Ana içeriğe atla

E-TİCARET BAŞARINIZ İÇİN PSİKOLOJİK TAKTİKLER

Dünya ticareti yavaş yavaş E-Ticaret yönüne doğru kaymakta. Artık bir E-Ticaret sitesi olmayan şirkete taş devrinde kalmış muamelesi yapılıyor. Ancak dünyanın parasını döküp en son model bir E-Ticaret sitesi açmanız bu alana girip başarılı satışlar yapmanız için yeterli değildir. İnsanların sizin ürünlerinizi bol bol tıklayıp sepetlerine atmaları için çeşitli psikolojik taktikleri de zekice ve yerinde kullanmanız lazımdır. Bu taktiklerden çok basit bir kaç örnek vermem gerekirse.

1) İnsanlar kendilerine bir şey verildiği zaman kendilerini o hediyeyi veren kişiye karşı "borçlu" hissederler. Bu açıktan faydalanmak için e-ticaret sitenizde sattığınız ürünlerin yanında mutlaka "bedava" bir şeyler vermeye çalışın. Bu hediye çok ucuz hatta ufacık bir ürün örneği bile olsa yarattığı psikolojik etki değişmeyecek ve müşteriniz sitenizden ikinci bir kere alışveriş yapma kararına daha çabuk ulaşacaktır. Unutmayın herkes bedava bir şeyler almaya bayılır.

2) İnsanlar tutarlı olmaya veya en azından öyle gözükmeye çalışırlar. Onları sitenizin mail listesine katılmaya,facebook sayfanızı beğenmeye hatta en iyisi ürünlerinizi bir kaç gün deneyip ellerinde tutmaya ikna edebilirseniz harika olur. Çünkü sizden mail almayı kabul etmeleri,facebook sayfanızı beğenmeleri ve o an için ürününüzü satın alma niyetleri olmasa bile en azından bir kaç gün denemeyi kabul etmeleri müthiş bir psikolojik baskı oluşturacaktır. Ürünü beğenmezlerse istedikleri zaman iade edebileceklerini söylemenizde harika bir fikirdir çünkü o ürün bir kere ellerine geçti mi iade etmeleri biraz zordur.

3) İnsanlar beğenip sempati duydukları insanlara güvenme ve onlardan ürün satın almaya çok yatkındırlar. E-Ticaret sitenizi baştan aşağı sitenize giren insanlara gülümseyen,tebessüm eden güzel insanların resimleriyle veya sevimli karakterlerle doldurmanız çok iyi fikirdir. İnsanların beğendiği ünlüler ve sevimli çizgi film karakterleri de işe yarar çünkü sitenize giren müşterileriniz bu ünlü karakterlere duydukları sempatiyi psikolojik olarak sizin ürünlerinize yansıtacaklardır. Şirketinizin sempatik bir başarı hikayesi varsa onu da markanıza eklemeyi unutmayın. İnsanlar güzel ve mutlu masallara bayılırlar.

4) Hepimiz tanıdığımız ve sevdiğimiz insanlara güveniriz. Mesela herhangi bir ürün hakkında yakın arkadaşınızdan alacağınız olumlu tavsiye bir çok klasik reklam faaliyetinden daha etkili olacaktır. Bu psikolojik avantajı e-ticaret sitenizi insanların arkadaşlarına sosyal medya üzerinden sitenizi veya içindeki ürünleri tavsiye edebilecekleri bir çok imkanla donatarak kullanabilirsiniz. Hele bir de arkadaşlarına sitenizi tavsiye edeceklere ufak da olsa bir hediye verirseniz tadından yenmez olur.

5) İnsanlar otorite görüşlerine itaat etmeye yıllar süren koşullandırmalarla iyice alışmışlardır. E-Ticaret sitenizi ürünlerinizin "kanıtlanmış faydaları" konusunda "bilimsel araştırmalar" ve " uzman görüşleriyle" doldurmanızı şiddetle tavsiye ederim.

6) Kıtlık duygusu yaratarak insanları paniğe sokmanız ve çok düşünmeden satın alma eylemine geçirmeniz mümkündür. Mesela sitenizdeki ürünlerin fiyatlarının "geçici bir zaman için geçerli olduğu" veya "ürünlerden deponuzda sadece yirmi adet" kaldığı gibi zihin virüsleri çok etkili olacaktır. İnsanları birbiriyle yarıştırdığınız açık arttırma gibi sistemlerde benzeri bir panik duygusu yaratmakla beraber rekabet ve kazanma duygularını da körükleyecektir.

Burada kısaca üzerinden geçtiğim ve en basitlerinden örnekler verdiğim psikolojik taktikler "Algı Yönetimi Kurumsal Eğitiminin" çok ufak bir kısmını oluşturmaktadır. Eğer bir E-Ticaret sitesine sahipseniz veya şirketinizin ürünlerini Internet üzerinden insanlara sunmayı düşünüyorsanız sadece bu amaca göre dizayn edilmiş eğitim programımıza katılabilir veya danışmanlık hizmeti alabilirsiniz. Şu anda E-Ticaret alanında hizmet veren bir bilişim firmasıysanız da beraber son derece etkin ve insanların satın alma psikolojilerini hedefleyen müthiş site dizaynları oluşturabiliriz.

Kısacası E-Ticaret hiç bir zaman sadece bir Internet sitesi kurmak değildir çünkü insanların sitenize girmesi yetmez onları satın almaya yönlendirmeniz de gerekir ve bunun da yolu zihinlerini etkilemekten geçer.

Tabi nasıl yapacağınızı biliyorsanız.

Sevgilerimle

www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...