Ana içeriğe atla

TELEFON OYUNLARI VE ALGI YÖNETİMİ



Sevgili dostlar,

Bugün gazetede gördüğüm bir haber beni oldukça güldürdü. Taksi şoförünün biri müşterisini trafikte seri manevralara istediği yere götürürken bir yandan da direksiyona dayadığı telefonundan keyifli bir oyun oynuyormuş. Tabi müşteri böylesi bir durumda arabanın bir yerlere çarpıp ölme tehlikesinin bulunduğunu düşünerek haklı olarak korkup sinirlenmiş ve taksicinin resimlerini çekip İnternette paylaşmış. Tabi tepkiler bildik ve taksiciyi hatta genel olarak taksicileri yerden yere vurmak üzerine.

Ancak ben ne bu oyun sever taksiciyi nede ona benzer olarak metroda,otobüste,yolda yürürken, kafede ve okulda telefonlarına gömülüp aralıksız oyun oynayan insanları suçluyorum. Suçlayamam çünkü özellikle çok tutan oyunların dizaynında kullanılan Algı Yönetimi tekniklerine direnebilmek pek kolay iş değildir. Bakınız nasıl oluyor bu işler biraz bilgi vereyim.

Dünyadaki telefon oyunları sektörünün 2016 cirosu 12.6 milyar dolardır. Yani bizim kelli felli işadamlarının beğenmediği o oyunlar bir çok sanayi sektöründen daha fazla para kazandırmaktadır. Dünya çapında şu anda 1 milyar insan heyecan içinde telefonlarından oyun oynamakta. Her gün ortalama 100 milyon kişi bizim şeker patlatma oyunu olarak bildiğimiz “Candy Crush” oyununu oynamakta tabi elimdeki bu istatistikler 2016 senesinin. Bundan çok daha fazla indirilip oynanan yeni oyunlar da var ama genel manzara oyun sektörünün bir para basma makinesi olması.

Peki bu başarı tesadüf mü ? Tabii ki değil çünkü bu tür oyunların dizaynını yapan firmalar sadece işin teknoloji ve yazılım kısımlarına önem vermiyorlar. Bu oyunların dizayn ve uygulama aşamasında Algı Yönetimi Uzmanlarının çalışmaları ve yönlendirmeleri de bulunmakta.

Şimdi çok basitçe bu tür oyunlarda hangi Algı Yönetimi teknikleri kullanılmaktadır biraz bilgi vereyim.

1) PSİKOLOJİK OLTALAMA  :  Öncelikle bu oyunlarda olta sistemi kullanılır. Aynen bir balığın lezzetli yemi görüp yuttuğu zaman içindeki olta iğnesinin ağzına geçmesi gibi bir sistemdir. Burada kullanılan olta bu oyunların tamamına yakının “bedava” olmasıdır. Yani oyunu telefonunuza indirip kurmak bedavadır. Ancak bunu size iyilik için yapmazlar. Oyunu telefonunuza indirdiğiniz anda yemi yutmuş sayılırsınız. Oyunun içinde kullanılan psikolojik teknikler insanı kısa sürede bağımlılık haline getirecek tekniklerdir. Genelde her yüz kullanıcıdan yirmisini bağımlı hale getirirler ki bu da onlara yeter. Bağımlı hale gelen oyuncu artık oyunda ilerlemek için para harcamayı normal görmeye başlayacak ve hayali şeyler için oyunu yazan şirkete gerçek para bastıracaktır. Bu bir insana önce bedava eroin verip alıştırdıktan sonra o eroini ona parayla sağlamaktan çok da farklı bir teknik değildir.

2) OLUMLU PEKİŞTİRME : İnsanlar bir şey yaptıkları zaman olumlu yorumlar ve takdirler alırlarsa o eylemi tekrar etmekten zevk alırlar. Sosyal medyada beğeni alma veya bir öğretmenin öğrencisine “Aferin” demesi gibi düşünün. İşte Oyun içinde de size verilen her görevi bitirdiğiniz zaman ses, yazı veya görüntüler yoluyla “Aferin” , “Harika” , “Kazandınız” , “Düşmanı Yendin” gibisinden yüzlerce övgü ve beğeni mesajının verilmesi bu sebepledir. Oyunu oynayan kişi bu sayede sanal bir başarı algısına sahip olur ve oyun tarafından övüldükçe aynı sırtı okşanan bir kedi gibi keyif almaya başlar. Evet insanlar iltifata çok dayanıksızdır çünkü herkesin kocaman kocaman egoları ve nefisleri vardır. (Kumarhanedeki tek kollu makinelerde aynı etki bir şeyler kazandığınız zaman makinenin zırıl zırıl ötmesi ve müzikler çalmasıyla sağlanır.) İşte bu oyunları oynayan insanlar oyundaki başarıları sayesinde kendilerini başarılı ve övülen bir durumda zanneder ve oyuna bağımlılık geliştirmeye başlar. Özellikle ergenlerde bu çok daha fazla işe yarar. Çünkü ergen beyni sürekli kendini ispatlama peşindedir ve övülmek çok hoşuna gider.

3) BİLİNÇALTI DUYGUSAL BAĞ KURMA :   İnsanlar rengarenk çiçeklerden, meyvelerden hoşlanırlar ve renkli renkler insanlara ister istemez keyif verir. Bu sebeple oyunlar renk patlamaları ve türlü renklerde şekerler, toplar ve grafikleri sık sık kullanır. Belli renkler, belli bir sıralamada sürekli ekrandan size yanıp sönme şeklinde verilirse beyniniz bilinçaltı olarak bu renkleri zevk duygusuyla eşleştirir ve bu zevki almak için sık sık size oyunu açtırır çünkü içinde yaşadığınız gerçek dünya bu kadar renkli değildir. Bu sebeple asık suratlı insanlara baka baka otobüste gitmek yerine bu renkli dünyaya gömülmek insanlara mantıklı gelir. Tabi her gömüldüğünüzde oyun üreticisinin en sevindiği işi yapar ve oyuna biraz daha alışarak duygusal bağ kurarsınız.

4) SOSYAL İLİŞKİ İMKANI VERME : İnsanlar sosyal varlıklardır. Bu oyunlardaki başarılarını ve atladıkları kademeleri sosyal medya üzerinden paylaştıkları zaman insanlar bundan keyif alır ve sanki gerçekten bir şeyler başardığını zannederler. Bazen de oyunda kaynaklarınız tükendiğinde eğer oyunu arkadaşlarınıza tavsiye ederseniz oyun size ekstra bir şeyler verir. Bu tür teknikler sayesinde oyun kendi reklamını size yaptırır ve tüm arkadaşlarınıza kendi yuttuğunuz oltalardan göndermenizi sağlar. Bazı oyunlar size yeni insanlarla tanışma imkanı bile verebilir.

5) SABIRSIZLIK PSİKOLOJİSİ KULLANMA: Beklemek insanlardaki sabırsızlığı ve bir şeye yönelik tutkularını arttırır. Oyunların bir kısmı sizin saatlerce oynamanıza izin vermez ve belli zamanlarda haklarınızı kısıtlayarak beklemenizi sağlar. Mesela oyunda bir hareket yapmak için yarım saat bekletir. Bu bilinçli olarak yapılmıştır çünkü aklınızı oyunda tutacak ve ona olan bağımlılığınızı gazlayacaktır. Tabi oyun sık sık telefonunuzdan size mesajlar göndererek çok da bekleyip oyundan kaçmamanızı ister. Baktı bir saat falan oyuna girmediniz hemen program size çekici bir mesaj göndererek tekrar oyuna girmenizi sağlamaya çalışır. Bu döngü çok üst seviyelerde tutku ve bağımlılık üretebilir.

6) DİZAYN ALGISI : Başarılı oyunlar basit ve tek elle bile oynayabileceğiniz şekilde dizayn edilir. Böylece yürürken, araba kullanırken hatta yemek yerken bile oynayabilmeniz sağlanır. Önemli olan sizi mümkün olduğunca oyunda tutmaktır çünkü aynı tuzlu suyun içildikçe daha çok susatması gibi oyunlarda oynadıkça sizi daha fazla bağımlı hale getirecek şekilde dizayn edilirler.

7) BİTMEYEN ZEVK DÜRTÜSÜNÜ KULLANMA : İnsanlar hiçbir zaman zevke doymazlar ve sürekli yeni zevk arayışlarına girerler. Bunun nedeni bir şeyi yaparken aldığımız zevkin beynin salgıladığı dopamin hormonuyla alakalı olmasıdır. Bu hormon kanınıza karıştıkça hep daha fazlasını istersiniz. Bu sebeple oyunlar hiç bitmeyecekmiş gibi dizayn edilir. Sürekli yeni bölümler ve keşfedilecek yeni aşamalar karşınıza çıkarılarak sürekli oyunda kalmanız hedeflenir. Bu sayede insanlar saatlerce hatta günlerce bir oyunun başında gözleri patlayana ve açlıktan bayılana kadar oynayabilir. Özellikle bilgisayarlar üzerinden oynanan bir kısım Role Playing oyunlarına alışan çocukların oyun oynamaktan yemeyi içmeyi unutup hastanelik oldukları bilinen bir gerçek.

Şimdi toparlarsak bu anlattıklarımdan insanlar oyun oynamasın veya telefon oyunları kötüdür dediğim sonucu çıkartılmasın. Algı yönetimi gibi bu da onu yapanın niyetine bağlıdır. Bu kadar büyük bir sektörden ülkemizin şu an payı neredeyse hiç yok. Çünkü ne devlet ne de özel sektör bu alana ilgi göstermiyor. Türkiye’de yazılımcılık muhasebe, stok takip ve otomasyon programları yazmaktan öteye gidemedi. Oyun olarak da tavla, okey gibi basit basit oyunlardan başka bir şey yok piyasada. İstense uygun yatırım ve kaliteli yazılımcılarla çok karlı oyunlar dizayn edilebilir ve ülkemize para kazandırılabilir. Bunu yapacak teknik eleman ve yazılımcımız bolca var hatta çoğu işsiz geziyor. Ama tabi burada sadece oyunun teknik yönü değil bilimsel Algı Yönetimi yöntemleriyle desteklenmiş olması da önemli. O konuda da işte burada dev bir kaya gibi duruyorum talep eden şirketlerimiz olursa yardımcı olurum ama kimin umurunda şu aralar. Şu aralar racon ya devlet ihalesi almak ya da dağa taşa beton kuleler dikmek. Kime ne teknolojiden , kime ne Algı Yönetiminden.

Oyun deyip geçmeyin oyun çok faydalı bir eğitim aracı da olabilir. Örneğin kitaplarca tarih dersinde veremeyeceğiniz bilgiyi tek bir oyunla gençlere verebilirsiniz ya da gençleri terör örgütleri veya cinsel taciz gibi ciddi tehdit oluşturan konularda uyarabilecek ve yapmaları gerekenleri öğretecek oyunlarda dizayn edilebilir.

Sıkça belirttiğim gibi Türkiye’nin her alanda ve özellikle bilişim alanında bir “Milli Algı Stratejisine” (MAS) ihtiyacı vardır ve bu strateji direkt olarak Başkanlığa bağlı bir Müsteşarlıkla desteklenmelidir. Bu anlattıklarımın hiç birisi olmayacak veya yapılamayacak şeyler değildir. Yeter ki istenilsin. Böyle bir stratejiyi oluşturup gerekli teşkilatlanmayı kurmamız inanın bir senemizi bile almaz. Bunu yapacak eğitimli birikimli insanlarımız ve bürokrasimiz vardır.

Tabi bu konulara ilgi duymaz, kulak üstüne yatar, tüm devlet mevkilerini ve televizyon ekranlarını torpilli yeteneksizlerle doldurursanız bizler bir şey kaybetmeyiz. Ama elin oğlu gider sizin koca koca fabrikalardan kazanamayacağınız paraları tek bir telefon oyunundan size nanik yaparak kazanır ve sizin gençleriniz de işte öyle ağızları açık o oyunları zombi gibi oynarlar ve dövizlerimizi de onlara gönderirler. Hayatta her şey seçimdir.

Bir milletin güçlü ve zengin olması artık tanklardan toplardan değil diğer insanların zihinlerine hakim olabilmesinden ve kendi insanlarının zihinlerini bu tür saldırılardan koruyabilmesinden geçmektedir. Kısacası çağımız bir Algı Yönetimi çağıdır. İster kabul edin ister etmeyin. Elektrik ampulü icat edildiği zaman kabullenmeyip evinde gaz yağı yakmaya devam edenlerin sonu neyse sizinki de öyle olur basitçe.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru

Algı Yönetimi Uzmanı – Eğitmen – Koç (ACC)
Resmi Sitesi : www.serdarkuru.com
Tüm Yazıları : https://serdarkuru.blogspot.com.tr/
E-Posta adresi : serdarkuru1975@hotmail.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MORAL BOZMA TEKNİKLERİ

Sevgili dostlar,

Ülkemizin pek çok cepheden saldırı altında olduğu bu günlerde en tehlikeli saldırılar görünmeyen ve psikolojik harp amaçlı hamlelerdir. Çünkü geldiğini gördüğünüz bir yumruğa önlem alabilirsiniz ama sizi deviren esas yumruk,görmediğiniz yumruktur.

Psikolojik harbin temel amaçlarından biri hedef ülke insanlarının moralini düşürmek ve mücadele azmini kırmaktır.Morali olmayan insanlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar direnmekten kolayca vazgeçerler ve kaybedilen her savaş önce insanların zihinlerinde kaybedilir.

Bugün sizlerle Psikolojik Harp çerçevesinde Moral Bozma (DEMORALIZATION) tekniklerinden bahsedeceğim böylece şahit olduğunuz pek çok olayda yapılan hamleleri görüp analiz etme şansınız olacaktır.Kullanılan tekniğin ne olduğunu bilirseniz etkisinden de kaçınmanız mümkündür.

1) Düşmanın moralini bozmak ya somut şekilde onu askeri açıdan yenmekle veya kendi durumuyla alakalı görüş açısını değiştirmekle olur. Görüş açısı değiştirmeye basit bir örnek verecek olursam,eğer…

DUYGUSAL BEYİN YIKAMA

FETÖ örgütü elebaşı Gülenin vaazlarını ilk ciddi analizim iki binli yılların başıdır. O dönemlerde hitabet yoluyla insanları ikna etmenin psikolojik temellerini araştırıyordum ve esas ilgi alanımı nutuklarıyla dünyayı ateşe veren Adolf Hitler ve Amerikan televizyonlarında canlı yayınlarda verdiği vaazları esnasında binlerce insanı toplu histeriye sokabilen ve sahneye çağırdığı seyircileri birkaç kelimesiyle bayıltıp sonra da ya içlerinden şeytanı çıkardığını ya da hastalıklarını iyi ettiğini iddia eden Evangelist rahip Benny Hinn oluşturuyordu.

Araştırmalarım esnasında mailleştiğim ve Amerika’da bir üniversitede sosyal psikoloji üzerine araştırmalar yapan eğitmen bir dostum bana Türkiye’de yaşadığım halde neden Gülenin vaazlarını incelemediğimi sordu. Tabi kendisine verecek mantıklı bir cevap bulamayınca oturdum Gülenin o dönemlerde Samanyolu televizyonunda sabaha karşı yayınlanan vaazlarını dikkatle incelemeye başladım.

Gördüklerim çok ilginçti ve ilk tepkim Gülenin “eğitilmiş” bir bey…

BİLGE SAVAŞÇININ NASİHATLERİ.

Bilge savaşçı bir akşam öğrencilerini bembeyaz mermerden yapılma okulunun geniş sütunlu giriş kapısı önünde toplayarak konuşmaya başladı.
"Bu akşam sizinle kendi yaşamımda öğrendiğim birtakım gerçekleri paylaşmak istiyorum ki üzerlerinde düşünebilesiniz.
İnsanların vicdanına güvenerek iş yapmayın çünkü birçok insanın vicdanı sandığınız şey üzerlerindeki toplum baskısından başka bir şey değildir. Eğer yakalanmayacaklarını ve ayıplanmayacaklarını bilirlerse size her kötülüğü yapabilirler.
Sizi korkutmaya çalışan bildiğiniz düşmanlardan korkmayın çünkü görebildiğiniz düşmanı yenebilirsiniz. Korkmanız gereken, varlıklarının farkında olmadığınız görünmez düşmanlardır.
Her masalın bir kötü canavarı bir de kahramanı bulunur. Eğer masallarda değil gerçek dünyada yaşamak istiyorsanız orada kötü canavarların ve kahramanların var olmadığını bilin.
Kara kalabalıklardan korkun. Çünkü kalabalığa karışan insanlar kendi karakterlerini kaybederek hipnotize olmuş bir şekilde tüm benliklerini o k…