Ana içeriğe atla

ETKİLİ İLETİŞİM TAVSİYELERİ.



Sevgili dostlar,

Etkili iletişim teknikleri yaşamda size büyük avantajlar sağlayacak en önemli becerilerden bir tanesidir. Ancak ne ilginçtir ki çoğu insan iletişim teknikleri öğrenmeye pek zaman ve özellikle para harcamak istemez. (Nee ! bilgi için para mı vereceğim, bir sene sonra çöpe atacağım çirkin ayakkabıya gerekirse bin lira bile veririm ama hayatım boyu kullanacağım bilgilere zırnık bile vermem felsefesinin takipçileri)

İnsanlarımız iletişim becerilerine pek önem vermediği ve bunun öğrenilebilir bir şey olduğundan da habersiz oldukları için ortalık her tarafları diploma ve cepleri para dolu olduğu halde iki cümleyi bir araya getiremeyenlerle doludur. Bakarsınız çocuk okumuş yüksek mühendis olmuş ama iki lafı bir araya getiremediği için iş bulamıyor. Görürsünüz adam bir firmada üst düzey yönetici ama ne çalışanlarına nede kendi yöneticilerine bir meseleyi etkin şekilde anlatamıyor ve homurdanıp duruyor. Başka bir yandan izlersiniz öğretmen veya akademisyenlik mesleği yapar gözükür ama sınıf önünde doğru dürüst ders anlatmayı bilmediği için dersleri hem kendine hem de öğrencilerine işkence halinde geçer.

Kavgaların ve gürültülerin birçoğu da zaten bu iletişim eksikliğinden çıkar. Ne laf söyleyen o lafı nasıl söyleyeceğini bilir ne de dinleyen kişi nasıl dinleyeceğini. Sonuçta ortaya kimsenin kimseyi anlamadığı koca bir sirk görüntüsü çıkar.

Ülkemizdeki hem sözlü hem de yazılı her tür iletişimde iki laftan birinin küfür olmasının da en büyük sebebi budur. Kelime haznesi yetersiz ve derdini anlatamayan insanlar ya küfürle ya da tekme tokatla dertlerini anlatabilirler. Bir belgeselde şempanzelerin birbirlerine bağırıp çağırıp daha sonrada sille tokat birbirlerine girişmelerini izlerseniz dediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.
Madem öyledir bugün sizlerle etkili iletişim konusunda birkaç tavsiye vermek isterim. Bunlar çok basit tavsiyelerdir ama inanın bunları bile bilmeyen yüz binlerce insanımız bulunmaktadır (Bu arada bilgiye para vermem kabilesine de bir iyiliğimiz dokunsun bakınız beleş bilgi koşun koşun)

Önemli Not : (Yazı tamamen iletişim teknikleri üzerine bir kişisel gelişim yazısıdır, referandumda vereceğiniz oyla hiçbir alakası yoktur zaten genel olarak kimin ne oy vereceği çok da umurumda değildir, çünkü herkesin aklı ve seçimi kendinedir)

1) Beden Diline Dikkat Edin.
Söylediğiniz sözlerle bedeninizin söyledikleri birbirleriyle çelişirse karşı tarafın kafasını karıştırır daha da kötüsü size tepki göstermesine sebep olursunuz. Mesela birisine “fikirlerini dinlemeye hazırım” derken ellerinizi sıkı sıkı göğsünüzün üstüne kavuşturuyorsanız bu aslında “senin fikirlerin umurumda bile değil, zaten ne dersen de kabul etmeyeceğim, işte kibarlık olsun diye seni dinlermiş gibi yapıyorum” demektir.

Gene birisi size önemli bir şeyler anlatmaya çalışırken siz bir yandan “yaa öyle mi olmuş” diyerek kafanızı sallayıp diğer yandan da telefonunuzdaki top patlatma oyunuyla ilgileniyorsanız karşı tarafın sizi ciddiye almasını bekleyemezsiniz. Beden diliniz ağzınızı bile açmasanız içinizden geçen düşüncelerin çoğunu yansıtır. Bu konuda kitaplar okuyup eğitimlere katılmanızda büyük fayda vardır çünkü edineceğiniz bilgilerle hem kendi beden dilinizi kontrol edebilirsiniz, hem de mesela sizinle konuşurken sürekli kulak memeleriyle oynayan birinin içinden geçen düşüncenin ne anlama geldiğini kavrayabilirsiniz. Kısacası bu konuda kendinizi geliştirin nokta.

2) Konuşmanız içindeki anlamsız seslerden ve laflardan kurtulun.
Birisiyle konuşurken karşı tarafı en kolay çileden çıkartabilecek ve sizi olduğunuzdan daha yetersiz gösterebilecek şeylerden bir tanesi “konuşma doldurucusu” dediğimiz şeylerdir. Bunlar konuşma içinde çıkardığınız “eeeee” “ııııııı” “oooooo” “aaaaaa” “hıııııı” “heeeee” gibi anlamsız seslerden oluşur. İmajınızı birkaç dakika içinde yerle yeksan etmek istiyorsanız bu sesleri beş dakikalık bir konuşmanın içinde sekiz on kere kullanmanız oldukça yeterlidir.

Konuşmanıza dikkat ederek ve biraz daha düşünerek konuşmaya çalışarak bu acayip seslerden kurtulabilirsiniz. Tabi bu anlamsız sesler dışında bir de gereksiz yere kullanılan kelimeler vardır. Mesela eğer kullanıyorsanız her iki lafta bir “Aynen” kelimesini kullanmaktan lütfen vazgeçin çünkü insanlarda bu kişinin kullanabileceği doğru dürüst kelime hazinesi yok ve daha da beteri dolu bir beyni de yok imajı uyandırırsınız.

Etkili konuşma becerisi kazanmanın en kolay yolu (şimdi kötü haber geliyor) okumaktır. Her gün düzenli yirmi otuz sayfa kitap okuyan, hele bir de bunu yavaş yavaş ve sesli sesli okuyan kişinin konuşması ister istemez düzelir. Çünkü hem kelime haznesi artar hem de nefesini kullanmayı öğrenir. Eğer okuduğunuz en son kitap okulda ödev gereği okuduğunuz romansa ve günlük hayatta okuduklarınız da İddaa bülteni ve gazete internet sitelerinin magazin resim altlarını aşmıyorsa hangi eğitimi alırsanız alın doğru dürüst konuşmanız zordur. Bunun istisnası çok küçük yaşlarından itibaren topluluk önünde konuşan insanlardır. Bunlar yıllar içinde konuşa konuşa kendilerini geliştirirler ama konuşmalarının içeriği bir işe yarar mı o başka mesele.

3) Hikayelerin gücünü kullanın.
İnsanların en bayıldığı şeylerden bir tanesi hikaye dinlemektir. Kutsal kitaplardan tutun,en çok satılan kitaplara ve en çok izlenen dizilere kadar hepsinin ortak özelliği akılda kalıcı hikayelerle anlatmalarıdır. Bir yerde sunum yapacaksanız lütfen sunumunuzu insanların sıkıntıdan patlayacağı bilgi ve tablolarla doldurmayın. Anlatacağınız tek bir etkili hikaye yapacağınız saatlerce sunumdan çok daha akılda kalıcı etki yaratacaktır. Bu sebeple kendi hayatınız ve işinizle ilgili insanların ilgisini çekecek hikayeleri hazırda tutmanızda fayda vardır.

4) Etkili soru sormayı öğrenin.
İletişimin en önemli kısmı karşınızdakini çatlatana kadar sürekli kendinizden bahsetmek değildir. İnsanların büyük kısmı sadece kendileriyle ilgilendikleri için sürekli kendilerinden bahsederler. Etkin iletişim akıllı sorular sormaya dayanır. İnsanlara soru sorarsanız hem onlara değer verdiğinizi gösterirsiniz hem de yeni şeyler öğrenirsiniz. Doğru soruları sormayı bilen insanlar aralıksız bir şekilde “cek cek cek” konuşarak sürekli kendilerinden bahseden insanlara göre daha etkileyici bir imaj verir.

5) Dinleyicilerinizin yapısına göre konuşun.
Birebir iletişimde veya bir gruba konuşuyorsanız karşınızdaki insanların kim oldukları ve nelere ilgi duyduklarını anlamanızda büyük fayda vardır. Yapılan en büyük hatalardan bir tanesi her yerde aynı şekilde konuşmaya çalışmaktır. Mesela dinleyici kitleniz genç insanlardan oluşuyorsa çok sizli bizli ve espri içermeyen bir sunum şekli onları sıkıntıdan patlatacak ve bir süre sonra sizi boğma isteği geliştireceklerdir. Fakat dinleyici kitleniz biraz daha üst seviye insanlarsa ve onlara gençlere konuştuğunuz şekilde yaklaşırsanız birkaç dakika içinde sizi kimsenin ciddiye almadığını fark edersiniz. Karşınızdaki insanların eğitim durumları, yaşları ve sosyokültürel düzeyleri algılarını belirler. Her algıya göre konuşma şeklinizi ayarlamanız lazımdır.

6) Empati yani karşı tarafı anlamaya çalışma iletişimde çok önemlidir. Biliyorum, ülkemizde empati nadir elmaslar gibi az bulunan bir şeydir. Herkes kendisinin en doğru, en haklı hatta en kutsal olduğunu düşünür ve “benim gibi düşünmeyenin canı cehenneme” bakışı ülkemizde çok yaygındır.

Ama siz böyle olmak zorunda değilsiniz. Karşı tarafı birkaç saniyede ön yargınızla mahkum edip hükmünü vermeden önce bir anlamaya çalışın, meraklanmayın ölmezsiniz çünkü daha empatiden ölen veya beyni yıkanan insan duymadım. Karşı taraf size bir şey söylediği zaman bu söylediği size ne kadar ters gelirse gelsin önce bir durup anlamaya çalışın. Biliyorum öyle yetiştirilmediniz ve evet biliyorum çoğunluk sürekli bir takım tutma havasında ama zorlayın kendinizi. Aralarda kendi görüşünüze ters gazeteleri ve siteleri okumak veya normalde size çok ters insanlarla oturup iki kelam etmenin size zararı olmaz tam tersine geliştirir. Bu maddenin pek uygulanacağını düşünmüyorum ama gene de gerçek bu.

7) Karşınızdakini gerçekten dinleyin, dinlermiş rolü yapmayın
En çok gözlemlediğim olgulardan bir tanesi de kimsenin kimseyi aslında gerçekten dinlemiyor olmasıdır. Herkes boş gözlerle karşısındakinin söylediklerini dinlermiş gibi yapıp aslında içinden kendi söylemek istediklerini hazırlamakta. Daha da beteri hiç susmayan ve sürekli sözünüzü kesip “pat pat” laf kusan insanlardır.

Genel olarak kimse kimseyi gerçekten dinlemediği için ülke genelinde sürekli bir kavga gürültü ve bağırtı çağırtı halindeyiz.
İnsanları gerçekten dinlemek demek tüm dikkatinizi ona vererek söylediklerini gerçekten önemsemektir. Mesela bir kafede konuşan insanları, konuşmalarının tam ortasında durdurup karşısındaki insanın ne söylediğini onlara sorsak emin olun birçoğu size doğru dürüst cevap veremez . İyi bir dinleyici olmadan etkili iletişim kurmanız imkansızdır çünkü iletişim her iki yöne de açılan bir kapıdır.

Toparlarsak :

Beden dillerini etkin kullanan ve karşısındakinin beden dilini doğru analiz edebilen, konuşması içinde boş ve anlamsız sesleri ve lafları kullanmayan, güzel hikaye anlatıp etkili sorular sorabilen, karşısındakileri iyi tanıyıp empati kurabilen ve en önemlisi muhataplarını gerçekten dinleyen insanlara etkili iletişim kurabilen insanlar denir ve bu insanlar ne yaparlarsa yapsınlar bir şekilde başarılı olurlar.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com
https://www.facebook.com/algiyonetimi/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KENDİNE GÜVENSİZLİKTEN KURTULMAK İÇİN 10 TAVSİYE.

Sevgili Dostum,

Objektivizm isimli felsefi akımının kurucusu ve saygı duyduğum yazarlardan bir tanesi olan Ayn Rand hanımefendi şunu söyler : 

“Kendine değer vermeyen insan, hiçbir şeye ve hiç kimseye değer veremez”

Bu, kendine güvensizliğin insanların ve toplumların hayatlarını ne kadar zorlaştıran bir düşünce bozukluğu olduğunu açıklayan çok doğru bir sözdür.

Gerek koçluk ve eğitim çalışmalarımda, gerek günlük yaşamımda insanların kendilerini boğan kocaman güvensizlik mengeneleri içinde yaşamaya çabaladıkları mutsuz ve karamsar hayatlarına sık sık şahit olmaktayım

Bu sebeple kendine güvensizlik üreten düşünce ve algı bozuklukları, üzerinde en çok çalıştığım konulardan bir tanesi olmakta.

Eğer sende kendine güvensizlik cehennemi içinde yaşayan ve bu sebeple hayatın birçok renginden kendini mahrum eden insanlardan biriysen, öncelikle bunu dürüstçe kabullenmen gerekiyor.

Şunu iyi bil ki bu sorunu seninle birlikte yaşayan milyonlarca insan var ve bu insanların büyük çoğunluğu dışardan göründük…

MUTLU OLMAK İÇİN VAZGEÇMEN GEREKEN 15 ŞEY.

Sevgili Dostum,
Roma İmparatorlarından aynı zamanda Stoacı bir filozof da olan Marcus Aurelius yüzlerce yıl önce "Hayatınızdaki mutluluk düşüncelerinizin kalitesine bağlıdır" tespitinde bulunmuştur. 
Mutlu olmak için neler yapman gerektiği konusunda bir çok kitap ve yazı bulabilirsin ancak ben bu yazıda mutlu olmak için yapmaman ve vazgeçmen gereken şeyler üzerinde durmak istiyorum.
Bu yazıyı dikkatlice okur ve burada vazgeçmeni istediğim şeylerden en azından bir kaç tanesini hayatından çıkarmayı becerebilirsen yaşam hakkındaki olumsuz algın değişerek daha olumlu ve mutlu bir yaşamın kapısını arayabilirsin. 
Bunları yapamam dersen en azından bir kaç kere üst üste okumanı istiyorum. Buna da üşenirim diyorsan en azından bu yazıyı arkadaşlarına paylaş çünkü bu basit hareketinin bile kimin hayatını değiştireceğini  bilemezsin. Bunu da yapamam diyorsan sana söylenecek pek bir şey yok.
Hadi başlayalım bakalım yapmaman ve hayatından çıkarman gereken şeylere.
1) Her zaman haklı olm…

BAŞARISIZ BİR İNSAN OLMANIN DOKUZ YOLU

Sevgili Dostum,

Yıllardır seni daha başarılı bir insan yapmak için uğraşıp duruyorum. İşimi gücümü bırakıp sana güzel güzel yazılar yazıyorum ama okumuyorsun ve "hocam çok uzun yazıyorsunuz" diye bana mesajlar atıyorsun.

Tamam kardeşim diyorum ve sana kısacık kısacık resimli paragraflar yazıyorum bu sefer de "ee hani burada bir şey yazmıyor bana ne yapacağım tam anlatmamışsın" diye bana kızıyorsun. Bu sefer sana ulaşabilmek için minnacık minnacık uyandırıcı tweetler atıyorum onları da laf sokmalı ve esprikli söz değil diye beğenmiyor ve benim yerine trolleri takip ediyorsun.

Bu iş yazıyla olmuyor, gel bak sana eğitim düzenledik ve sadece bir akşam yemeği parasına bir günde sana otuz kitaplık bilgi vereceğim, üstelik benimle tanışıp istediğin soruyu da sorabilirsin diyorum "size şimdi para mı vereceğiz,hep paragözsünüz zaten" diyorsun (sanki cebindeki telefonla ayağındaki ayakkabıyı sana bedava verdiler de biz paragöz olduk).

Hele öyle sana "bak,ben …