Ana içeriğe atla

FİZİKSEL İMAJ ALGISI

FİZİKSEL İMAJ ALGISI

Sevgili dostlar,

Algı Yönetimi eğitimleri ve danışmanlıklarımda en çok üzerinde durduğumuz konulardan bir tanesi insanların Profesyonel bir kişisel İmaj oluşturmalarının önemidir.

Görünüşe önem vermek bazı kültürlerde ve insanlarda önemsiz olarak düşünülse de Nasreddin Hocamızın “Ye Kürküm Ye” felsefi analizi her zaman ve çağda geçerlidir. Fiziksel İmaj algısıyla alakalı bir takım ilginç verilere şöyle bir bakalım. Buradaki bilgiler genelde Amerika’da yapılan araştırmalarda alınan sonuçlardan derlenmiştir. Bu konuda özellikle giyim ve kozmetik sektörünün yaptırdığı çok ciddi araştırmalar vardır ve satış stratejilerini bu araştırmalara göre tasarlarlar. Bu verilerin ülkemizde de geçerli olup olmadığını bilemiyorum çünkü ne yazık ki bizde genelde Sosyal Psikoloji üzerine araştırma falan yapılmaz ve Amerika’da yapılan çalışmalar Türkçeye çevrilip kopyalanır.

1) Fiziksel olarak çekici çocuklar okulda yaşıtlarından daha yüksek notlar almakta ve hem öğretmenleri hem de arkadaşları arasında popüler olmaktadırlar. Bunun sebebi insanların ufak yaşlardan itibaren güzellik = iyi kavramıyla büyütülmesidir. Bu konuda etkilenmediğini söyleyen insanların bile aslında kararlarını buna göre verdiği ortaya çıkmıştır.

2) Çekici insanlar iş başvurularında çok daha başarılı olmakta ve benzer çalışanlardan çok daha yüksek maaşlar almaktadırlar. Bazı araştırmalar boy uzunluğu ve maaş fazlalığı arasında bile ilişki bulmuştur.

3) Mahkemede sanık rolünde bulunan çekici insanların daha az suçlu bulundukları, üstelik ceza alsalar dahi bunun miktarının diğer ceza alan insanlardan çok daha az olduğu gözlenmiştir

4) İnsan bilinçaltında “güzel olan iyidir” ön yargısı olduğu için güzel ve çekici insanların hataları daha fazla hoş görülür ve olduklarından “daha iyi” insanlarmış gibi algılanırlar. Mesela insanlara ciddi zararlar veren bazı insanların “temiz yüzlü” olarak nitelendirilip yaptıklarının görmezden gelinmesinin altında bu psikolojik ön yargı vardır.

5) Medya sayesinde belli insan tipleri tüm dünyada “güzel” olarak belirlenmiştir. Bu tiplere yakın olan ve onlar gibi imaja sahip olan insanlar tüm dünyada “güzel” olarak tanımlanmaktadır. Böylece güzellik ve çekicilikle alakalı sektörler aynı ürünleri tüm dünyada satabilmektedirler.

6) Reklam, Dizi, Film gibi araçlarda genelde ortalamanın üstünde güzelliğe ve yakışıklılığa sahip insanlar yer aldığı için günlük hayatınızda kendi ailenizden fazla bu tür insanların görüntüleriyle muhatap olmaktasınız ve güzellik algınız buna göre şekillenmektedir. İnsanların kendileri ve etraflarındaki insanları olduklarından daha az çekici bulmalarının bir sebebi de budur.

7) Özellikle kadınlar için “güzellik” standartları sürekli daha yükseğe çekildiği için bu alanda büyük ve çok karlı bir sektör oluşmuştur. Bu standartları yakalamak isteyen bir insan ne kadar para harcarsa harcasın çıta her zaman daha yükseğe çekileceği için bir türlü tatmin olmasına izin verilmeyecektir.

8) Güzel ve yakışıklı insanlarda sürekli görüntülerini koruma stresi ve insan ilişkilerinde diğer insanların onlara karşı olan tavırlarının “samimi” olmadığı önyargısı oluşabilir. Bu da bazı psikolojik problemlere davetiye çıkarır.

9) Her insanın güzellik ve çekicilik algıları kendi yaşam tecrübesi tarafından belirlendiği için aynaya bakan her insan kendi görüntüsüne diğer insanlardan farklı tepkiler vermektedir. Hayvanlarda durum daha farklıdır. Hayvanların birçoğu aynadaki görüntülerinin kendi görüntüleri olduğunu anlayamaz ve onu başka bir hayvan zanneder. Burada sadece şempanze, goril ve orangutanlar istisnadır. Bu hayvanlar ayna karşısına geçtikleri zaman bunun kendi görüntüleri olduğunu anlamakla kalmayıp bir de aynı insanlar gibi kendilerine bakım yapmaya ve görünüşlerini düzeltmeye başlarlar.

10) Bayanlar ayna karşısındaki görüntülerini erkeklere göre çok daha zor beğenir ve daha fazla hata bulurlar. Erkeklerse genelde ya görünüşlerinden memnun ya da umursamaz tavır gösterirler. Birçok erkek aynadaki görüntülerini olduğundan daha iyi gibi algılar. Bunun sebebi bayanların erkeklerden çok daha büyük oranda dış görüntüleriyle değerlendirilmeleridir. Güzellik ölçütleri her sene yükseltilmektedir. Bugünkü medyanın “güzel” standartları aslında bayanların sadece yüzde beşinin gerçekten ulaşabileceği standartlardır. Alışverişte bolca elbise deneyen ve vitrin gezen, moda dergileri ve siteleri inceleyen bayanların bedenlerinden hoşnutsuzluk düzeylerinin daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle moda yayınlarının amaçlarından bir tanesi bayanların önüne gerçek dışı güzellik hedefleri koyarak, güzellik harcaması miktarlarını arttırmaktır.

11) Bebekler iki yaş civarı aynada kendilerini tanımaya başlar ve birkaç yıl sonra özellikle kız çocukları aynadaki görüntülerinden tatmin olmamaya başlarlar. Erkeklerde bu tatminsizlik ergenlik hormonlarının kana karışmasıyla başlar ve kısa bir süre devam eder. Kız çocuklarında ergenlik çok daha ağır görünüş tatminsizliği sorunları doğurur. Ergenlik süreçleri gençlere yönelik ürünler satan firmalar için çok karlı dönemlerdir.

12) Çocukluk dönemlerinde aileleri veya arkadaşları tarafından dış görüntüleriyle alay edilen veya eleştiriye uğrayan çocuklar büyüyüp yetişkinlik dönemlerine girdikleri zaman ciddi bir özgüven eksikliği ve görüntülerinden tatminsiz olma durumu yaşarlar. Normalde çok güzel veya yakışıklı olan bir insanın aynada sürekli kendisinde sorun bulması ve türlü estetik operasyonlara yönelmesinin sebebi ufak yaşlarda bilinçaltına giren negatif imajlardır.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com
https://www.facebook.com/algiyonetimi/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…