Ana içeriğe atla

Avantgarde Collection Algı Yönetimi Eğitimi

Türkiye'nin önde gelen lüks otel zincirlerinden Avantgarde Collection üst düzey yöneticilerine özel olarak verdiğimiz yoğunlaştırılmış "İmaj ve Algı Yönetimi "eğitimi başarıyla sonuçlandı.

Ayça Kuru Akademi bünyesinde kızkardeşim zarafet eğitmeni Ayça Kuru ile beraber verdiğimiz bu özel eğitime katılan üst düzey yöneticiler gerek eğitim sürecindeki ilgileri gereksede eğitim öncesi ve sonrası bizlere gösterdikleri VIP konukseverlik sayesinde çok keyifli bir eğitim süreci geçirmemize sebep oldular.

Eğitime katılan yöneticilerden Avantgarde Collection yönetim kurulu başkan yardımcısı sayın İsmet Ömer Öztanık bey otelcilik sektörü konusundaki birikimi, sorduğu sorular ve yorumlarıyla beni oldukça etkiledi. Konusuna son derece hakim ve ciddi şekilde bilgiye değer veren bir yönetici.

Katılımcılardan Avantgarde Collection yönetim kurulu üyesi sayın Cenk Öztanık bey'de aynı şekilde konusuna son derece hakim ,dinamik ve inovatif bir bakış açısına sahip.

Eğitimin diğer katılımcıları Avantgarde Collection Genel Koordinatörü sayın Tanay Adıgüzelin otelcilik sektöründeki derin tecrübesi ve çizdiği profesyonel imaj ve Avantgarde Collection Strateji sorumlusu ve Otel Müdürü sayın Havva Kızılın konulara derinlemesine bakış açısı ve ciddi tecrübesi son derece dikkat çekiciydi.

Son zamanlarda eğitim verdiğim en profesyonel ve etkileyici yönetici grubuna sahip Avantgarde Collection markasının otelcilik sektöründe yakın zamanda çok daha büyük hamleler içinde olacaklarını düşünüyorum çünkü özellikle üst düzey yönetimi Türkiye standartının üstünde bir birikim ve beceriye sahip imajı aldım kendilerinden.

Bu harika eğitim fırsatı için Avantgarde Collection yönetim ekibine tekrardan teşekkür ederim.

www.serdarkuru.com

www.aycakuru.com.tr

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

KÖTÜ İNSANLAR KÖTÜ OLDUKLARININ FARKINDA MIDIR ?

  KÖTÜ İNSANLAR KÖTÜ OLDUKLARININ FARKINDA MIDIR ?  İyilik ve kötülük dünyaya ilk fırlatıldığımız günden bu güne önümüze konan bir seçenek. İlk olarak masallarla başlar annemizin bize anlattığı. Masalda mutlaka kötü bir karakter vardır. Kırmızı Başlıklı kızı yemeye kalkan kötü kurt, pamuk prensesi zehirleyen üvey anne gibi ve bizim yanımız her zaman iyilerin yanıdır. Daha sonra çizgi filmler girer yaşam hanemize. Örneğin Tom ve Jerry kedi fare masalında biz hep ufak minik fareyi tutarız, Kötü kalpli Gargamele karşı mavicik Şirinlerin yanındayızdır. Sonra görüntülü masallar olan filmler girer hayatımıza Star Wars evreninde Jedi olmak isteriz ve Yoda manevi babamız olsun diye iç geçiririz. Süpermen'in yanında Lex Luthora karşı savaşırız. Sonra yıllar geçer hayatın daha da içine gireriz çünkü artık bedenimiz büyümüştür ve masallar arkamızda kalmıştır ancak aynen o masallarda okuduğumuz çelik gibi net iyi ve kötü ayrımını ararız hayatta. Tüm dünya içinde kendimizin de olduğu iyile...

SALAKLIĞA ÖVGÜ