Ana içeriğe atla

ARİSTO VE İKNA STRATEJİLERİ - PATHOS

Yunan filozofu Aristonun insanları ikna stratejileri çatısı altında bahsettiği ikinci kategori Pathos'dur

Pathos ikna etmek istediğiniz insanların duygularına hitap etmektir. Onları heyecan,korku,aşk gibi türlü duygularla uyarıp dikkatlerini vermek istediğiniz mesaja yöneltmelerini amaçlar. Pathos stratejisi reklamcıların ve sinema,televizyon ve basın sektörünün en çok kullandığı taktikleri içerir. Şampiyon olmasını beklediğiniz ve çok sevdiğiniz futbol takımınız gol attığı zaman hissettiğiniz heyecan anında ekrandan geçen reklamların,hüngür ağladığınız acıklı bir dizinin en üzüntülü sahnesinin ortasına balyoz gibi inen yemek takımı markasının ve gazetelerin manşetlerini süsleyen birbirinden korkunç veya heyecanlı haberlerin hemen altında yer alan oturma takımı reklamının sebebi işte bu Pathos Stratejisini kullanmaktır.

Siyasetçilerin en başarılı olanları da sizde en karmaşık duyguları yaratanlarda çıkar. Sadece sevgi,bağlılık ve hayranlık değil, bir siyasetçi sizde nefret ve korku duygularını da yaratıyorsa dikkat çekiyor ve mesajını ulaştırıyor demektir. Çünkü sadece sevdiğiniz değil sevmediğiniz siyasetçileri de dikkatle dinlersiniz. En kötü siyasetçi türü hiç bir duygu göstermeyen ve sizde iyi ya da kötü hiç bir duygu uyandıramayan siyasetçi tipidir. Çünkü dünyanın en doğru mesajını bile veriyor olsanız eğer duygu uyandırmayı beceremiyorsanız kitlelerin dikkatini çekemez ve dolayısıyla oy falan da alamazsınız.Pathos stratejisi bu sebeple en çok bizim gibi duygusal milletlerde işe yarar.

İkna etmek istediğiniz kişilerde duyguları ayağa kaldırmanın en etkili yollarından biriside onların değerlerine hitap etmektir. Mesela masum insanların ezildiğini konu alan hikayeler eklenmiş bir mesaj, o mesajı düz bir şekilde anlatmanızdan çok daha etkili olacaktır. Akıllı siyasetçiler bu sebeple mağdur oldukları imajı veren kişisel hikayelerini insanlara hiç unutturmaz ve sürekli onları kullanırlar. İnsanların hedefleri,ilgileri ve inançlarını konu edinen mesajlarda oldukça etkin olacaktır. Son zamanlarda sıkça kulağıma gelen "yaparsın,başarırsın,kendine güven" temalı sözler içeren müziklerle bezeli reklamlar bu uygulamaya harika örneklerdir.

Karşınızdaki insanlarda çeşitli duyguların yaratılmasında kullandığınız dil de çok önemli bir faktördür. Özellikle benzetmelerin kullanılması bu alanda çok etkili olur.Şu verdiğim mesaja bir bakın "Susadığınız zaman bir XXXXXX gazozu için". Şimdi de şu mesaja bakın " Her tarafının sanki fırındaymış gibi cayır cayır yandığı ve susuzluktan dilinin kuru bir yaprak gibi damağına yapıştığı o anlarda karlı dağlardan getirilmiş buz gibi soğuk XXXXXX gazozuyla ferahlayın ve hayat bulun" ...sizce bu gazozun satılmasında hangi mesaj daha etkili olur? İşte Pathos yani Duygulara hitap etme ikna stratejisi doğru kullanılırsa bu kadar etkilidir.

Bir sonraki yazımda Aristonun üçüncü ikna stratejisi Logos'u paylaşacağım.

Sevgiler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...