Ana içeriğe atla

ALGI YÖNETİMİ TEKNİKLERİYLE ÖĞRENME YETENEĞİNİZİ GELİŞTİRMENİN 7 YOLU.

Algı Yönetiminde kullanılan bazı psikolojik teknikler sizin kendi öğrenme yeteneklerinizi geliştirmekte de kullanılabilir. Yoğun bilgi akışının olduğu günümüzde kolay öğrenemeyenler rekabette geri kalacaktır bu sebeple öğrenme kapasitenizi arttırmak son derece akıllıca bir yatırımdır.

1) Okuduğunuz herhangi bir metinde önemli gördüğünüz ve aklınızda kalmasını istediğiniz cümlelerin altını çizmeniz veya fosforlu kalemle boyamanız beyninizin o cümlelere özel önem vermesini sağlayacaktır. Bu sayede metine bir daha geri döndüğünüz zaman önemli kısımları çok az bir sürede hatırlayabilme imkanına da sahip olacaksınız. Metni ilk okumanızda hemen cümlelerin altını çizmeye başlamayın. Önce bir kere baştan sona okuyun ve ikinci okumanızda çizme işlemini başlatın. Tüm bir paragrafın altını çizmeniz beyninizi uyarmayacaktır bu sebeple her bir paragrafta en fazla bir cümlenin altını çizin.

2) Beyniniz yazarken çok daha fazla öğrenir. Bu sebeple aklınızda kalmasını istediğiniz bilgileri mutlaka not alın. Burada tavsiyem klasik kağıt kalemi tercih etmenizdir çünkü kalemle yazma işlemi tuşlarla yazma işleminden çok daha fazla oranda sinir sisteminizi uyaracağı için öğrenme hızınızda artacaktır.

3) Ufak not kartları özellikle ezberlemek istediğiniz bilgiler için en iyi çözümdür. Ufak kartlara yazacağınız bilgileri belli aralıklarla göz gezdirmeniz hatta o kartları gün içinde zaman geçirdiğiniz yerlerde göz önünde tutmanız bile beynin o bilgileri kapması için yeterlidir.

4)Öğrenmek istediğiniz bilgilerle alakalı hikayeler bulmaya çalışın. Beyin her zaman hikayeleri normal standart bilgiden daha iyi hatırlar. Hikayeler yoluyla öğrenme en iyi öğrenme yollarından biridir. Anlamakta zorluk çektiğiniz bir konuyla alakalı bir hikaye bulmanız veya beyninizde konuyu hikaye şekline getirmeniz size büyük avantaj sağlayacaktır.

5)Öğrenmek istediğiniz konuyu arkadaşlarınızla tartışın (Beyin Fırtınası). Bir konuyu farklı şekillerde anlatmak veya o konu üzerinde tartışmak öğrenme kapasitenizi arttırır.

6)Beyniniz resimleri yazılardan çok daha kolay hatırlar. Öğrenmek istediğiniz bilgilerle alakalı görsel materyallere bakmanız, izlemeniz hatta en iyisi elinizle çizmeniz beyninizin hatırlaması için çok daha kolay bir yöntem olacaktır.

7) Öğrenme sırasında mutlaka beyninize yeni aldığı bilgileri kategorize etme fırsatı vermeniz lazımdır. Bunun en güzel yöntemi uykudur çünkü beyin uyku esnasında yeni edindiği bilgileri sınıflar ve kategorize eder. Eğer uyuma imkanınız yoksa sık aralarla beyninizi dinlendirin. Kısacası uyumadan uzun saatler çalışmanız veya okumanızın öğrenme bakımından size hiçbir faydası dokunmaz. www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...