Ana içeriğe atla

YENİ YILDA ARTIK DEĞİŞMEN VE DÖNÜŞMEN LAZIM.



YENİ YILDA ARTIK DEĞİŞMEN VE DÖNÜŞMEN LAZIM.

Sevgili dostum,

İşte gene bir yılı bitirdik.

Geçen sene yılbaşında da sana bir yazı yazmıştım ve değişmen gerektiğini söylemiştim.

Yoksa gene bıraktığım yerde misin ? Daha da kötüsü geriye mi düştün ?

Şu anda bu yazıyı nerede ve hangi durumda okuduğunu bilmiyorum. Tek bildiğim artık değişmenin ve dönüşmenin vaktinin geldiği.

Daha ne kadar komik bahanelere sığınacaksın ?

Kendindeki değeri ve potansiyeli boşa harcıyorsun. Eğer istesen o kadar büyük işler yapabilirsin ki. Ama istemiyorsun.

Bahane ve mazeretlerin rahat uykusu sana daha tatlı geliyor.

İşte ömrünün bir yılı daha geldi geçti.

Kendini ölümsüz falan mı sanıyorsun ?

Yoksa hayatını boşa geçirme ve kimseye faydan olmadan oturduğun yerde oturma konusunda bir yerlerden ilahi bir ayrıcalık falan mı aldığını zannediyorsun ?

Bak dostum insanlık tarihi boyunca senin gibi bir insan var olmadı. Senden sonra da var olmayacak.

Özel olarak yaratıldın. Parmak uçlarına kadar diğer insanlardan farklısın. Allah seni özel becerilerle ve özel bir görevle buraya gönderdi.

Buraya tıkınmak,uyumak ve eğlenmek için gönderilmedin.

Özel bir amacın var ama sen bunu unuttun ya da görmek istemiyorsun. Çünkü egona zor geliyor.

Bak sana yardımcı olayım.

Her insan bir diğerine belli beceriler ve özellikler açısından üstün yaratılmıştır.

Belli bir şey sana kolaylaştırılmıştır. Bu genelde hem kendine hem de diğer insanlara faydalı ve yaparken çok mutlu olduğun hatta zamanın nasıl geçtiğini unuttuğun bir şeydir.

Bu her şey olabilir.

Kimi araştırmaktan zevk alır, kimi yeni insanlarla tanışmaktan. Bazı insan matematiği sever bazı insan tarihi.

Kimine alıp satmak kolaylaştırılmıştır kimine hesap kitap tutmak.

Kimi diğer insanlarla mutludur, bir diğeri tek başına.

Her neyi yapmaktan hoşlanıyorsan ve hangi beceri sana kolaylaştırılmış ise yolun orada gizli.

Örneğin ben çocukluğumdan itibaren hep öğrenmekten ve öğretmekten zevk aldım.

Yıllar geçti bir çok farklı amacın peşine koştum. Çok başarılı olduğum zamanlarda oldu, çok başarısız olduğum zamanlarda.

Ceplerimden para fışkırdığı dönemlerde oldu, bir çay içecek bozuk para bulamadığım dönemlerde.

Yüzlerce insanın alkışlarını da duydum, tek başıma bırakılmışlığı da yaşadım.

Kısacası bir çok şey yaptım.

Ancak her zaman öğrenmek ve öğretmekten zevk aldım.

Hayat amacımın bu olduğunu anladığım anda her şey basitleşti.

Baktığım her şey anlam kazandı. Hangi amaçla buraya gönderildiğimin farkına vardım.

Bak şu anda azıcık boş zaman buldum ve gene öğretmeye çalışıyorum. Bundan da büyük keyif alıyorum. Çünkü benim olayım bu.

Peki senin olayın ne ?

Hangi amaç için buradasın ? Para ve mal biriktirmek için mi ? Cinsel ilişki ve aşklar peşinde koşmak mı hedefin ? Ev ve araba satın almak mı tüm vizyonun ? Bir makam ve koltuğa oturup insanlara emirler mi yağdırmak istiyorsun ? Bu kadar mısın yani ?

Meleklerin önünde secde ettiği bir İNSAN olarak tüm hedefin basit ve sıradan şeyler mi ?

Artık kendine gel.

Bu yılbaşı kendini alkol ve eğlenceyle uyuşturmak yerine aslında en uyanık olman gereken zaman.

Bütün gürültüyü bir kenara bırak ve kendinle baş başa kal.

Şu zamana kadar gelip geçen yıllarını düşün. Elinde sonsuza kadar harcayacak bir vakit sermayen yok.

Her yılın, her ayın, her haftan, her günün hatta her saatin ve dakikan sana verilmiş fırsatlar.

Bunları akıllıca harcamak zorundasın.

Allah her insan için farklı bir senaryo ve görüntüler dizisi yaratır.

Yaşamının her anı ve her görüntü çerçevesi içinde kendine ve diğer insanlara faydalı en iyi kararı verip vermeyeceğin konusunda test ediliyorsun.

Başıboş ve tesadüfi olarak buralarda takılan bir amip veya hayvan değilsin.

Bir an önce neden burada olduğunun farkına var. Sana kolaylaştırılan her neyse onu kullanarak üretmeye ve insanlara faydalı olmaya başla.

Eğer insanların çoğunluğu uykudan uyanır, kim olduklarını hatırlar ve harekete geçerse nasıl bir cennet benzeri ortamda ve ülkede yaşayabileceğimizi tahmin bile edemezsin.

Ama senin bir şeyler yapman lazım.

Kimse senin görevlerini senin için üstlenmeyecek.

Bu yaşam içinde yapman gerekenleri yapmazsan bundan sonra gideceğin yerde torpil veya tanıdık bulamayacaksın.

Her ne yapmışsan ve üretmişsen yanında sadece onları bulacaksın.

Her yeni yıl sana heyecan versin. Her yıl yapacağın yeni ve muhteşem şeylere odaklan.

Bunu yapmadığın her  yılbaşı sadece oturup tıkındığın ve  "heyooooo yeni yıl geldiiii" diye saat tam on iki de bağırdığın saçma bir törenden başka şey değildir.

Yıllar ve yılbaşıları gelip geçer. Senden önce milyonlarca insanında yılbaşıları gelip geçti.

Önemli olan senin hangi amaçla buralarda olduğunu hatırlaman ve harekete geçmen.

Ufak da olsa harekete geçmen durmandan iyidir. Bir her zaman sıfırdan üstündür.

Şimdi sevgili dostum madem bu yazıyı okudun ve bu görüntü sana oluşturuldu artık bilmiyorum diyemezsin.

Kendine büyük hedefler koy. İnsanlara nasıl fayda üretebileceğini düşün. Olumlu olarak ürettiğin ve insanlarla paylaştığın her şey sana fazla fazla geri döner meraklanma. Buna kesinlikle inan.

Bak anlaman için somut bir örnek vereyim.

Şimdi ben sana yüz lira versem.

"Bunun seksen lirası senin değil git yolun karşısında soğuktan titreyerek mendil satmaya çalışan yaşlı adama ver. Yirmi lirası senindir güle güle harca" desem.

Sende benim verdiğim parayı yaşlı adama vermek yerine "bütün bu para benim, bu parayı ben kazandım, hepsini çatır çatır yiyeceğim. Yaşlı adam da akıllı olsaydı zamanında" diyerek tamamını harcasan..

Ben artık  sana güvenip yeniden para verir miyim ?

Güvenimi kötüye kullanmamanın hesabını senden santim santim sormaz mıyım ?

İşte yaşamda böyle.

Sana verilen her şey. Para,akıl, sağlık  kısacası her tür imkan aslında tamamen senin değildir.

Onların içinde bir çok başka insanın payı vardır.

Eğer sana emanet edilenleri güzel kullanırsan sana daha çok verilir.

Eğer aptalca ihanet edersen senden fitil fitil kan revan içinde hesabı sorulur.

İşte yaşam denklemi bu kadar basit.

Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra aç önüne bir defter ve sana verilenleri yaz. Başka insanlardan hangi becerilerle üstünsün onları da yaz.

Sonra da düşün.

Senden ne yapman isteniyor ?

Bunu bulduktan sonrada artık bekleme ve hemen harekete geç.

2020 yılı kendini bulduğun ve iyiye dönüştüğün bir yıl olsun.

Bak şimdi seni uyardım.

Görevimi yaptım.

Mutluluk ve güzelliğin yolunu anlayabildiğim kadar gösterdim. Bundan sonra karar senin.

İster "bu adam ne saçmalamış"  de ve hayatım dediğin boşa harcanan ve sonu felakete giden zaman öldürme zindanına geri dön.  Az biraz daha oyalan.

Ya da.

Bu yazıyı ve uyarımı ciddiye al.

Hayatta hiç bir şeyin tesadüf olmadığını fark et ve gereğini yap.

Artık Uyan !!!

Artık kim olduğunun farkına var.

Oyun zamanı bitti şimdi gerçek bir savaşçı gibi meydana çıkıp görevini yapma zamanı.

Uyarıldın....

Umarım 2021 senesinde bambaşka bir insan olarak seninle başka bir yazıda yeniden buluşuruz.

Eğer 2021 senesinde hala aynı boş işlerle uğraşan ve kendine verilenlere bencilce ihanet eden birisi olarak karşıma çıkacaksan seninle bir daha görüşmesek de olur.

Sana ve tüm sevdiklerine müthiş bir yılbaşı dilerim.

2020 yılı senin ve tüm sevdiklerin için gerçek bir dönüm noktası olsun.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru





Yorumlar

  1. Ne güzel bir yazı, evet bir kez daha uyarıldım. bir şeyleri ve kendimi değiştirme hissiyatımı bir kez daha sarstınız. Sizi keşfetmek, okumak güzel. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...