Ana içeriğe atla

ALGI YÖNETİMİNDE KULLANILAN 9 METOD.



Algı yönetimi konusunda araştırmalar yaptıkça bunun son derece sistematik bir şekilde uzun bir zamandan beri dünya çapında uygulanan bir sistem doğrultusunda uygulandığını görmekteyiz. İnsanoğlunun diğer insan kitleleri üzerinde kontrol gücü elde etmeye çalıştığı tarih öncesi zamanlardan beri her zaman küçük yönetici gruplar büyük insan kitlelerinin zihinlerini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalışmışlardır.

Bugün baktığımız zaman insanlar üzerindeki kontrol mekanizmaları fizisel kaba güce dayanan mekanizmalar değildir. Bilim ve teknoloji tekelini eline alan küçük bir yönetici grup tüm dünyada insanların psikolojilerini son model teknolojik araçlarında yardımıyla yönlendirmektedirler. Algı yönetimi artık kısa süreli uygulamalar şeklinde değil sürekli devam eden "normal" bir durum olmuştur. Bu konuda üzerinde uygulanan teknikleri bilmeyen insanlar "normal" ve "özgür" hayatlar yaşamalarını sanmalarına rağmen aslında koca bir makinenin kontrolü altında "günlük hayatlarını" yaşamaktadırlar.

Modern Algı yönetimi teknikleri teknolojik ve psikolojik araçlar kullanan “tekno – psikolojik” bir olgudur. Bu olgunun teknolojik imkanlarına karşı bireylerin karşı koyması pek mümkün değilse de Algı Yönetiminin kullandığı metotlar üzerine bilgilendirilmiş insanlar “psikolojik” faktörlere direnç gösterebilme şansına sahiptir. Bu sebeple bu tür yazılarla vasıtasıyla insanların bilinçlendirilmesi son derece önemlidir. Özellikle reklamcılık ve siyasi propaganda Algı Yönetimi konularında bilinçli insanların kendilerini koruyabilmesi çok daha imkan dahilindedir. Ancak unutmamak lazımdır ki askeri-sanayi yapılanmalar kullandıkları Algı Yönetimi metotlarını sürekli geliştirmekte ve neredeyse her sene kullandıkları tekniklere eklemeler yapmaktadırlar. Özellikle bizim gibi bu konularda uzmanı çok az olan ve olan uzmanlarını da kullanmayan ülkeler çok daha büyük tehdit altındadır.
Şimdi gelelim Algı Yönetimi Metotlarının kullanıldığı bazı alanlara.

1.Eğitim

Algı yönetiminin en açıktan yapıldığı ama bir çok insanın da bir o kadar farkında olmadığı alan Eğitim alanıdır. Çocuklar yaşlarının küçüklüğü ve beyinlerinin gelişme aşamasında olmasından dolayı en kolay etki altına alınabilen hedeflerdendir bu yüzden tarih boyunca her iktidar öncelikle Eğitim Alanındaki Algı yönetimine önem vermiştir.

Eğitim alanında Algı Yönetiminin amacı  “çocukları bilgilendirmek” görüntüsü altında onların zeka seviyeleri ve becerilerini belli standartlara göre dondurmak ve büyüdükleri zaman itaatkar, fazla derin düşünmeyen, kendisine her söylenene ve yapılan her propagandaya çok sorgulamadan inanan modern kölelere dönüştürmektir. Özellikle son elli yılda hiçbir ülkeden “deha” veya “mucit” sıfatlarına uygun sıra dışı insanların çıkmamasının sebebi budur. Bir Da Vinci, Newton, Tesla veya Einstein artık sistemin pençelerinden kendilerini kurtaramamakta ve daha çocukken eğitim sistemi içine atılıp “zihinleri” standart hale getirilmektedir. Sistemin idarecileri kendi çocuklarını ve mensuplarını son derece “özel” okullarda eğitmekte ve onlara daha hayatlarının başında zihinleri sıfırlanmış kitleler karşısında avantaj vermektedirler. 

Aslında Algı Yönetimi iyi niyetli uygulansa öğrencilerin başarı seviyesi oldukça yükselebilir ve bir ülkenin ihtiyaç duyduğu kaliteli insan malzemesi oldukça üst seviyede ortaya çıkartılabilir.

2. Reklam ve Siyasi Propaganda

Tüketim kültürünü üretilmesinin mucidi Edward Bernays denen Amerika’nın ilk halkla ilişkiler uzmanı diyebileceğimiz adamdır ve bu adam insanların kendileri hakkındaki düşüncelerini hedefleyerek isteklerini ihtiyaca dönüştürmenin gücünü keşfetmiştir. İlk denemelerini sigara reklamlarında yapmıştır. 1928 senesinde yazdığı ve herkese okumasını tavsiye ettiğim “Propaganda” kitabında (ne acayiptir bu kitabı bana üniversitedeki bir hocam mezun olduğum gün hediye etmişti, adam ileri görüşlüymüş) Propagandanın “görünmez devletin yürütme gücü” olduğunu söylemiştir. 

Bugünkü devlet yapılanmalarına baktığımız zaman bunun ne kadar doğru olduğunu anlıyoruz. Medya gücünün tamamen tekelleşmesi ve büyük sermayenin eline geçmesi zaman içinde Basın ve Medyayı tamamen iktidarların bir propaganda gücü haline dönüştürmüştür.
Yazılı, görsel Medya, filmler, diziler ve Internet bugün öylesine komplike bir yapıya ulaşmıştır ki tamamen akıl ve mantık dışı bir mesajı bile bu iletişim kanallarını senkronize şekilde kullanarak insanlara “tartışılmaz doğru” olarak kabul ettirmek mümkündür. Bu mesajların ezici gücü ve kullandıkları Algı Yönetimi teknikleri karşısında Internet üzerinden yayın yapan bağımsız kanallarda etkili olamamaktadır.

Aynı mesaj karşınıza farklı şekillerde ve farklı iletişim kanalları üzerinden verildiği zaman insan zihinlerinde olağanüstü bir etki yapar. Bu tekniklere bir de bilinçaltı etkileme metotlarını eklerseniz bugün bu büyük Propaganda mekanizmasının kitlelere yutturamayacağı yalan yoktur.

3. Gelecek Programlama
Bu konu ülkemizde pek bilinmez ve pek de tartışılmaz. Gelecek programlama şudur. Siz bundan yirmi sene sonra gündeme alacağınız bir konuya kitlelerin vereceği tepkiyi yumuşatmak ve onları alıştırmak için film ve dizilerle bu konuyu onların gündemine sokarsınız. Bunların bir kısmı “bilim kurgu” adı altında insanlara verilir. Bugün yaşadığımız bazı olayları bundan beş on sene önce izlediğiniz bir film veya dizide görmüş olmanız inanın tesadüf değildir.

4. Spor, Siyaset ve Din
Bu başlık size ilk bakışta itici gelebilir. Bana Spor gibi bir eğlencenin yanına nasıl siyaset ve dini koyarsın diyebilirsiniz ancak Algı Yönetimi metotları içinde bu kavramlar benzer şekillerde ele alınır. Buradaki ana fikir şudur. Böl ve Yönet.  İnsanlar ilk yaratıldıkları günden bu yana hayatta kalmak için hep gruplar halinde hareket etmişlerdir çünkü vahşi doğa şartlarında bir insanın hayatta kalması kendisine destek olan bir grubun varlığına bağlıydı. Bu sebeple bir gruba ait olma ve diğer grupları yenerek onlara hakim olma dürtüsü insanların bilinçaltına işlemiştir.

Spor müsabakaları özellikle Futbol gibi takım sporları insanların kabile dürtülerine hitap eder ve kendilerini bir takımın taraftarı olarak tanımlarlar. Basit bir oyun için insanların birbirlerini bile öldürecek kadar fanatikleşmesinin sebebi budur.

Siyaset ve Din de aynı şekilde insanların gruplaştıkları kavramlardır. Buradaki amaç uygun algı yönetimi teknikleri kullanarak insanları Siyasi, Dini ve Sportif gruplara bölerek onların birbirlerine düşmanlaşmasını sağlamaktır. Böylece birbirleriyle mücadele edip didişmekten boğazlarına takılan zincirin esas sahiplerini fark bile etmezler.  Terör ve Savaşların alt planına bakarsanız mutlaka önceden farklı gruplara bölünerek birbirlerine düşmanlaştırılmış insan grupları görürsünüz.

5. Yiyecek, Su ve Hava
Yediğiniz, içtiğiniz ve soluduğunuz her şeyde özel olarak konumlandırılmış kimyasal maddeler bulunur ve bunlar beyin kimyanızı değiştirerek sizi daha yumuşak başlı ve aklını kullanamayacak hale getirir. Bunun ispatı için yiyip içtiklerinde kimyasal oranı daha az insanlarla bu kimyasallar daha fazla insanların arasındaki davranış farklarını gözlemlemenizi öneririm.

Özellikle yapay gıdaların içindeki maddeler koca insan kitlelerinin odaklanmakta problem yaşayan ve motivasyonu düşük bezgin insanlara çevirir. Bunun doğru olduğunu anlamak için sadece bir ay ağzınızdan insan yapısı hiçbir besin sokmayın. Yani paketlenmiş ve fabrikada üretilmiş hiçbir şey yiyip içmeyin. Görün bakın nasıl bir fark yaşıyorsunuz. Bu yapay beslenme yüzünden modern dünyada yaşadığını sanan milyonlarca insan tamamen yumuşak başlı koyunlara dönüştürülmüştür. Ancak tabi sadece diyetinize dikkat etmek yetmiyor. Bu kimyasalları havaya da sıkıyorlar. (Chemtrails konusunu araştırın derim)

6. Uyuşturucular
Her türlü bağımlılık üreten madde ve nesne bu kategoriye girer. Bu içki de olabilir bir türlü gözünüzü alamadığınız ve sürekli kontrol ettiğiniz telefonunuzda. Burada amaç insan kitlelerini mutlaka bir şeylere bağımlı kılmaktır. Bunun dışında insanlarda türlü psikolojik sorunlar uydurup onlara farklı uyuşturucu maddeleri (ilaç) olarak verip alıştırmakta mümkündür. Bağımlılık üreten madde ve psikiyatrik ilaçların kullanımı oranları korkunç boyutlardadır.

7. Elektromanyetik spektrum.
Tüm etrafımız telefon, televizyon , wireless, telsiz sinyalleri gibi on binlerce farklı sinyalle doludur. Koca bir elektromanyetik çorbanın içinde pişen minik köftelere benziyoruz. Büyün elektromanyetik sinyallerin beyniniz üzerinde etkisi olmadığını iddia etmek komikliktir. Ama dikkat edin bu konularda doğru dürüst hiçbir uyarı halka ulaşmaz. Bugün elektromanyetik dalgalarla insanlara halüsinasyonlar ve hayaller bile gördürmek mümkündür. Tüm dünyaya yayılmış baz istasyonları sayesinde artık ormanın ortasına medeniyetten uzak yaşayan insanları bile elektromanyetik dalgalarla etkilemek mümkündür.

8. Televizyon ve Bilgisayar

Televizyonlardan yayılan görüntü ve ses frekansları sayesinde insanların beyninde çeşitli tepkiler almak mümkündür. Bazen televizyon karşısında hiç uykusuz olmamanıza rağmen bir anda uykunuzun geldiği durumlardan hepsi değil ama bazıları “planlanmış” olabilir.  İnsanlar bu tür uyku durumlarında bir tür hipnoza sokulup kendilerine gönderilen mesajları sünger gibi alabilirler. Televizyon yapısı gereği gözün görebileceğinden çok daha hızlı görüntüler geçebilir. Aynı sistem bilgisayar ve telefon oyunlarında kullanılır. Oyunlardaki ekstra bir özellik bu oyunları oynayanların gerçekle bağını kopararak çok daha kolay telkin edilebilir hale getirebilmesidir. Bugün Amerika’da eline silah alıp toplu katliamlar yapan bazı gençlerin ciddi şekilde oyun bağımlısı olduğu bilinmektedir.

9. Nanobotlar

Nanabotlar zerre küçüklüğünde robotlardır ve Nanoteknoloji şu an bunlar üzerinde çalışmakta. Yapılan çalışmalardan bazıları bu toz zerresi küçüklüğündeki robotları nefes alma yoluyla insan beynine sokarak orada bir takım reaksiyonlar oluşturmak üzerine. Örneğin farkında olmadan beyninize sokabilecek nanobotlar beyninizin farklı bölgelerini çeşitli elektrik sinyalleriyle uyararak sizi aniden saldırganlaştırabilir veya tüm enerjinizin tükenmesine sebep olabilir. Ya da bazı eylemleri yapmanızı sağlayabilir. Bu konu hakkında şu an çalışılıyor ama hangi aşamada olduğu konusunda pek bilgi ortaya çıkmıyor.

Sonuç olarak insanların zihnini etkileme teknikleri ve Algı Yönetimi hiç de öyle basit ve hafife alınabilecek bir konu değildir. Ancak üzülerek söylemem gerekir güzel ülkemde bu konuda elimden geldiğince insanları bilgilendirmeye çalışmama rağmen yeterince etkili şekillerde insanlara ulaşamıyoruz. Çünkü bizim gibi insanlara televizyonlarda, gazeteler de kapalı. Bu iş o kadar komik duruma geldi ki aynı insanları haftanın farklı günleri farklı televizyon programlarında görebiliyorsunuz. Tüm sistemi elli kişi üzerine kurmuşlar. Problem değil ancak bugün umursamadığınız bu tür konular yarın kafanıza koca bir dağ şeklinde düşecektir. İşte o zaman kimse ağlamasın ve o zaman hamasi nutuklar da kimseyi kurtaramaz.  Dünyada mücadele ediyoruz dediğiniz güçler şu anda Algı Yönetimine milyonlarca dolar harcıyorlar. Amerikan ve Avrupa şirketleri bu konularda özel departmanlar kurdu. Ama bizim ne devletimiz ne de milyon dolarlık şirketlerimiz sanki böyle bir olgu yokmuş gibi davranıyor.

Uzaktan üzerinize gelen koca bir kamyon yokmuş gibi davranır ve marşlar söyleyerek üzerine yürümeye devam ederseniz ne olacağını anlamak için alim olmaya gerek yoktur.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALGI YÖNETİMİ ALTINDASINIZ.

Sevgili dostlar,

1) Bugünkü tüketim çılgınlığı ve doymak bilmez “satın alma isteklerimiz bundan yüz sene önce “halkla ilişkilerin babası” olarak bilinen Edward Bernays tarafından ortaya konulan Algı Yönetimi teknikleriyle başlatılmıştır. Bernays modern psikolojinin kurucusu Sigmund Freud’un yeğeniydi ve amcasının özellikle insan bilinçaltı ve zihinsel mekanizmaları üzerine yaptığı çalışmalardan faydalanarak Algı Yönetiminin kurallarını ortaya çıkardı ve bugün “modern tüketici” denilen insanın ilk harcını kardı.

2) Bernaysın iş ortağı Paul Mazur yaptıkları işi çok güzel özetlemiştir ve demiştir ki “İnsanlar ellerindeki mallar ve ürünler eskimeden yenilerini satın almaya ihtiyaç duymalıdırlar. Yeni bir zihinsel yapı kurmamız lazım ve insanların istekleri onların gerçek ihtiyaçlarından daha fazla olmalıdır” Bernays ve Mazurun 1920’li yıllarda yaptıkları çalışmalar sayesinde bugün tüm dünyadaki insanlar sürekli “yenisine ihtiyaç duymaktadırlar”.  Bir otomobili birkaç sene kullanıp üzerin…

MUTLU OLMAK İÇİN VAZGEÇMEN GEREKEN 15 ŞEY.

Sevgili Dostum,
Roma İmparatorlarından aynı zamanda Stoacı bir filozof da olan Marcus Aurelius yüzlerce yıl önce "Hayatınızdaki mutluluk düşüncelerinizin kalitesine bağlıdır" tespitinde bulunmuştur. 
Mutlu olmak için neler yapman gerektiği konusunda bir çok kitap ve yazı bulabilirsin ancak ben bu yazıda mutlu olmak için yapmaman ve vazgeçmen gereken şeyler üzerinde durmak istiyorum.
Bu yazıyı dikkatlice okur ve burada vazgeçmeni istediğim şeylerden en azından bir kaç tanesini hayatından çıkarmayı becerebilirsen yaşam hakkındaki olumsuz algın değişerek daha olumlu ve mutlu bir yaşamın kapısını arayabilirsin. 
Bunları yapamam dersen en azından bir kaç kere üst üste okumanı istiyorum. Buna da üşenirim diyorsan en azından bu yazıyı arkadaşlarına paylaş çünkü bu basit hareketinin bile kimin hayatını değiştireceğini  bilemezsin. Bunu da yapamam diyorsan sana söylenecek pek bir şey yok.
Hadi başlayalım bakalım yapmaman ve hayatından çıkarman gereken şeylere.
1) Her zaman haklı olm…

PSİKOLOJİK İKNA TAKTİKLERİ VE ALGI YÖNETİMİ.

PSİKOLOJİK İKNA TAKTİKLERİ VE ALGI YÖNETİMİ.
İkna nedir diye düşündüğünüz zaman herkesin aklına farklı şeyler gelir. Kimi insan için ikna demek her gün gördüğü reklamlar kimisi içinde iş yerinde sorumluluğu altındaki personelini ikna etmek için kullandığı taktiklerdir. 
İkna herkesin hayatında farklı bir yere sahiptir ve her insan için farklı bir anlama gelebilir ancak şu bir gerçektir ki ikna dediğimiz unsur hepimizin günlük hayatında son derece önemli bir faktördür. Siyaset, hukuk, medya, haberler ve reklamcılık gibi bir çok alan tamamen ikna psikolojisinin alanına girer. 
İş yaşamı dediğimiz şey de esasında ikna etmek veya ikna edilmek üzerine kurulmuş bir yapıdır.
Tüm bu alanlarda diğer insanları ikna etmenin gereklerini yerinde uygulayanlar başarılı olurken bunu önemsemeyenler başarısız olur.
İnsanların bir kısmı ikna taktiklerine karşı bağışıklıkları olduğunu zanneder ve bu “doğal yetenekleri” sayesinde kendilerini her tür “ikna girişimine” karşı koruyabileceklerine veya her durumda…