Ana içeriğe atla

BEYNİNİ DAHA FAZLA KULLANMANIN YOLLARI.


BEYNİNİ DAHA FAZLA KULLANMANIN YOLLARI.


Sevgili dostum,

Daha güzel ve mutlu bir hayatın için aklını kullanabilmen lazımdır.

Ancak beyin denen organını köreltirsen aklını da doğru dürüst kullanabilme imkanların azalır.

Şimdi sana kısaca beynini daha fazla nasıl kullanabileceğin ve etkisini arttırabileceğin yöntemler yazacağım. Bunlardan bir kaç tanesini bile üşenmez yapabilirsen olumlu yönde etkisi olacaktır. Bu anlatacaklarımı umursamazsan giderek patatese dönecek bir beyinle yaşayacağın hayat ancak bir patatesin hayatı olacaktır.

1) Hareket et. Bir taraflarını kaldırıp yürümeye başla. Banka kredisiyle alıp tepesinden inmediğin araban sayesine yakında bakkala bile arabayla gideceksin. Bunu yapma. Hareket etmedikçe beynin hapı yutar. Gün içinde yürüyebileceğin kadar yürü. En güzeli doğaya git ve ormanlık bir alanda haftada bir buçuk saat kadar yürümeye ve derin nefesler almaya çalış. Doğaya gitmek demek orada piknik yapıp yağlı köfteleri mideye indirmek demek değildir.

2) Beynini zorlayacak bulmacalar çözmeye çalış. Gazeteler ve Internet bulmaca dolu. Bu konuda bedavaya kullanabileceğin telefon uygulamaları da var. Bunları indir. Günde en az bir saat beynini zorlayacak bir şeyler çöz. (Top patlatma oyunu demiyorum bak beynini zorlayacak bulmaca diyorum). En güzeli aslında zor kelimeler içeren üst seviyede yazılmış kitaplar okumandır. Ağır dille yazılmış bir felsefe kitabından her gün yarım saat okuyabilsen beynin kendine gelir. Ama tabi çoğunuz bırak ağır dille yazılmış kitabı çocuk kitabını bile okumaya üşenecek biliyorum. Ne yaparsan kardır. Beynini gün içinde bir şekilde zorlayacak bilmece,bulmaca ve kitaplara vakit ayır.

3) Şu an telefonunda her şeyi hemen yapmanı sağlayacak uygulamalar var. Bunları mümkün olduğunca zorda kalmadıkça kullanma. Örneğin hesap makinesi yerine kağıt kalemle hesap yapmaya çalış. Bir yeri ararken hemen telefonundan navigasyonu açma. Biraz araştır kendince sağa sola sor ve bulmaya çalış. Kısacası kolay yöntemlere çocuğun şekere sarılması gibi sarılacağın yerde azıcık kendini zorla.

4) Yeni bir şeyler öğren. Beyin yeni bir şeyler öğrenirken güzel çalışır. Her gün yabancı dilden bir kaç yeni kelime, veya yeni bir yemek tarifi ya da önceden bilmediğin bir beceri öğrenmeye çalış. Bu çok basit bir şeyde olabilir. İyice öğrendikten sonra hemen başka bir şey öğrenmeye başlar. Çünkü beyin bir kere bir şeyi öğrendiği zaman boş vitese alır. Buna izin verme sürekli zorla.

5) Tartışma grupları, kitap grupları gibi insanlarla düzeyli tartışmalar yapıp sosyalleşebileceğin yerler ara bul. Cemaat sohbet grupları falan demiyorum oralarda tartışma olmaz tek doğru budur diyerek bir şeyleri sana empoze ederler. Daha rahat ve sadece basit amaçlarla bir araya gelmiş gruplar ara kendine. Internet üzerinden değil yüz yüze olması lazım. Biliyorum ülkemizde bu alanda pek bir şeyler yok.  En azından akıllı ve zeki arkadaşlarınla üst düzey muhabbetler edebileceğin ortamlar üret.

6) Yediklerine dikkat et. Çöp yiyerek ve beynine çöp göndererek gelişmesini bekleyemezsin. Biliyorum kaliteli şeyler yemek zorlaştı. Her şey ateş pahası. Ancak genede bilinçli olmaya çalış. Üç tabak makarna yedikten sonra ağzına baklava tıkma. İş yerinde karnın kazındığı zaman bir elma ye çantandan zokkiri zukkiri marka ne halt olduğu belli olmayan gofreti tıkınma. Kısacası beynine gönderdiğin besinlere dikkat et.

7) Doğru dürüst uyu. 7-9 saat uyku iyidir. Ne kadar az uyursan beynin uyuma esnasında gerçekleştireceği temizleme ve şarj olma işlemlerini gerçekleştiremeyeceği için "salak gibiyim bugün" modunda uyanırsın. Akşam normal bir saatte televizyonu veya telefonu ya da her ne gereksiz işi yapıyorsan kapatıp uyu.

8) Beyin aklı kullanman için vardır. Aklını kullanmadıkça. Ot gibi yaşadıkça. Zombi gibi davrandıkça. Sürekli kolaya kaçtıkça. Hiç bir şeyi sorgulamadan var oldukça. Beynin de giderek gücünü kaybeder. Kolunu bir ay boyunca göğsüne bağlasalar ve hareket ettiremez olsan. Kolunu bile bir süre kullanamazsın. Yıllarca beynini kullanmadan yaşayanlar ne olur bir düşün.

Peki hocam iyide ne gerek var beyine, ne olur yani diyorsan şu olur. Beynini zaman içinde gerileten ve kaybeden insanlar artık insan olmazlar. Yaşayan ölü ve Köle haline dönerler. Hayatının geri kalanını bu şekilde geçirmek ve birileri tarafından iliklerine kadar kullanılmak istiyorsan karar senin. Hiç bir söylediğimi yapma ve beyninin yavaş yavaş ölmesine izin ver.

Yok ben yaşamak, özgür olmak ve mutlu olmak istiyorum diyorsan hemen bir şeyler yapmaya başla.

Sevgilerim ve Saygılarımla

Aydın Serdar Kuru



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...