Ana içeriğe atla

ELMAS NASIL "TEK TAŞ" OLDU.

Bugün eşimle sıkış tıkış bir cafede oturup elimizdeki sütlü kahveleri içmeye çalışırken dikkatim bir anda yan taraftaki masada oturan gruba kaydı ister istemez.

Üzerinde süklüm püklüm kalitesiz siyah bir takım elbise giymiş ve oldukça "naif" görünümlü bir erkek yanındaki kıza heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatıyordu. Yanında oturan ve bu arkadaşımızı koca koca açılmış gözlerle dinleyen bayansa bir mahalle düğününe gitmek için hazırlanmış gibiydi ve aşırı makyajı ve parlak pullarla kaplı kırmızı elbisesi ona ayrı bir hava katıyordu. Bu çiftin karşısındaysa sadece diğer kız gibi aşırı makyajlı olmakla kalmayan aynı zamanda aşırı kilolu da olan ve tek başına iki kişilik koltuğu kolayca kaplamış başka bir bayan oturuyordu. Hararetli hararetli bir şeyler konuşuyorlardı ve ilk düşüncem bayram ziyaretlerine çıkmış bir grup oldukları üzerine oldu. Hatta millet bu bayram ziyaretlerini amma da ciddiye almış düğüne gider gibi giyinmişler helal olsun dedim içinden ve eşimin anlattıklarına geri çevirdim dikkatimi.

Sonra elinde mezarlıktan çalınmış gibi duran çiçeklerle kısacık boylu ve yapışkan tavırlı bir çiçekçi amca belirdi masamın hemen yanında ve "ablama bir çiçek vereyim mi " cümlesini daha eşime kuramadan benden aldığı lazer bakışlarla fikrinden vaz geçerek dikkatini yanımızdaki masaya verdi. Ağır elbiseli ve ağır makyajlı ve kendisi de ağır ablamız beni şaşırtan ani bir hareketle çiçeklerden bir kaç tanesini aldı ama çiçekçiyi bile isyan ettirecek kadar az parayı adamın eline bırakıverdi. Çiçekçi bir süre mırın kırın ettikten sonra ağır ablanın sinirlenme belirtileri göstermesinden ürkerek kafeyi terketti (kaçtı yani)

Bu devasa kızın durup dururken kendine çiçek almasına mı şaşırayım yoksa üç saniyede çiçekçiyi kazıklama becerisine mi hayran kalayım bilemedim.

Bir on dakika sonra aynı şişman kız garsona "hadi müziği çalın" artık demez mi. Aynı anda tüm cafede çok acaip bir taverna müziği çalmaya başladı. Ben artık bu grubun gariplikleri bu kadar yeterli diyerek tam kalkmaya niyetlenmişken süklüm püklüm takım elbiseli çocuk bir anda ayağa kalkarak tek dizinin üzerine çöktü ve aynı anda şişman kız da ayağa kalkarak telefonuyla bu durumu videoya çekmeye başladı. Çocuğun yan tarafında oturan süslü kızımızda şaşırmış numaraları yaparak elini ağzına götürüp acaip sesler çıkarıyordu. Durumu anladım tabi ki. Çocuğun elinde bir yüzük kutusu ve içinde de güzel bir tek taş yüzük duruyor ve erkeğimiz "benimle evlenir misin " cümlesini azıcık utanarak söylüyordu. Cafede evlilik teklifi olayıydı durum yani.

Neyse kız ağlama numaraları yaparak "evet" dedi. Şişman kız videoya çekti. Bizlerde alkışladık. (ne yapalım topluma uymak lazım) Olay bittikten sonra artık soğumuş kahveme ve hanımın anlamlı bakışlarına döndüm. ( aynı yüzüğü zamanında bende eşime taktım ama benim biraz daha acaip olmuştu)

Bu sırada aklıma halinin vaktinin pekde yerinde olmadığı belli olan bu çocukcağızı eşşek yükü parayı o yüzüğe vermek zorunda bırakan elmas sektörü ve onun büyük reklamcılık ve ikna operasyonu geldi.

Şimdi size ufak bir hikaye anlatacağım ve hikayenin konusu bu tektaş meselesinin nasıl her birimize aheste aheste empoze edildiği.

Efendim elmas denen parlak madde tarihin eski dönemlerinden beri bilinen ve nadir bulunduğu için çok değerli olduğu kabul edilen bir taştır. 1870 senesinde İngilizler Güney Afrika'da devasa elmas yatakları bulunca ve bir çok şirket buradan çılgınlar gibi elmas çıkarmaya başlayınca elmas artık o kadar da değerli olmamaya başladı.

İngilizler elmas fiyatlarının giderek düştüğünü ve piyasayı her cins ve boyda binlerce taşın doldurduğunu görünce bu işe bir son vermeye karar verdiler.

İlk olarak tüm elmas şirketlerini tek bir şirket altında toparladılar. Bu firmanın ismi De Beers'dı. De Beers İngiliz devletinin de desteğiyle kısa zamanda dünyadaki elmas üretiminin büyük kısmına sahip bir tekel haline dönüştü. De Beers tekel olduktan sonra piyasaya ne kadar elmas sürüleceğini kontrol ettiği için elmasın yüksek fiyatlardan satılması işini halletmiş oldular.

Şimdi yapılması gereken şey insanların elmas almasını sağlamaktı. Burada devreye ikna taktikleri ve reklamcılık giriyordu tabii. De Beers uzun bir araştırmadan sonra kendisine Amerikan pazarını seçti ve 1938 senesinde N.W. Ayer isimli reklamcılık şirketiyle anlaştı. Reklamcılar bir sene kadar süren çok detaylı anketler ve analizlerden sonra Amerikalı sıradan insanların elmasa olan bakışını ortaya çıkardılar. Buna göre elmas sıradan bir Amerikalı için sadece süper zenginlerin aldığı bir üründü ve bu insanlar ellerindeki paraları elmas yerine araba veya ev eşyasına yatırmayı daha mantıklı buluyorlardı.

N.W Ayer şirketindeki uzmanlar ki bunların arasında ünlü psikologlarda bulunuyordu oturup insanları son derece pahalı elmasları almaya nasıl ikna edeceğiz diye düşünmeye başladılar. İlk önce elması kuvvetli bir duyguya bağlamaları lazımdı ve sonrasında da elmaslarını satıp elden çıkarmalarına engel olmaları gerekiyordu. Çünkü hem elmasın ikinci el piyasası çok gelir getiren bir alan değildi hemde insanlar ellerindeki elmasları aldıktan sonra zamanlı zamansız satmaya başlarlarsa De Beers firmasının elmas fiyatlarını belirlemesi zorlaşırdı. Onlara yüksek duygu içeren,toplumun kutsal kabul ettiği ve hep ellerinde tutacakları bir değer lazımdı. Tahmin ettiğiniz gibi sonunda buldular. Aşk ve Evlilik.

Ayers hedefi saptadıktan sonra müthiş bir kampanyaya başladı. Çok satan gazetelerde ünlülerin sevgililerine evlilik teklif ederlerken aldıkları elmaslardan ve elmasların ne kadar değerli şeyler olduğunu konu alan yazılar,haberler ve makaleler dönmeye başladı. Dönemin ünlü modacıları dönemin çok dinlenen radyo programlarında bayanlarda elmas yüzük modasının yeni trend olduğunu ballandıra ballandıra anlattılar. Bir anda tüm Amerika'da elmas ve aşkın aynı anlama geldiğini anlatan romanlar,tiyatro oyunları ve sinema filmleri etrafı doldurdu. Bunların hepsinde de erkek aşkını ilan etmek için güzel bayanlara harika elmas yüzükler alıyor ve bunları alan bayanlarda çok mutlu oluyordu. Burada önemli olan hiç bir zaman bir şirket ismi ön plana konmuyor ve açıktan reklam yapılmıyordu. İnsanlar en sevdikleri filmlerde,şarkılarda ve romanlarda sürekli elmas veren romantik erkekler ve elmas takan aşık güzel kadınlara rastlıyorlardı. De Beers firması bu kampanya için milyon dolarları sinema,müzik ve basın endüstrilerine saçmıştı. ( kaz ve tavuk meselesi)

Dört sene sonunda ortaya çıkan sonuçlar ilginçti. Ekonomik bir krizden çıkmış ve yeni bir dünya savaşına giden bir ortamda 1938-1941 seneleri arasında Amerikada elmas ama özellikle tek taş yüzük satışları yüzde elli beş oranında artış göstermişti. De Beers ve reklam şirketi N.W Ayer elmas yüzük olmadan bir evliliğin olamayacağı fikrini insanlara aşılamakta oldukça başarılı olmuşlardı.

Savaş sonrası yani tam olarak 1948'den sonra bu tip gizli reklamlar daha da arttı. Reklamcıların ürettiği "DIAMONDS ARE FOREVER" yani "ELMASLAR SONSUZDUR" sloganı her yerde tekrarlanıyordu. ( Tesadüfe bakın bu isimde bir James Bond filmi ve aynı isimde ünlü bir şarkı da vardır) Yani nasıl aşkınız sonsuzsa böyle bir aşka sonsuza kadar dayanacak elmastan yapılma romantik bir sembol yakışır fikrini iyice kuvvetlendirdiler.

Böylece hem elmas yüzük satışlarını arttırıyorlar hem de insanların aldıkları yüzüklere duygusal bir değer yükleyerek satmalarının önüne geçiyorlardı. Mesela düğünde takılan altın bir bileziğin satılması sorun olmaz ama evlilik teklifinde bir bayanın parmağına takılan yüzüğü satmak psikolojik olarak o kadar da kolay değildir.

Günümüze geldiğimizde De Beers firması artık elmas sektöründe bir tekel değil ama onun ortaya koyduğu bu mükemmel reklam ve ikna kampanyası sayesinde elmas sektörü senede 72 milyar dolar dönen müthiş karlı bir ticaret haline gelmiş durumda. Üstelik evlilik teklifi yaparken tek taş yüzük vermek artık tartışılmaz bir şekilde "gelenek" haline geldi.

Yani sevgili dostlar biz erkeklerin "aşkla" aldığı ve eşlerimizin "aşkla" taktığı tek taş yüzükler son derece akıllıca dizayn edilmiş bir ikna operasyonunun psikolojik bir sonucudur. İşin romantizmini bozduğum için kusura bakmayın ama gerçek bu.

Not: Bu ve benzeri müthiş kampanyalarda kullanılan ikna taktikleri ve dayandıkları psikolojik faktörleri İzmir ve İstanbul'da çok seçkin profesyonellerin katılacağı ve yakın zamanda başlayacak "İkna taktikleri Eğitimi" programımda ayrıntılarıyla öğreteceğim. Kısıtlı kayıt alınacak bu programı kaçırmayın derim.

Sevgilerimle

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PSİKOLOJİK BASKI TEKNİKLERİ

PSİKOLOJİK BASKI TEKNİKLERİ Sevgili dostum, Bugün üzerinde uygulanıyor olabilecek yada gelecekte karşı karşıya kalabileceğin bazı psikolojik baskı tekniklerinden örnekler vermek istiyorum. Her zaman dediğim gibi seni ancak bilmediğin yumruklar devirebilir ama geldiğini gördüğün her tür saldırıya karşı önlem alabilirsin. 1 ) Öncelikle üzerinde psikolojik olarak baskı kurmaya çalışan insanlardan acıma falan bekleme. Yaptıklarında da bir mantık filan arama. Neden benim üzerime geliyorlar gibi saçma sorular seni sadece daha zayıflatır. Bu tür şeytanlar başka insanların acılarından beslenir. Sen ne kadar acı ve sıkıntı çekersen o oranda zevk alırlar. Öncelikle böyle bir saldırıyı mantığınla çözmek için zaman kaybetme. Zaten sen baskı görmen için bir sebep aradıkça kendi kendini de suçlamaya başlarsın, bu da tam saldırgan manyağın istediği şeydir. Çünkü kendini suçladıkça acın daha da artar ve acın arttıkça o pisliklere daha fazla zevk verirsin. 2) Sana saldıranlar genelde sosyop

İŞ YERİNDE SENİ EZMEK İÇİN KULLANILAN 5 MANİPÜLASYON TEKNİĞİ.

İŞ YERİNDE SENİ EZMEK İÇİN KULLANILAN 5 MANİPÜLASYON TEKNİĞİ. Sevgili dostum işyerinde ve hayatta kötü niyetli psikopatların seni kurban durumuna düşürmek için kullandığı yöntemlerden bir kaçını seninle paylaşmak istiyorum. Bunlara karşı dikkatli olmanı öneririm. 1) Pohpohlayarak gardını düşürtme : Yeni başladığın bir işte daha seni tanımadan "sen gördüğüm en akıllı insansın" veya "gerçekten bu işe çok yakıştın" türü pohpohlama senin güvenini kazanma ve yanına sokulmak için kullanılır. Bu sebeple daha kimseyi tanımadığın ve tek bir doğru dürüst muhabbet etmediğin bir ortamda biri gelir seni hemen övmeye ve pohpohlama başlarsa dikkat et. Psikopatın biri vuruş yapabilmek için mesafeyi kapatıyor olabilir. 2) Gerçeklik algınını değiştirme : Psikopat burada senin doğru olduğuna emin olduğun her şeyin yanlış olduğunu söylemeye ve kendine güvenini kırmaya başlar. " Sen okulda öyle öğrenmiş olabilirsin ama işler buralarda böyle yapılmaz" vey

KİBİRLİ İNSANLARLA BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI.

  KİBİRLİ İNSANLARLA BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI. Sevgili dostlar, Bugünkü yazımda bazı zamanlar hayatı etrafına çekilmez hale getiren kibirli insanlarla başa çıkmanın bilimsel ve psikolojik yollarını ince ince anlatacağım. Eğer hayatınızı paçavraya çeviren kibirli insanlarla muhatapsanız ve onlardan yakanızı bir türlü kurtaramıyorsanız toplanın etrafıma anlatmaya başlıyorum. Ufak ara notu : Bu yazıyı en beğenmeyecek kişiler bilin bakalım kimler olacak ? Tavsiye Yol 1 : İlk tavsiyem kibirli bir insana acıyıp onu düzeltme görevini üstlenmeyin. Kibrin altında o kişinin geçmişinden gelen ciddi travmalar ve özgüvensizlikler vardır. Kendini sürekli değerli ve önemli hissetmek istediği için yumurta kabuğundan ince egosunu korumak amacıyla havadan geçen sineğe bile kibir basmaya çalışır. Bu kendini iyi hissedebildiği tek yoldur. Bu tür kişileri nasihat veya uyarıyla yola getirmeniz imkansızdır çünkü her türlü nasihat ve uyarıyı hakaret olarak algılayacaktır. Kavga etmeniz de çözüm değildir çünkü &q