Ana içeriğe atla

KIŞKIRTMA VE SOSYAL MEDYA


 

KIŞKIRTMA VE SOSYAL MEDYA

Sevgili dostlar,

Sosyal medya hepimizin yaşamına çok önemli faydalar katsa da yüz binlerce insanın aynı zamanda kışkırtılması konusunda kötü niyetlilere büyük imkanlar sunmaktadır.

Tarihte daha önce olmayan psikolojik araçlar kullanılarak insan grupları istenen amaçlar doğrultusunda yönlendirilebilmektedir ve eğer bu araçların kullanıldığı insanlar rasyonel olarak gelişmemiş, eğitim seviyesi düşük ve duygusallığa yatkın bir grupsa bu araçlar daha da etkin olmaktadır. 

Şimdi uzmanlık alanım olan Algı Yönetimi açısından ne tür araçlar kullanıldığına bir bakalım

 Duygusal Tetikleme (Emotional Triggering)

Korku ve Öfke: İnsanların korku ve öfke gibi güçlü duygularını harekete geçiren içerikler paylaşılır. Örneğin, tecavüz veya saldırı gibi korkunç olayların detayları abartılarak ya da çarpıtılarak verilir. Burada mesele insanların en temel duygularından birisi olan korku ve buna bağlı olarak öfkeyi tetiklemektir. Öfke duygusu beynin rasyonel düşünce kapasitesini düşürür ve insanlar çok daha kolay yönlendirilebilir hale gelirler. Önüne korktuğun ve ardından öfkelendiğin haberler konduğu zaman kaç-savaş mekanizman devreye girmeden önce hemen "kim beni öfkelendirmek istiyor" diye düşünmen lazımdır. 

Mağduriyet Hikayeleri: Belirli bir grubun mağduriyetine dair hikayeler, duygusal olarak etkileyici görseller ve videolar eşliğinde paylaşılır. İnsanların doğuştan getirdiği belli bir adalet duygusu vardır hatta şempanzeler üzerinde yapılan deneylerde bile yan kafeste bulunan  bir şempanzeye daha fazla yiyecek verildiğini gören denek şempanze bile öfke krizine girmiştir. Bu sebeple her tür mağduriyet hikayesine insanlar kolay şekilde empati duyabilirler. Böylece doğru veya sahte mağduriyet senaryolarıyla insanların öfke duygusu kolayca kabartılabilir. 

2. Sosyal Onay (Social Proof)

Toplumsal Kabullenme: Bir olayın yaygın olduğunu veya birçok kişi tarafından desteklendiğini göstermek için sahte veya abartılı yorumlar, paylaşımlar yapılır. Burada mesele öfke veya tepki gösteren kişilerin sayılarının olduğundan çok gösterilmesidir. Böylece manipüle edilen kişiler yalnız değilim ve herkes benim gibi öfkeli duygusuna kapılacaktır. Bu "biz haklıyız" duygusunun artmasına sebep olur. 

Grup Davranışı: İnsanların çoğunluğun yaptığı şeyi doğru kabul etme eğilimi kullanılarak, belirli bir tepkinin yaygın olduğunu göstermek için organize eylemler ve görüntüler paylaşılır. Grup psikolojisi devreye girdiği zaman akıl ve bireysel düşünme ortadan kalkar. Aynı anda yüz kişinin yolda yürürken yere çöktüğünü görürsen sen de düşünmeden yere çökersin. 

3. Tekrar (Repetition)

Sürekli Aynı Mesaj: Aynı veya benzer mesajlar tekrar tekrar paylaşılır. Bu, bilginin doğruluğuna dair algıyı güçlendirir ve insanların inancını pekiştirir. Aynı tür haberler farklı görüntülerle defalarca önüne konur. Bu da insan zihninde bir bilgi ne kadar fazla paylaşılırsa o kadar doğrudur algısını üretir. Örneğin Ankaraya uzaydan gelen UFO indi haberini bir kere görsen güler geçersin. Ama aynı haberi veya görüntüleri iki bin tane farklı kaynaktan görürsen "doğru olabilir mi" acaba diye düşünmeye başlarsın.

Hashtag Kullanımı: Belirli hashtag'ler sürekli kullanılarak trend haline getirilir ve geniş kitlelere ulaşılır. Bu iş için üretilmiş özel algoritmaya sahip botlarla en basit ve önemli bir konu bile gündem haline getirilebilir çünkü insanlar sosyal medyada gündem olan bir şeyin gerçekten önemli olduğunu düşünürler. Örneğin aynı anda hem Twitter hem Instagram üzerinden "Sarı Muzlar Öldürüyor" türü haber görsen bu bir anda ülke gündemine düşebilir ve konu tartışılmaya başlanabilir.

4. Kutupsallaştırma (Polarization)

Biz ve Onlar: İnsanları iki karşıt grup olarak bölmek için "biz" ve "onlar" söylemi kullanılır. Bu, insanların kendilerini belirli bir grup içinde tanımlamalarını ve karşı gruba düşmanca yaklaşmalarını sağlar. Burada gene grup psikolojisi devreye sokulur. Biz "hatasız ve haklı bir grubuz" fakat "karşımızdakilerin hepsi şeytan" algısı üretilir. İnsanların iyisiyle kötüsüyle farklı bireyler olduğu gerçeği saklanarak milyonlarca insan aynı kefeye konabilir. 

Aşağılama ve Dışlama: Hedef grup, aşağılayıcı ve dışlayıcı bir dille tanımlanır, böylece önyargılar pekiştirilir. Bir insanın başka bir insana zarar vermesi için öncelikle onu kendisi gibi ailesi olan, yaşamı olan, sevinç ve korkuları olan bir insan olarak görmemesi gerekir. Bu sebeple her tür kışkırtmada karşı grup "insan altı" olarak tanımlanır. Örneğin Vietnam savaşında Amerikan askerleri Vietnamlılara "gook" derlerdi. Bu kelime bir tür çamur anlamındaydı. Böylece Amerikan askerleri artık Vietnamlıları insan olarak görmemeye başlamıştı. 

5. Yanıltıcı Bilgi (Misinformation)

Yalan Haberler: Yanlış veya yanıltıcı haberler yayılır. Bunlar, sahte görüntüler veya çarpıtılmış videolar eşliğinde sunularak gerçek gibi gösterilir.

Manipüle Edilmiş Görseller: Görseller ve videolar, gerçek olayları çarpıtacak şekilde düzenlenir veya sahte görseller üretilir.

Buradaki mesele görüntüye önem veren insan beynine gerçeğe yakın görüntüler vermektir. Her tür görüntü açıklaması değiştirilerek farklı bir duygu oluşturabilir. Örneğin sen bir işverensin ve tatil yerinde lahmacun yerken resim çekildin diyelim. Eğer ben o resmin açıklamasına "çalışanlarına maaş vermeyen ama gidip Bodrumda tanesi altı yüz liraya lahmacun yiyen şuna da bakın" yazarsam resmin tüm algısı değişir.

6. Bot ve Trol Hesaplar

Organize Botlar: Sahte hesaplar oluşturularak belirli mesajların geniş kitlelere ulaşması sağlanır. Bu hesaplar, belirli etiketler altında aynı mesajları paylaşarak etkileşimi artırır.

Trol Hesaplar: Provokatif yorumlar ve paylaşımlar yaparak tartışmaları ve kavgaları ateşleyen hesaplar kullanılır.

Sosyal medya teknolojileri on binlerce bot ve trol hesap üzerinden tamamen sahte gündemler oluşturabilme imkanı vermektedir. Önüne bir şeyler koyan sosyal medya profili gerçek bir insan olmayabilir bunu her zaman aklında tut derim. 

7. Çerçeveleme (Framing)

Olayların Çerçevelenmesi: Bir olay, belirli bir bakış açısıyla sunularak algı yönetimi yapılır. Örneğin, bir olayın sadece olumsuz yönleri vurgulanarak veya belirli bir gruba yüklenerek sunulur. Mesela bir lokanta zincirinin tek bir restoranında tek bir yemeğe bağlı zehirlenme vakası olur ama olay zincire bağlı tüm restoranlardaki tüm yemekler zehirliyormuş gibi sunulabilir.

Dil ve Söylem: Kullanılan dil, manipülatif olabilir. Örneğin, "saldırgan" yerine "terörist", "kurban" yerine "masum çocuk" gibi ifadeler kullanılır. İsimlendirme algı yönetiminin temelidir. Örneğin "Falan filan ormanında yangın çıktı" demek yerine "falan filan ormanında sebebi bilinmeyen şekilde aynı anda orman yangınları başladı" demek farklı bir algı üretir.

Sonuç olarak bu tekniklerin kullanımı, toplumsal huzursuzluğu ve kutuplaşmayı artırarak, hedef grupların birbirine karşı daha düşmanca davranmasına yol açar. Burada tüm mesele her birimizin sosyal medya üstünden önümüze konan haber ve görüntüleri duygusallaşmadan analiz edebilmesi ve algı yönetimi tekniklerinin bilinmesidir. Bu konuda iki tane kitap yazdım ilgilenenler okuyabilir ama daha güzeli Algı Yönetimi konularına dair yüzlerce video yüklediğim bir kanalımda var. Bence şu dönemler hem kendinin hem de sevdiklerinin bu kanalı incelemesi faydalı olabilir.

İşte Kanal

https://www.youtube.com/c/AydinSerdarKuru


Duygularınızla değil Akıl,Mantık ve Vicdanla yaşadığınız bir hayat dileğiyle

Sevgilerimle


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...