Ana içeriğe atla

GÜNLÜK HAYATTA PRATİK OLARAK KULLANABİLECEĞİNİZ 7 ALGI YÖNETİMİ BİLGİSİ



Sevgili Dostlar,

Algı Yönetimi kavramları çok geniş bir alanda genelde devletler ve kurumlar tarafından kullanılmasına rağmen sık sık “hocam bize verebileceğiniz ve günlük hayatta kullanabileceğiniz tavsiyeleriniz yok mudur ?” soruları alıyorum. 

Bu sebeple pratik olarak kullanabileceğinizi düşündüğüm birkaç küçük bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım faydalı olur.

1) Renklerin insan algısında büyük önemi vardır. Bilimsel araştırmalar her rengin insanlarda farklı duyguları uyandırdığını ve beynin farklı bölgelerini etkilediğini göstermiştir. Mesela Kırmızı renk insanlarda heyecan ve gençlik gibi duygular uyandırır. Ancak kırmızı rengin bir başka özelliği daha vardır. Araştırmalarda kırmızı rengin beynin renklerle ilgili bölümünü ciddi şekilde uyardığı görülmüştür. Yani giyiminizde, dekorasyonunuzda, firma reklam ve logolarınızda kırmızı rengi kullanmanız diğer renklerin ve genel olarak mesajınızın insanlar tarafından daha canlı olarak algılanmasına sebep olacaktır.

2) Çocuklarınıza “sen çok akıllısın” demek çocuğa başarının sadece doğuştan gelen özelliklerle alakalı olduğunu ve çalışmanın gereksizliği algısını verebilir. Bunun yerine çocuğunuza her başarısı sonrası “bunun için çok çalışmış olmalısın” benzeri bir şeyler demek daha çok daha akıllıca olacaktır.

3) İnsanlar izlendikleri duygusuna kapılırlarsa kurallara daha fazla uyarlar. Bu duyguyu üretmenin en kolay yollarından bir tanesi insanların çalışma alanları veya kurallara uymalarını istediğiniz yerlerde gözlerini insanlara dikmiş portre resimler asmaktır. Hastanelerde sus işareti yapan hemşire resminin başarısının sebeplerinden bir tanesi de budur. Devlet dairelerinde dönemin yöneticilerinin insanlara bakan portre resimlerinin kullanılması da aynı etkiyi üretir. Kısacası bu etkiyi insanların kurallara uymasını istediğini ortamlara asacağınız ve gözlerini insanların üzerine dikmiş etkili portre resimleriyle üretebilirsiniz. Kamera kullanımı aynı etkiyi vermez çünkü insanlar kamerada çok fazla tedirgin olurlar ama bir portre aynı etkiyi çok daha az rahatsız edici şekilde verecektir.

4) Tartışma durumlarında “SEN” kelimesini kullanmaktan kaçının. Çünkü bu kelime “suçlayıcı” bir algı üretir ve üstüne belli durumlarda “kabalık” olarak da algılanır. Bir tartışmada “SİZ” kelimesini kullanmak tartışmanın ateşini kısa sürede düşürebilirsiniz.

5) İnsanların kıyaslama özelliğini ikna süreçlerinde kullanabilirsiniz. Birisinden çok büyük ve önemli bir talepte bulunacaksanız önce çok küçük, önemsiz ve kabul etme ihtimali yüksek şeyler isteyin. Size vereceği her evet cevabından sonra arkadan gelen diğer isteğinizi kabul etme oranı yükselecektir. Bunun tam tersi olarak bir insandan küçük bir şey isteyeceksiniz ama bunu bile kabul etmememe ihtimali olduğunu düşünüyorsanız, önce son derece mantık dışı ve kesin olarak kabul etmeyeceği bir şey isteyin. Bu isteğinize hayır cevabı aldıktan sonra gerçekten istediğiniz ufak talep ona olduğundan çok daha önemsiz, küçük bir istek gibi gelecektir ve talebinizi kabul etme oranı artacaktır.

6) Birisinin hatasını düzelteceğiniz zaman “Burada hata yapıyorsun” gibisinden bir cümle kullanmayın böyle bir cümle karşı tarafı savunma durumuna geçirecektir. Bunun yerine “Bu yaptığınız/söylediğiniz şeyi ben pek anlamamış olabilirim acaba tam olarak şunu mu demek istediniz?” gibisinden durumun mantıksızlığını endirekt olarak kendisine gösterin. Böylece egosunu tehdit altında hissetmeyen muhatabınız, hata yaptığını daha kolay kabul edecektir.

7) Arabasının veya motosikletinin üzerinde etiketler, resimler veya sloganlar koymuş bir insan “territorial” yani “bölgesel –alan korumacı” bir insan demektir. Böyle bir insanın trafikte saldırgan olması veya çok ani hareketlerle trafikteki alanını koruma tepkileri göstermesi beklenebilir. Her tarafı etiketler ve sloganlarla dolu bir araca karşı takip mesafenizi mümkün olduğunca açık tutun ve onun kendisini tehdit altında hissetmesine izin vermeyin.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com
https://www.facebook.com/algiyonetimi/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…