Ana içeriğe atla

FAKİR OLMANIN FAYDALARI


FAKİR OLMANIN FAYDALARI


Sevgili dostlar,

Son zamanlarda Amerika ve Almanya'da bir telaş ve feryat her tarafta görülmekte. 

Yok fakir kalacaklarmış, yok paraları pula dönmüş.

Amerikalı ve Alman arkadaşlarım her gün Whatsapp üstünden beni arayıp "ne yapacağız hocam" diye beni gecenin üçünde yataklardan kaldırıyor.

Onlara hep aynı şeyi söylüyorum.

"Öncelikle fakirlik ve zenginlik tamamen algılara dayalıdır. Neye göre fakirsin ve kime göre zenginsin değil mi efendim ? " diyorum

"Çok da şey etmemek lazımdır" diye de ekliyorum

Sonra başlıyorum fakirliğin faydalarını anlatmaya. 

Bir süre konuştuktan sonra "Yes Jedi Master, you are probably right" diyerek bana teşekkür ediyorlar.

Bugün sizinle Amerika veya Almanya gibi zor durumdaki ülkelerde yaşayan arkadaşlarınız varsa kullanabileceğiniz bir kaç bilgiyi sizinle paylaşacağım. Amme hizmeti olsun gariplere. Aynen şu aşağıda yazacaklarımı onlara tekrarlayın.

FAYDA 1  

Kişisel Gelişim İmkanları

Şimdi dostum kişisel gelişim ve hayat boyu öğrenme çok önemlidir. 

Sizler hayatınız boyunca kişisel gelişime, kitaba ve bilgiye hiç önem vermediniz. Kendini geliştirmen lazımdır denilince yüzümüze güldünüz. Bilim insanlarına, yazarlara ve sanatçılara bir mahalle bakkalı kadar değer vermediniz. Amerikan ve Alman aydınları bu sebeple ya ülkelerini terk etti ya da kıyıda köşede unutuldular.

Tutumlu olmayı da öğrenemediniz. Ayakkabının modelini beğenmedin gittin yenisini aldın. Üç kuruş paranla otuz yıllık lüks ev ve araba taksitlerine girdin. Oturma takımını her sene yeniledin. 

İşte şimdi işler değişti.

Fakir düştüğün zaman bir çok işini kendin yapmak zorundasın. Evinde ve arabandaki ufak tefek tamiratlardan tut, elbiselerindeki tadilatlara kadar kendin yapacaksın. Yok öyle artık hemen yenisini alalım. İsteyene Internet üzerinde binlerce uzman ve usta her şeyin nasıl yapılacağını ince ince anlatıyorlar. 

Saç kesmesini bile öğrensen büyük avantajdır hem de berberinin bitmeyen at yarışı muhabbetinden ve kuaförünün "saçını kime yaptırdın şekerim, mahvetmiş saçını" laflarından kurtulmuş olursun. 

Hiç belli olmaz öğreneceğin her beceri sana altın bilezik olacaktır. 

Bunun yanı sıra artık maaşın sana yetmeyeceği ve ek işler yapman gerektiği için türlü farklı alanlarda yeni beceriler öğrenmek zorunda kalacaksın. 

Artık ben sadece tek bir iş yaparım onu da elimin ucuyla yaparım diyemezsin. 

Sana daha önce git kendini geliştir desek burnundan kıl aldırmazdın şimdi türlü bedava kurs peşine koşmak seni bekler.

FAYDA 2

Pratik Zeka Gelişimi.

Parasızlık ve imkansızlık yaratıcılığı geliştirir. Sadece aylık bütçeni tutturmak için bile türlü pratik çözüm yolları bulmak zorundasın. Pet şişeden saksı, ekmek içinden köfte yapmayı düşüneceksin. Bu da  sana zenginlerin hiç bir zaman edinemeyeceği müthiş bir pratik zeka ve olaylara yaratıcı şekilde bakma yeteneği verecektir.

Yaratıcılık ve olaylara farklı bakabilmek daha önce hiç hoşuna gitmiyordu. Hatta sana ezberletilen doğrulardan azıcık farklı konuşanlara etmediğinizi bırakmadınız. Kızılderililere haksızlık ettik diyenleri üniversitelerden sürdünüz, Bismarck zamanındaki politika hatalıydı diyenleri "sen nasıl ulu şansölyemize laf edersin" diye yerle yeksan ettiniz.

Belki şimdi olaylara biraz daha geniş bakabilmeyi öğreneceksiniz. İyi olacak.

FAYDA 3

Hayatta kalma becerilerinin artışı.

Artık doğalgazı açıp evde don atlet oturmak, çöpe atacağın yiyecekleri dolaba tıkmak yok. 

Fakir insanlar yaşamlarını hayatta kalmak için türlü yöntemler ve uyum yetenekleri geliştirmeye adamışlardır. Örneğin kendi domatesini yetiştirmekten, bahçende su kuyusu açmaya. Soğuğa ve sıcağa direnç geliştirmekten, kocakarı ilaçlarıyla kendi kendini tedavi etmeye kadar türlü becerilerin olacak. 

Bu sebeple ilerde küresel ısınma yüzünden tsunamiler, depremler veya meteor yağmuru gibi durumlarda hatta sağlam bir zombi istilasında bile her şeyin hazırına alışmış zenginler patır patır dökülürken sen çelik gibi hayatta kalacaksın.

FAYDA 4

Çevreye daha faydalı olma.

Modern insanın her türlü teknolojik cihaz kullanma sebebiyle salgıladığı karbondioksit oranı çok fazladır. Örneğin iki arabası olan, evde cayır cayır doğalgaz yakan ve türlü lüks tüketim maddesi satın alan zengin bir ailenin karbon ayak izi çok büyüktür. 

Bundan önce zengin bir Amerikalı ve Alman olarak tuvalete bile arabayla gitmeye çalıştın, her odaya klima taktırdın ve yazın lüks otellerde kalacağım diye ormanların yakılmasına ses çıkarmadın. Hatta elektriği ucuz kullanırım diye  Mississippi ve Ren nehirlerinin kurutulmasına göbek attın. Küresel Isınma var biraz az tüketin diyene de gülerek kredi kartını gösterdin.

Ama artık fakir olduğun için ister istemez karbon ayak izin küçücük olacak. Araba yerine toplu taşımaya binecek ve evde battaniyeyle ısınacaksın. Böylece küresel ısınmaya katkın oldukça azalacak ve vicdanın rahat uyuyabileceksin.

FAYDA 5

Aile ve arkadaşlarınla daha samimi ve gerçek ilişkiler kurabilme.

Amerikan ve Alman aile yapısı zenginlikten çok zarar gördü. Paskalya bayramlarında ve Christmas gecelerinde büyüklerini arkanda bırakarak tatillere gittin. Parayı bulunca yıllarca anne ve babanı arayıp sormadın. Hele senden borç isterler diye eski arkadaşlarınla bile arayı soğuttun.

Para arttıkça aile ve arkadaşlar pek akla gelmez. Ama para azaldıkça aile ve arkadaşlar önem kazanır. Çünkü zorlu zamanlarda güveneceğiniz limanlar lazımdır size. Zenginler bayramlarda ve yılbaşlarında ailelerini gözü yaşlı arkalarında bırakıp pahalı yurtdışı turlarına çıkarken siz tüm bu özel günlerde aile saadetinin tadını çıkaracak ve battaniyelere sarılıp tombala oynayacaksınız. 

Üstelik paranız olduğu zaman etrafınızda bulunan akraba ve arkadaşların sizi paranız ve imkanlarınız için mi yoksa gerçekten kendiniz olduğunuz için mi sevdiklerini bilemezsiniz. 

Paranız azaldıkça etrafınızdaki insanlar da azalacak ve geriye kalanlar az ama özlü dostlar olacaktır. Sıkı sıkı sarılın onlara.


Evet efendim bence bu kadar fayda Amerikalı ve Alman arkadaşlarınızı ikna etmek için yeter hatta artar bile. 

Ama siz "yok hocam ben gene de bolluk bereket istiyorum" derseniz hadi size bir sır vereyim.

Dünyanın en büyük zenginleri Elon Musk ve Bill Gates zenginliklerini şu sırra borçludurlar.

Bu arkadaşlar tam 21 gün boyunca sabah uyandıkları ve akşam yatacakları zaman aşağıdaki tekerlemeyi söylemişlerdir.

" Para benim dostum. Para beni seviyor, bende parayı seviyorum.."

İşte bu kadar basit. 21 gün bunları disiplinli şekilde tekrarlarsanız sizde Elon Musk kadar zengin olabilirsiniz. Hem hiç çalışıp üretmenize de gerek yok. 

Ama disiplinli şekilde bu olumlama çalışmasını yapmanıza rağmen para hala üstünüze yağmıyorsa bu sizin suçunuz, çünkü evrenin çekim gücüne inanmıyorsunuz demektir.

Evet son bir tavsiye

Amerikalı ve Alman arkadaşlarınız Türkçe biliyorlarsa onlara You Tube kanalımın adresini gönderinde kendilerini geliştirsinler. Çünkü zor zamanlarda yeni bilgiler edinmeye çok ihtiyaçları var. Kanaldaki tüm videolarımın bedava, beleş , Free of charge hatta Kostenlos olduğunu da ekleyin. 

Buyrunuz link

https://www.youtube.com/c/AydınSerdarKuru


Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

Master Jedi Trainer 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...