zevkini yaşayamazsın üstelik bir gün denize düşersen işin çok zorlaşır. Ama suya girdiğinde "milyonlarca insan yüzmeyi öğrenebilmiş ben de öğrenebilirim azıcık su yutsam ve korksam da vazgeçmeyeceğim" dersen hatta profesyonel bir eğitim de alırsan bir kaç haftada yunus balığı gibi keyifle yüzmeye başlarsın. Yani  karşılaştığın durum aynıdır ama problem üreten senin vazgeçmendir, sana problem gibi gelen durumların başkalarının keyif aldığı olaylar olmasının sebebi direnç seviyelerinizdeki farktan kaynaklanır.

Bonus Tavsiye : Dostum zorluklarla mücadele konusunda kanalımda bulabileceğin "ZORLUKLAR NASIL AŞILIR ? " videomu izlemeni tavsiye ederim tabi kanalda kişisel gelişimle alakalı bir ton videomda var, bence bir baksan kendine büyük iyilik yapmış olursun. 

İşte Kanal :  https://www.youtube.com/AydinSerdarKuru

Zorluklardan kaçmak yerine onları kendini geliştirecek fırsatlar olarak gördüğün bir yaşamın olması dileklerimle

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru



Yorumlar

  1. Çok güzel anlatmışsınız hocam:) youtube üzerinden uzun zamandır sizi takip ediyorum zaten. Ben de yeni bir bloggerım hocam. Siz ve takipçileriniz blogumu ziyaret etmek isterse beklerim:) selamlar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...