Ana içeriğe atla

ÇOCUKLARINIZ TEHLİKEDE !



“Mavi Balina” ismi verilen korsan bir oyun Amerika, Avrupa ve Asya’da onlarca çocuğun intihar etmesine sebep oluyor. Oyun “Kötü Niyetli Algı Yönetimi” teknikleri içerdiği için oldukça tehlikeli ve ülkemizde de yayılmasının önüne geçmemiz lazımdır.

1) Oyun bugün hapiste olan Rus Philip Budelkin isimli 21 yaşında ruh hastası bir programcı tarafından yazıldı. Budelkinin Algı Yönetimi tekniklerini nereden öğrendiği belli değil ama kullandığı sistematik yapıyı incelediğim zaman bir yerlerden bunun eğitimini aldığı belli. (İşte tam da bu yüzden herkese eğitim vermiyorum)

2) Oyuna Mavi Balina ismi verilmesi bu balinaların depresyona girdikleri zaman intihar ettikleri hikayesi sebebiyle. Oyunun tüm dizaynında da “mavi” bir renk hakim. Mavi bilinçaltı olarak üzüntü, depresyon ve uyku hali etkileri verir. (Mavinin belli tonlarını doğru şekilde kullanarak insanlarda depresif durumlar üretmek mümkündür. Örneğin mavinin "özel bir tonuna" boyanmış bir odaya girdiğiniz zaman kısa bir sürede kendinizde nedenini bilemediğiniz bir üzgünlük hatta hıçkıra hıçkıra ağlama hissi duyabilirsiniz. Bu teknik özellikle büyük toplantılarda rakiplerini etkilemek isteyen iş adamları ve politikacılar tarafından kullanılır. Toplantı odasında giren rakibiniz bir anda duygularına hakim olamayıp doğru düşünemeyecek hale gelir ve ondan her tür tavizi kolaya koparırsınız.Türkiyede bu işlerden haberi olmayan bir çok işadamı ve politikacının bu şekilde oyuna getirildiğini tahmin ediyorum.)

Oyun herkese açık değil ama bu işin başında birkaç ruh hastası var ve bunlar ruhsal olarak zayıf olduklarını düşündükleri çocuklarla Internet üzerinden tanışıp bu oyunu yolluyorlar. Bazı durumlarda Internet üzerinden tanıştıkları çocuklara onların tüm bilgilerini çaldıklarını ve eğer oyunu oynayıp bitirmezlerse tüm ailelerini öldüreceklerini söyleyerek şantaj yaptıkları bilgisi de var.

3) Oyun tam 50 gün sürüyor ve her gün çocuğa bir görev verilerek yavaş yavaş intihara hazırlanıyor. Burada kullanılan Psikolojik Hazırlama teknikleri (priming) kademeli Algı kaydırma dediğimiz bir teknik. Burada bir insana bir şey yaptırmak istediğiniz zaman önce ufak taleplerden başlarsınız ve her birini yaptıktan sonra daha büyük bir talepte bulunursunuz. Böylece kişi sizin isteklerinizi yapmaktan rahatsız olmaz ve nereye yönlendirildiğini fark edemez. Bu tekniğin değişik varyasyonları satış pazarlama ve ikna tekniklerinde kullanılır. Çocukların beyinleri gelişme aşamasında olduğu için bu teknik onlarda çok daha kolay işler.

4) 50 gün boyunca çocuğa önce belli korku videoları, rahatsız edici müzikler dinletiliyor. Örneğin sabah saat 4’te kalkıp belli bir video izlemesi isteniyor. Uykusuz durumda bu tür videolar çocuğu daha fazla etkiliyor. (Uykusuzluk zihni daha ikna edilir hale getirir.Sorgulanan insanların uykusuz bırakılmasının sebebi budur. Bazı Algı Yönetimi tekniklerinde insanları belli bahanelerle uykusuz bırakma yöntemleride kullanılır) Daha sonra vücudunun çeşitli yerlerine kollarına, dudaklarına ufak yaralar açması söyleniyor. Her bir görevi bitirdikten sonra çocuğa bir sonraki görevi verilmekte. Belli durumlarda yüksek bir yere çıkıp ayaklarını boşluğa sallandırma veya koluna iğne saplama gibi isteklerde bulunuluyor. Tüm bu süreç boyunca çocuğa bir “mavi balina” olduğu ve mavi balinaların ona mutluluk getireceği telkini kademeli olarak arttırılmakta.

5) Oyun oynarken sürekli birileri çocuklara Chat üzerinden emirler gönderip telkinlerde bulunmakta. Önce çocuğun kendine zarar vermekten zevk alması sağlanıyor. Verilen görevler hep gece geç saatlerde veya sabaha karşı. Böylece çocuğun uykusuz kalması sağlanarak zihninin zayıflatılması amaçlanmakta.  Eğer kurban bir kız çocuğuysa sürekli şişman veya çirkin olduğu, erkekse başarısız olduğu ona telkin edilerek “aşağılık kompleksine” girmesi sağlanıyor. Ona tüm bu dertlerinden kurtulmasının tek yolunun “Mavi bir Balina” olmak olduğu sürekli telkin ediliyor.

6) Oyunun son görevlerinde çocuk artık kendisine zarar vermeye iyice alışmış oluyor ve kendisine güvenini tamamen kaybediyor. Uykusuzluktan zihni de iyi çalışmıyor. Tüm bu süreçte eğer oyun hakkında kimseye bir şey söylerse aile ve arkadaşlarının öleceği ona söyleniyor. Çocuk bu sebeple kimseyle konuşamıyor.

7) En son görevlerden biri bıçakla koluna bir balina resmi çizmesi. Çocuk bunu yaparsa artık son aşamaya gelmiş sayılıyor. Ellinci günde çocuğa artık ”Mavi Balina” olmasının zamanının geldiği ve intihar etmesi talimatı veriliyor. 50 gün çok bilinçli seçilmiş bir unsur çünkü beyin belli eylemleri 21 günden fazla yaparsa sinir sisteminde yeni hatlar oluşturuyor ve bu eylemleri yapması kolaylaşıyor. Örneğin askeri ve polis okullarında ilk acemilik eğitiminin 50 ila 60 gün olmasının sebebi de budur. Bir kısım çocuk artık psikolojik olarak harabeye döndüğü için bu son emri hemen yerine getiriyor. Direnç gösteren çocuklara da artık bu aşamadan sonra geriye dönüş olmadığını ve eğer “Mavi Balinalara” ihanet ederse tüm sevdiklerinin acılar içinde öleceğini,kendisinin de öldürüleceği tehdidi yapılıyor ve kendisini feda etmesi gerektiği söyleniyor. Bir kısım çocuk bu aşamada intihar ediyor.

8) Bu oyun son derece tehlikeli Algı Yönetimi teknikleri içermektedir. Algı Yönetimi bir bıçak gibidir onunla ekmekde kesebilirsiniz,insan da bu tamamen uygulayanın vicdanına kalmıştır. Bu sebeple anne, baba ve öğretmenlerin zamanında durumun farkına varıp müdahale etmesi çok önemlidir çünkü çocuğun bu kadar kuvvetli tekniklerle kendi başına mücadele etmesi çok zordur. Genelde aileleri çalışan ve yeterince ilgi gösterilip takip edilmeyen çocuklar bu saldırının hedefidir.Çocuğun davranışlarının ve uyku düzeninin de iyi takip edilmesi lazım. Uzun saatler özellikle gece saatlerinde İnternet’e girmesinin kontrolü de çok önemli. En önemli meselede çocuğun vücudunda bir kısım yaralanmalar ve acayip çizimler olup olmadığının kontrolü. Kısacası çocukların başı boş bırakılmaması ve sürekli takip edilmeleri gerekiyor. Ailelerin yapamadığı yerde görev öğretmenlere düşüyor. Çünkü eğer bu iş zamanında ortaya çıkartılabilirse çocuğun bu ruh hastalarının elinden kurtarılabilmesi mümkün.

9) Algı Yönetimi konusunda insanlarımızın bilgi sahibi olması hayati önem taşımaktadır. Bu konularda özellikle okullarda öğrenci ve velilere seminerler verilebilir. Bu tür sosyal medya paylaşımlarının mümkün olduğunca fazla insan tarafından okunması sağlanabilir. Ama en önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir Algı Yönetimi politikası ve Stratejisi olması lazımdır. “Milli Algı Stratejisi” üzerinde çalışılması ve sadece FETÖ gibi kötü niyetli yapılanmaların,dış odakların üzerimizde yaptığı çalışmalar değil bu tür kötü niyetli korsan saldırılara karşı da Milli Stratejiler oluşturulması lazımdır. Eğitim, Ekonomi, Medya, Siyaset, Din ve Bilişim alanlarının her birinde ciddi bir Algı Stratejiniz yoksa bu tür ruh hastaları elinde oyuncak olursunuz. Çünkü karşınızdakiler boş hamaset değil “bilimsel teknik” kullanırlar.

Lütfen bu yazıyı paylaşın. Çünkü ihtiyacı olan ve çocuğu tam da böyle bir tehlikenin içinde olan anne babalara veya dikkatli bir öğretmene bu yazı ulaşabilir. Bazen çok küçük bir hamleniz bile hayat kurtarabilir. Tabi kendinizden başka kimseyi umursamıyorsanız o başka ancak iyilik yapma imkanı varken yapmayanın hayatı pek kolay geçmez onu da bilmek lazımdır.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru
Algı Yönetimi Uzmanı – Eğitmen – Koç (ACC)
Resmi Sitesi : www.serdarkuru.com
Tüm Yazıları : https://serdarkuru.blogspot.com.tr/
E-Posta adresi : serdarkuru1975@hotmail.com



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALGI YÖNETİMİ ALTINDASINIZ.

Sevgili dostlar,

1) Bugünkü tüketim çılgınlığı ve doymak bilmez “satın alma isteklerimiz bundan yüz sene önce “halkla ilişkilerin babası” olarak bilinen Edward Bernays tarafından ortaya konulan Algı Yönetimi teknikleriyle başlatılmıştır. Bernays modern psikolojinin kurucusu Sigmund Freud’un yeğeniydi ve amcasının özellikle insan bilinçaltı ve zihinsel mekanizmaları üzerine yaptığı çalışmalardan faydalanarak Algı Yönetiminin kurallarını ortaya çıkardı ve bugün “modern tüketici” denilen insanın ilk harcını kardı.

2) Bernaysın iş ortağı Paul Mazur yaptıkları işi çok güzel özetlemiştir ve demiştir ki “İnsanlar ellerindeki mallar ve ürünler eskimeden yenilerini satın almaya ihtiyaç duymalıdırlar. Yeni bir zihinsel yapı kurmamız lazım ve insanların istekleri onların gerçek ihtiyaçlarından daha fazla olmalıdır” Bernays ve Mazurun 1920’li yıllarda yaptıkları çalışmalar sayesinde bugün tüm dünyadaki insanlar sürekli “yenisine ihtiyaç duymaktadırlar”.  Bir otomobili birkaç sene kullanıp üzerin…

MUTLU OLMAK İÇİN VAZGEÇMEN GEREKEN 15 ŞEY.

Sevgili Dostum,
Roma İmparatorlarından aynı zamanda Stoacı bir filozof da olan Marcus Aurelius yüzlerce yıl önce "Hayatınızdaki mutluluk düşüncelerinizin kalitesine bağlıdır" tespitinde bulunmuştur. 
Mutlu olmak için neler yapman gerektiği konusunda bir çok kitap ve yazı bulabilirsin ancak ben bu yazıda mutlu olmak için yapmaman ve vazgeçmen gereken şeyler üzerinde durmak istiyorum.
Bu yazıyı dikkatlice okur ve burada vazgeçmeni istediğim şeylerden en azından bir kaç tanesini hayatından çıkarmayı becerebilirsen yaşam hakkındaki olumsuz algın değişerek daha olumlu ve mutlu bir yaşamın kapısını arayabilirsin. 
Bunları yapamam dersen en azından bir kaç kere üst üste okumanı istiyorum. Buna da üşenirim diyorsan en azından bu yazıyı arkadaşlarına paylaş çünkü bu basit hareketinin bile kimin hayatını değiştireceğini  bilemezsin. Bunu da yapamam diyorsan sana söylenecek pek bir şey yok.
Hadi başlayalım bakalım yapmaman ve hayatından çıkarman gereken şeylere.
1) Her zaman haklı olm…

PSİKOLOJİK İKNA TAKTİKLERİ VE ALGI YÖNETİMİ.

PSİKOLOJİK İKNA TAKTİKLERİ VE ALGI YÖNETİMİ.
İkna nedir diye düşündüğünüz zaman herkesin aklına farklı şeyler gelir. Kimi insan için ikna demek her gün gördüğü reklamlar kimisi içinde iş yerinde sorumluluğu altındaki personelini ikna etmek için kullandığı taktiklerdir. 
İkna herkesin hayatında farklı bir yere sahiptir ve her insan için farklı bir anlama gelebilir ancak şu bir gerçektir ki ikna dediğimiz unsur hepimizin günlük hayatında son derece önemli bir faktördür. Siyaset, hukuk, medya, haberler ve reklamcılık gibi bir çok alan tamamen ikna psikolojisinin alanına girer. 
İş yaşamı dediğimiz şey de esasında ikna etmek veya ikna edilmek üzerine kurulmuş bir yapıdır.
Tüm bu alanlarda diğer insanları ikna etmenin gereklerini yerinde uygulayanlar başarılı olurken bunu önemsemeyenler başarısız olur.
İnsanların bir kısmı ikna taktiklerine karşı bağışıklıkları olduğunu zanneder ve bu “doğal yetenekleri” sayesinde kendilerini her tür “ikna girişimine” karşı koruyabileceklerine veya her durumda…