Ana içeriğe atla

Avantgarde Collection Algı Yönetimi Eğitimi

Türkiye'nin önde gelen lüks otel zincirlerinden Avantgarde Collection üst düzey yöneticilerine özel olarak verdiğimiz yoğunlaştırılmış "İmaj ve Algı Yönetimi "eğitimi başarıyla sonuçlandı.

Ayça Kuru Akademi bünyesinde kızkardeşim zarafet eğitmeni Ayça Kuru ile beraber verdiğimiz bu özel eğitime katılan üst düzey yöneticiler gerek eğitim sürecindeki ilgileri gereksede eğitim öncesi ve sonrası bizlere gösterdikleri VIP konukseverlik sayesinde çok keyifli bir eğitim süreci geçirmemize sebep oldular.

Eğitime katılan yöneticilerden Avantgarde Collection yönetim kurulu başkan yardımcısı sayın İsmet Ömer Öztanık bey otelcilik sektörü konusundaki birikimi, sorduğu sorular ve yorumlarıyla beni oldukça etkiledi. Konusuna son derece hakim ve ciddi şekilde bilgiye değer veren bir yönetici.

Katılımcılardan Avantgarde Collection yönetim kurulu üyesi sayın Cenk Öztanık bey'de aynı şekilde konusuna son derece hakim ,dinamik ve inovatif bir bakış açısına sahip.

Eğitimin diğer katılımcıları Avantgarde Collection Genel Koordinatörü sayın Tanay Adıgüzelin otelcilik sektöründeki derin tecrübesi ve çizdiği profesyonel imaj ve Avantgarde Collection Strateji sorumlusu ve Otel Müdürü sayın Havva Kızılın konulara derinlemesine bakış açısı ve ciddi tecrübesi son derece dikkat çekiciydi.

Son zamanlarda eğitim verdiğim en profesyonel ve etkileyici yönetici grubuna sahip Avantgarde Collection markasının otelcilik sektöründe yakın zamanda çok daha büyük hamleler içinde olacaklarını düşünüyorum çünkü özellikle üst düzey yönetimi Türkiye standartının üstünde bir birikim ve beceriye sahip imajı aldım kendilerinden.

Bu harika eğitim fırsatı için Avantgarde Collection yönetim ekibine tekrardan teşekkür ederim.

www.serdarkuru.com

www.aycakuru.com.tr

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...