Ana içeriğe atla

DEPREM KORKUSU NASIL YENİLİR ?

 


DEPREM KORKUSU NASIL YENİLİR ?

Sevgili dostlar,

Deprem ülkemizin bir gerçeği ve ne zaman vuracağı tam bilinemediği için belirsizlik üretmesi doğal ve insanların en korktuğu şeyde belirsizlik olduğu için deprem konusunda ciddi korkuların oluşması hepimizi etkiliyor. Deprem korkusu bir deprem fobisine dönüşebilir hatta bunun ismi de var "Tremophobia". 

Şimdi size bu korkuyla başa çıkabilmeniz için bazı yöntemler tavsiye edeceğim. Tabi ben psikolog veya afet uzmanı değilim ama Algı Yönetimi Uzmanı olarak vereceğim bilgiler işe yarayabilir.

1)  Belirsizlik insanları her zaman rahatsız etmiştir. Bu sebeple bir şeyi ilk defa deneyimlediğimiz zaman bir stres yaşarız çünkü sonuç konusunda beynimizde bir veri yoktur. Ancak aynı şeyleri defalarca yaptığımız zaman korkumuz azalır ve hele bu iş rutine dönüşürse otomatik pilotumuz devreye girer ve kendimizi rahat hissederiz. Bu sebeple yaşamdaki rutinlerimiz bize güven verir. Deprem sonrası dönemlerde günlük yaşam rutinlerinizi mümkün olduğunca korumaya çalışın. Yatma kalkma zamanlarınız, uyuduğunuz yatak, akşam belli saate izlediğiniz televizyon gibi aktiviteleri bozmayın. Rutinleriniz beyninizin belirsizlik hissini azaltacaktır.

2) Korkularınızdan utandıkça ve içinize attıkça üzerinizdeki etkisi artar. Bu sebeple her tür korkunuzu ve depremle alakalı yaşadığınız kötü hisleri yakınlarınız ve arkadaşlarınızla paylaşın. Bunları konuştukça ve sosyal destek arttıkça korkunuz ve stresinizin azaldığını göreceksiniz.

3) Korkuyla mücadele edebilmek için bedeninizin dengeli olması lazımdır. Eğer hormonal dengen bozulursa normalde iki birim hissedeceğim korkuyu elli birim hissedersin. Bu sebeple uyku düzenine dikkat et, şekerli ve karbonhidratlı beslenmekten kaçın çünkü kan şekeri oynamaları stres seviyeni yükseltir ve stresten kaynaklanan enerjiyi mutlaka spor ve hareketle bedeninden at.

4) Her tür hazırlıklı olma duygusu korkuyu azaltır ve sana kontrol hissi verir. Bir deprem durumunda neler yapacağını kağıt üstünde detaylıca planla. Bir deprem çantası hazırla. Uzmanların bu konuda verdiği önerileri incele. Kısaca kontrol edebileceklerini kontrol etmeye çalış. 

5) Korkunu bastırmak için alacağın alkol ve benzeri uyuşturucular kısa vadeli ferahlama hissi verse de orta vadede stres seviyeni arttıracak ve beyninin stresle mücadele etme kapasitesini düşürecektir. Bu sebeple korktuğun zaman alkole sarılmaktan vazgeç. Bunun yerine zihnini meşgul edecek hobilere yönel.

Ek Tavsiye : Korku ve stresle mücadelende en önemli silahın zihnindir. Eğer güçlü bir zihne sahipsen korkularının hayatını kontrol etmesine engel olabilirsin. Lütfen kanalımda bulunan "GÜÇLÜ BİR ZİHNE SAHİP OLMANIN 10 YOLU" videomu dikkatli izlemeni tavsiye ederim. 

İşte video burada

https://youtu.be/_9YHO0UZOBo

Hepimize mutlu ve güvenli günler dileğiyle

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...