Ana içeriğe atla

HER GÜN KARŞILAŞTIĞINIZ 5 ALGI YÖNETİMİ ŞEKLİ.



Sevgili Dostlar,

Biliniz ki her gün nasıl su içiyor, yemek yiyor ve uyuyorsanız aynı şekilde her gün Algı Yönetimi tekniklerine maruz kalıyorsunuz. Her gün sizin ve etrafınızdaki insanların üzerinde o kadar çok Algı Yönetimi tekniği uygulanmaktadır ki bunları açıklamadan sadece sıralamaya kalksam önümüzdeki iki üç günü sadece okuyarak geçireceğiniz bir liste hazırlamam gerekir. Ki o bile yeterli olmaz.
Bu sebeple bugün size bu yüzbinlerce teknikten sadece beş tanesinden örnek vermek istiyorum.
Hadi başlayalım.

1) RENK ALGISIYLA YÖNLENDİRME

Bazen doktorunuzun yazdığı ilaçların veya daha güçlü kuvvetli olayım diye satın aldığınız vitaminlerin hepsinin de farklı renklerde olduğuna hiç dikkat ettiniz mi ve bunun amacını hiç düşündünüz mü?

Mesela Amerika’da özellikle tüm uyku ilaçları ve yatıştırıcılarda mavi renk hakimdir.
Bu ilaçların bazen paketi bazen de kendisi mavi renkle üretilir. Bu tabii ki bir tesadüf veya rastgele seçilen bir olay değildir. Çünkü renklerin insan üzerindeki etkisi bilinmektedir.

İnsanlar yıllar boyunca mavi rengi hapları uyku veya uyuşmakla eşleştirmişlerdir.
Yapılan bir deneyde farklı deneklere birbirinin aynısı ve aynı maddeleri içeren uyku ilacı hapları verilmiştir. Hapların tek farkı bir kısmının mavi renkte diğerlerininse turuncu renkte olmasıdır. Mavi renkte uyku hapını alanlar diğerlerine göre 30 dakika daha hızlı uykuya dalmış ve onlardan 30 dakika daha fazla uyumuşlardır. Bu çok ilginçtir çünkü mavi renkli haplarda böyle bir farka sebep olabilecek hiçbir farklı kimyasal bulunmamaktadır. Denekler açıkça mavi renkli hapların rengine tepki vermişlerdir.

Bu “plasebo” etkisi dediğimiz etkiye benzer bir etkidir. Örneğin başı ağrıyan bir insana aslında hiçbir işe yaramayan beyaz şekerden imal edilmiş hap benzeri bir ürünü “bu çok etkili bir ağrı kesicidir başının ağrısını hemen geçirir” telkiniyle verirseniz çok büyük bir ihtimal etkili bir ilaç aldığını sanan insanın başının ağrısı gerçekten de geçecektir. İnsan zihni herhangi bir durumda girdiği beklentiye göre hareket eder. O içtiği şeyin ilaç olduğuna gerçekten inanırsa zihni vücudunda ona göre bir etki üretecektir. İşte buna benzer şekilde renklerde zihnimizi etkiler.
İnanmadıysanız başka bir deneyden örnek vereyim.

Bu deneyde de deneklere kuvvetli bir yatıştırıcı aldıkları söylenerek mavi haplar verilmiştir. Bu haplar tabi ki sahteydi yani hiçbir etkisi olmayan şekerden ve undan üretilmiş haplardı. Buna rağmen deneklerin yüzde 66’sı kendilerinin gerçekten uyuşmuş hissettiklerini belirttiler. Bunun sebebi gene mavi rengin yatıştırıcı etkisinden başka bir şey değildi.
Her rengin insan üstünde farklı bir etkisi vardır. Renk etkileri kültürden kültüre değişir ama genel olarak renkler insan zihnini yönlendirir.  Bir kültürün hangi renklere hangi tepkileri verdiğini gözlemlerseniz o renkleri kullanarak onları yönlendirmeniz de mümkündür.


2) PSİKOLOJİK HAZIRLAMA ETKİSİYLE YÖNLENDİRME

Psikolojik hazırlama (Priming Effect) insanların kendileri farkında olmadan belli davranışları ortaya koymaları için onları hazırlamadır.

Bu yöntem en süpermarketlerde kullanılır ve sizi normalde ihtiyacınız olmayan ürünleri alıp kasaya götürmeniz için yönlendirir. Bu subliminal ya da bilinçaltı etkileme teknikleri değildir burada kullanılan mekanizma çok daha farklıdır.
Örneğin markete ilk girdiğiniz anda önünüze taze, sebze meyveleri ışıl ışıl ışıklar altında görürseniz zihniniz bir “tazelik” algısına girecektir. Markette yürümeye devam ettiğiniz zaman göreceğiniz et ürünleri reyonundaki etleri de aynı “tazelik” algısıyla olduklarından çok daha taze ve sağlıklı algılamanız sağlanır. Yani size bir adım önce verilen algı bir sonraki adımınızda gördüklerinizi algılamanızı etkiler. Süpermarketlerde tüm ürün sıralamaları bu algıya göre dizilir.

Bir mekâna girdiğiniz zaman orada klor veya deterjan kokusu hissederseniz beyniniz size “burası temiz bir yer ve pisletmem lazım” mesajı verir. Böylece siz o mekânda hareketlerinize çok daha fazla dikkat edersiniz. Aynı şekilde pis bir mekânı diğer insanların da pisletmesi çok büyük bir ihtimaldir. Burada da aynı mekanizma çalışır.

Yapılan bir deneyde iki farklı üniversite öğrencisi grupların birine içinde “yaşlılık” “güçsüzlük” ve “bitkinlik” temaları geçen bir konuşma dinletilmiştir. Diğer gruba da içinde “gençlik” “güç” enerjik olma” temaları geçen bir konuşma dinletilir. Daha sonra bu gruplar spor salonuna götürülerek kondisyonları test edilir. Yaşlılık ve güçsüzlük içeren konuşmayı dinleyen grup spor salonunda dökülmüştür. Enerjik olma ve güç gibi kavramlar dinletilen diğer grupsa spor salonunda çok iyi performans göstermiştir. Bunun sebebi zihinlerinin kendilerine dinletilen konuşmadan etkilenmesiydi tabii.

Başka bir deney çok daha ilginçtir. İnsanların bir kısmının eline buz gibi içecekler verilmiş ve daha sonra da oturdukları odaya daha önce tanımadıkları bir insan gelip bir süre onlarla konuşmadan yanlarında oturmuştur. Diğer bir grubun eline de sıcak içecekler verilmiş ve aynı şekilde onların odasına da daha önce tanımadıkları biri gelip oturmuştur.

Bu iki gruba daha sonra bu tanımadıkları insan hakkındaki izlenimleri sorulmuş.

Elinde soğuk içecekler bulunan grup o insanı “soğuk” ve “yabancı” bulurken elinde sıcak içecekler bulunan grup aynı insanı “sıcakkanlı” ve “arkadaş canlısı” olarak tanımlamıştır. Bunun sebebi ellerindeki sıcaklığın bir şekilde insanların bilinçaltını etkilemesidir. Kısacası elinizde sıcak veya soğuk bir şey tuttuğunuz zaman bile diğer insanları algılamanız değişir. Bizim ülkemizde bir eve veya işyerine gidildiği zaman hemen sıcak bir çay ikram edilmesinin ne kadar akıllıca bir şey olduğunu da buradan anlayabiliriz.

Aynı etki en fazla televizyon reklamlarında da kullanılır. Bir film veya dizide izlediğiniz bir sahnenin hemen arkasından gelen reklamda sizi o sahneye göre etkiler. Örneğin bir aşk sahnesinden sonra gelecek bir dondurma reklamı otomatik olarak sizin o dondurmayı aşk ve sevgi duygusuna bağlamanıza sebep olabilir. Örneğin ben bir gıda firması olsam reklamımın bir dizi veya filmdeki mutlu bir yemek sahnesinden hemen sonra yayınlanmasını isterdim. Bir önceki sahne bir sonraki sahneyi algılamanızı etkiler ve sizi hazırlar.

3) KELİMELER KULLANARAK ALGI ÜRETME

Bir konu hakkındaki fikriniz tamamen o konunun size hangi kelimelerle sunulduğuna bağlıdır. Bunu en güzel anket firmaları bilirler. Bir soruyu size sorarlarken kullandıkları kelimeler o konu hakkındaki fikirlerinizi de değiştireceği için istenilen cevabı size verdirmeleri mümkündür.
Örneğin bir parka çöp atılmamasını istiyorsanız oraya koyacağınız tabelaya “Parka Çöp Atmamak Önemlidir” yazarsanız alacağınız karşılık çok olumlu olmayacaktır. Ancak o tabelaya “Parka Çöp Atmayanlar Önemlidir” yazarsanız insanlar kendilerini önemli ve değerli hissetmeye meyilli oldukları için çok daha olumlu sonuçlar almanız olasıdır.

4) BERABER ŞARKI SÖYLETEREK YÖNLENDİRME

Bu madde ilk bakışta biraz saçma gelebilir. Açıklayalım. İnsanlar beraber şarkı, türkü ve marşlar söyledikleri insanlarla onları hiç tanımasalar bile duygusal bir yakınlık ve bağ hissederler.

Stadyumlarda takımı için şarkılar söyleyen ama birbirini hiç tanımayan taraftarların birbirlerine olumlu duygular beslemesinin sebebi budur. Aynı şekilde siyasi toplantılarda, askerlikte ve okullarda topluca marşlar söylenmesi de bu temele dayanır. Dini toplantılarda topluca okunan ilahilerde bu amaca hizmet eder. 

Milli Marş adı verilen marşların her ülkede bu kadar önemli olması da bu yüzdendir.
Kısacası bir grubu birleştirmek ve aralarını kaynaştırmak istiyorsanız bunun en kısa yolu onlara hep beraber şarkılar, marşlar ve ilahiler söyletmektir.

5) OTOMOBİL DİZAYNLARINDA İNSAN YÜZÜ ETKİSİ KULLANMA

İnsanlar kendi yüzlerine benzeyen her şeyi kendilerine daha yakın görürler. Bu bir kedi de olabilir, bir bulutta ancak herhangi bir şey insan yüzüne benziyorsa insanların dikkatini çeker ve ona insani bir duygu yüklerler. Bu fenomene “pareidolia” denir.

Arabaların ön yüzü yani farları ve çeşitli kısımları insan yüzünü andıracak şekilde dizayn edilir ve biz o yüze bağlanan duyguya göre tepki veririz. Bazı arabaların “şirin” bazı arabaların “saldırgan” veya “sert” olarak algılanmasının sebebi budur. Güç ve zenginlik duygularıyla ilişkilendirilen arabaların dizaynıyla, aile ve şirinlik duygularıyla ilişkilendirilen arabaların dizaynları büyük farklar gösterir. Böylece araba üreticileri istedikleri insan tiplerini kendi araba modellerine yönlendirebilirler.

Evet burada çok ama çok kısa yazmaya çalıştığım bu Algı Yönetimi şekillerinin her birisinin bile yüzlerce farklı kombinasyonu ve uygulama alanı vardır.

Ancak kısacası sadece bu yazıdan şunu hatırlamanız yeterli.

Sabah kalkıp akşam yatana kadar verdiğiniz birçok karar ve düşündüğünüz birçok fikir özel olarak dizayn edilmiş ve zihninize sizi yönlendirmek için sokulan özel Algı Yönetimi tekniklerinin ürünüdür. Şu an bu yazıyı okuduğunuz telefonu veya bilgisayarı satın alma kararını verme süreciniz bile özel bir yönlendirmenin ürünüdür.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALGI YÖNETİMİ ALTINDASINIZ.

Sevgili dostlar,

1) Bugünkü tüketim çılgınlığı ve doymak bilmez “satın alma isteklerimiz bundan yüz sene önce “halkla ilişkilerin babası” olarak bilinen Edward Bernays tarafından ortaya konulan Algı Yönetimi teknikleriyle başlatılmıştır. Bernays modern psikolojinin kurucusu Sigmund Freud’un yeğeniydi ve amcasının özellikle insan bilinçaltı ve zihinsel mekanizmaları üzerine yaptığı çalışmalardan faydalanarak Algı Yönetiminin kurallarını ortaya çıkardı ve bugün “modern tüketici” denilen insanın ilk harcını kardı.

2) Bernaysın iş ortağı Paul Mazur yaptıkları işi çok güzel özetlemiştir ve demiştir ki “İnsanlar ellerindeki mallar ve ürünler eskimeden yenilerini satın almaya ihtiyaç duymalıdırlar. Yeni bir zihinsel yapı kurmamız lazım ve insanların istekleri onların gerçek ihtiyaçlarından daha fazla olmalıdır” Bernays ve Mazurun 1920’li yıllarda yaptıkları çalışmalar sayesinde bugün tüm dünyadaki insanlar sürekli “yenisine ihtiyaç duymaktadırlar”.  Bir otomobili birkaç sene kullanıp üzerin…

MUTLU OLMAK İÇİN VAZGEÇMEN GEREKEN 15 ŞEY.

Sevgili Dostum,
Roma İmparatorlarından aynı zamanda Stoacı bir filozof da olan Marcus Aurelius yüzlerce yıl önce "Hayatınızdaki mutluluk düşüncelerinizin kalitesine bağlıdır" tespitinde bulunmuştur. 
Mutlu olmak için neler yapman gerektiği konusunda bir çok kitap ve yazı bulabilirsin ancak ben bu yazıda mutlu olmak için yapmaman ve vazgeçmen gereken şeyler üzerinde durmak istiyorum.
Bu yazıyı dikkatlice okur ve burada vazgeçmeni istediğim şeylerden en azından bir kaç tanesini hayatından çıkarmayı becerebilirsen yaşam hakkındaki olumsuz algın değişerek daha olumlu ve mutlu bir yaşamın kapısını arayabilirsin. 
Bunları yapamam dersen en azından bir kaç kere üst üste okumanı istiyorum. Buna da üşenirim diyorsan en azından bu yazıyı arkadaşlarına paylaş çünkü bu basit hareketinin bile kimin hayatını değiştireceğini  bilemezsin. Bunu da yapamam diyorsan sana söylenecek pek bir şey yok.
Hadi başlayalım bakalım yapmaman ve hayatından çıkarman gereken şeylere.
1) Her zaman haklı olm…

PSİKOLOJİK İKNA TAKTİKLERİ VE ALGI YÖNETİMİ.

PSİKOLOJİK İKNA TAKTİKLERİ VE ALGI YÖNETİMİ.
İkna nedir diye düşündüğünüz zaman herkesin aklına farklı şeyler gelir. Kimi insan için ikna demek her gün gördüğü reklamlar kimisi içinde iş yerinde sorumluluğu altındaki personelini ikna etmek için kullandığı taktiklerdir. 
İkna herkesin hayatında farklı bir yere sahiptir ve her insan için farklı bir anlama gelebilir ancak şu bir gerçektir ki ikna dediğimiz unsur hepimizin günlük hayatında son derece önemli bir faktördür. Siyaset, hukuk, medya, haberler ve reklamcılık gibi bir çok alan tamamen ikna psikolojisinin alanına girer. 
İş yaşamı dediğimiz şey de esasında ikna etmek veya ikna edilmek üzerine kurulmuş bir yapıdır.
Tüm bu alanlarda diğer insanları ikna etmenin gereklerini yerinde uygulayanlar başarılı olurken bunu önemsemeyenler başarısız olur.
İnsanların bir kısmı ikna taktiklerine karşı bağışıklıkları olduğunu zanneder ve bu “doğal yetenekleri” sayesinde kendilerini her tür “ikna girişimine” karşı koruyabileceklerine veya her durumda…