Ana içeriğe atla

TESTLERDE BAŞARI SIRALAMANI YÜKSELTME TEKNİKLERİ.



Sevgili dostum,

Türkiye’de hayatının birçok döneminde karşına başarılı olman gereken testler çıkacaktır ve bu testlerde başarılı olman hayatının gidişatını belirleyecektir. Bir takım algı teknikleri kullanarak girdiğin testlerde daha başarılı olman mümkündür işte sana birkaç tavsiye.

1) Sürekli tekrar yapman, bilgileri kısa dönemli hafızadan uzun dönemli hafızaya geçirmene yardımcı olur. Bu sebeple bıkmadan usanmadan çalıştığın bilgileri sürekli tekrar et ve beyninin uzun dönemli hafızasına geçir.

2) Bazı bilgileri hatırlamak için Alfabenin çok kullanılan harfleriyle şifreler oluştur. Mnemonik denilen bu yöntemle büyük çaplı bilgileri kısa harf şifrelerine indirgeyerek test sırasında kolayca hatırlayabilirsin.

3) Çalıştığın konuları gerçekten merak etmeye ve ilgi duymaya çalış. Beyin ilgi duyduğu konularda daha çok öğrenir.

4) Hatırlamak istediğin bilgileri etrafındaki yakın aile veya arkadaşlarının isimleriyle eşleştir. Bu isimler beyninde daha sık kullanılan alanlarda yer aldığı için onlarla eşleştirdiğin her bilgi test sırasında daha kolay aklına gelecektir.

5) Her zaman aynı yerde ders çalışma çünkü beynin rutine girerse öğrenme kapasitesi düşer. Aynı odanın farklı yerlerinde ya da tamamen birbirinden farklı mekanlarda ders çalışarak beyninin rutine düşmesine engel ol.

6) Sınava çalışma döneminin “geçici” olduğunu ve “başarılı bir sınavdan” sonra eğlence ve mutluluğun seni beklediğini kendine sürekli telkin et, bu şekilde beynini daha etkin odaklayabilirsin.

7) Zihinsel olarak yorulduğun zaman çalışmayı tamamen bırakmak yerine sadece hafiflet. Örneğin çalışman gereken metinleri hafifçe gözden geçirerek oku. Uzun dinlenme araları verdiğin çalışma dönemleri beyninin öğrenme seviyesini düşürecektir.

8) Öğrenmen gereken bilgileri yüksek sesle kendi kendine oku. Böylece beyninin hem görsel hem de işitsel merkezlerini uyararak öğrenme seviyeni arttırabilirsin. Yapabileceğin başka bir teknik de öğrenmen gereken bilgileri başka bir arkadaşının sana yüksek sesle okumasıdır. Böylece bu bilgiler beyninde kendi sesinin dışındaki bir sesle eşleşeceği için beyinde depolanma etkisi artacaktır.

9) Olumsuz düşünceli ve sana sürekli “başaramayacağız” ya da “çok zor bu iş” türünden telkin yapan arkadaşlarını etrafından uzaklaştır. O arkadaşını ne kadar seversen sev yaptığı sürekli negatif telkinler bilinçaltını etkileyerek seni başarısızlığa sürükleyebilir.

10) Öğrenmenin yavaşladığını hissettiğin anda hemen kısa süreli spor hareketleri yap,derin nefesler al ve bol su iç. Böylece kan dolaşımındaki oksijen miktarını arttırıp dolaşımını hızlandırarak beynine yeni enerji gönderebilirsin. Tüm gün hareketsiz ve havasız bir odada yapacağın çalışmalar beyninin öğrenme kapasitesini düşürecektir.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...