Ana içeriğe atla

CİNAYET PROGRAMLARI VE ALGI YÖNETİMİ



Sevgili Dostlar,

Her mesleğin kendisiyle özdeşleştiği bir araç vardır. Örneğin doktor dediğiniz zaman aklınıza stetoskop, dişçi dediğiniz zaman kerpeten ve yazar dediğiniz zaman kalem gelebilir. Algı Yönetimi Uzmanı dediğiniz zaman da aslında aklınıza gelmesi gereken tek cihaz Televizyondur.

Televizyon Algı Yönetimi için icat edilmiş bir makine gibidir çünkü birkaç teknik kullanarak milyonlarca insanı etkilemeniz televizyonla mümkündür.

Kişisel olarak izlemem gereken her tür programı veya diziyi Internet üzerinden seçerek izlerim. Ancak bazı zamanlarda eğer Internet olmayan bir yerdeysem (bilerek Internet çektirmediğim yazlığım gibi) o zaman ilginç bir şeyler var mı acaba diye bakarım. Bazen de evde ses olsun istediğim durumlarda televizyon açık kalır. Burada tabi açtığınız kanal önemlidir çünkü rastgele bir kanal açarsanız ister istemez kulağınıza ve zihninize bir ton negatiflik doldurabilirsiniz çünkü bilinçaltı esas olarak bilinçli izlemediğiniz mesajlardan etkilenir. Mesela bir reklam filmini on kere izleseniz bilinçaltınızı çok etkilemeyebilir ama aynı reklam filmini uyuklayan gözlerle dalgın bir şekilde izlerseniz oradaki mesajların bilinçaltınıza girmesi olasıdır. Bu sebeple sadece ses için açtığınız kanallara dikkat edin.

Bu tür durumlarda genelde müzik kanallarını, Japon Devlet Televizyonu NHK kanalını (çok kaliteli ve şiddet içermeyen bir politikası vardır) ve son zamanlara kadar da Acunun TV 8 kanalını tercih ediyordum.

Acun Ilıcalı akıllı bir adam ve TV8 ilk kurulduğu ve yayına geçtiği zamandan itibaren bilinçli bir şekilde kanalından negatif ve moral bozucu her şeyi uzak tutmuştu. Kanalda genelde eğlence programları dönmekteydi. Ancak son zamanlarda bunu biraz bozdu ve özellikle “Gerçeğin Peşinde”  isimli “cinayet çözme” programıyla olumsuz şeyler yayınlamama kuralının dışına çıktı. Bu programın çok fazla reyting alması üzerine de şimdi diğer kanallarda bu yarışa katıldılar ve ellerinden bırakmak zorunda kaldıkları “Evlilik Programlarının” yerine koyacak ve onlara para kazandıracak bir formata kavuşmuş oldular.

Aslında başta Acun ve diğer programcılar bu programları yapmakta haksız değiller çünkü Televizyon Kanalları birer ticari işletmedir ve insanların dikkatlerini ne kadar kanallarında tutabilirlerse o kadar para kazanırlar. Üstelik bu tip programlarda gerçekten şu ana kadar çözülememiş bazı suçlar aydınlatılabilir ve mağduriyetler giderilebilir. Ama işin gerçeği insanlara iyilik yapmak değil para kazanmaktır.

Suç konulu Realite Televizyon Programları Formatı aslında bir çok şey gibi Amerika’dan gelme. Amerikan televizyonları da bu tür formatları hazırlarken her zaman yaptıkları gibi Algı Yönetimi Uzmanlarından yardım almışlardır .
Peki şimdi size Cinayet Programlarında ne tür Algı Yönetimi teknikleri kullanılıyor biraz bilgi vereyim.

1) ALGI ODAKLAMA TEKNİKLERİ : Televizyon kanallarının temel amacı insanların dikkatini programları üzerine çekerek onların algılarını kendileri üzerine odaklamak ve programın içinde veya arasında konumlandırdıkları reklamları izlemenizi sağlamaktır. Bu sebeple her programda standart Algı Odaklayıcı teknikler kullanılır. Cinayet programlarında bu iş kanlı, garip ve magazin değeri olan cinayet hikayeleriyle yapılır.  Örneğin yol kenarında bir trafik kazası olmuş olsa ve ortalık kanlar içindeki insanlardan geçilmiyorsa bu görüntü ne kadar korkunç olursa olsun diğer arabaların şoförleri ve yolcuları yavaşlayarak bu görüntüye bakmaktan kendilerini alamazlar. İnsan zihni her tür olumsuzluğa odaklanmak üzerine gelişmiştir çünkü vahşi doğada yaşayan ilk insanlar her tür tehlikeyi zamanında anlayıp kendilerini korumak zorundalardı. Bu sebeple her tür negatif görüntü insanların dikkatini ve algısını anında üstünde odaklar. Cinayet programlarında hikayeleştirilen birbirinden kanlı cinayetler de aynı olta etkisini üretir.

2) ADRENALİN HORMONU KULLANIMI : Tehlikeli bir olayla karşı karşıya geldiğiniz zaman beynimiz anında vücudunuzda adrenalin hormonu üretir. Örneğin yolda yürürken aniden tehlikeli bir durumda kalırsanız bedeniniz bu hormonu saniyeler içinde kanınıza karıştırır . Bu hormon sizin enerji seviyenizde geçici olarak büyük bir artış sağlar ve beş duyunuzu keskinleştirir. Böylece önünüze çıkan tehlikeyle mücadele etmek veya kaçabilmek için avantajlı duruma geçerseniz. Bazen büyük tartışmalar ve kavgalar sonrası vücudunuzda titreme ya da mide bulanması hissetmenizin sebebi budur çünkü kanınıza karışan adrenalin eğer harcanmazsa bu tür yan etkiler meydana çıkarır. Düşük dozda adrenalin insanların hoşuna gider ve sanki uyarıcı madde almışçasına onları etkiler, bu sebeple bazı insanlar heyecanlı sporlar yapmaktan hoşlanırlar çünkü adrenalin maddesinin bağımlısı olmuşlardır.

İlginç şekilde heyecanlı bir aksiyon filmi yada cinayet hikayeleri de sizde aynı etkiyi yapar çünkü beyin gördüğü görüntüleri gerçek zannederek adrenalin hormonu salgılar. İşte bu tür cinayet programlarının ilgi görmesinin bir sebebi de insanların dinledikleri ve şahit oldukları kanlı cinayet hikayeleri sayesinde Adrenalin hormonu salgılamasıdır. Algı Yönetimi Uzmanları bunu bildiği için bu tür programlarda seyircinin hep belli bir adrenalin salgılama seviyesinde kalmalarını sağlarlar. Böylece insanlar adrenalin hormonundan zevk almak için bu programların bağımlısı haline gelir.

3) KORKU DUYGUSUNU TETİKLEME : Çoğumuz korkmaktan hoşlanmayız ve hayatımızda korkunç olaylar olmasını istemeyiz ancak korku duygusunun çekici bir tarafı da vardır. İnsanlar “gerçek olmadığını bildikleri” yani filmlerdeki ya da televizyondaki korkunç olayların kendilerinden uzak olduğunu ve bu görüntüleri evlerinin yada sinemanın güvenli ortamında izlediklerini bilirler. Bu kontrollü korku insanlarda bir zevk duygusu üretir. Bu sebeple insanlar korku filmleri izleyip, YouTube üzerinden idam edilen insanların infaz görüntülerine tıklarlar (İŞİD (DAEŞ) bunu iyi bildiği için insanlardaki bu açığı iyi kullanmıştır ve yaptıkları katliamları videoya çekip İnternete koymuşlardır ve yüzbinlerce insan da bunları izlemiştir). Lunaparklardaki Hız Trenlerine sıkı sıkı bağlanıp çığlıklar içinde havalarda uçan insanların aldıkları zevk de buna benzer. Cinayet programlarında en detaylı ayrıntılarıyla anlatılan cinayetler de aynı etkiye sahiptir. Bu sebeple bu programlar “korkuyla” izlenir.

4) SANAL ETKİLEŞİM ALGISI: Cinayet programlarında kullanılan Algı Yönetimi Tekniklerinden bir tanesi de Sanal Etkileşim Algısıdır. Bu şu demektir. İnsanların ezici çoğunluğu basit, sıradan ve sıkıcı hayatlar yaşar. Önemli bir şeylerin parçası olmak her insanın içindeki büyük tutkulardan biridir. Örneğin tuttuğu takımın maçını ufak bir mahalle kahvesinde izleyen insanlar takımlarının her golünde sahadaki oyunculardan bile fazla sevinirler çünkü böylece kendilerini milyon dolarlık oyuncularla bir tutarak o renkli mücadelede bir payları olduğunu sanırlar. Bu öyle bir illüzyondur ki bazen televizyon başındaki futbol izleyicisi yaptığı her hangi bir hareketin kendisinden kilometrelerce ötedeki bir stadyumda oynanan maçta atılacak penaltıya etkisi olduğunu düşünür. Birçok futbol taraftarı böyle acayip totemler geliştirmiştir. Örneğin mutfağa çay almaya gittiği zaman takımının gol attığını düşünen insanlar vardır. Bu tamamen kendini özdeşleştirme güdüsüdür ve Sanal bir etkileşimdir. Aynı şekilde Cinayet Programlarını izleyen insanlar da kendilerini polis dedektifi veya savcının yerine koyarak cinayeti kendisinin çözebileceğini düşünür ve ciddi ciddi deliller üzerinde ailesiyle veya arkadaşlarıyla tartışır. Böylece sanal olarak oradaki olaylarla bir ilişkisi olduğunu zanneder. Polisiye roman ve filmleri izlettirende aynı güdüdür. İnsanlara kendilerinden daha önemli bir olayın parçası olduklarını düşündürtebilirseniz onları çok kolay yönlendirebilirsiniz. Siyasi Propaganda da bu çok kullanılır. “Beraber yürüdük biz bu yollarda ve beraber ıslandık yağan yağmurda” şarkısının siyasi bir parti tarafından kullanılması tam anlamıyla Sanal Etkileşim tekniği kullanılan müthiş akıllıca bir tekniktir. Böylece sandığa gidip oy vermekten başka hiçbir şey yapmamış bir parti taraftarı kendini çok kutsal bir dava için zorluklar çekmiş “önemli” bir insan gibi görecektir.

Toparlarsak Televizyon ve Televizyon Programları Algı Yönetiminin son derece etkin kullanıldığı bir alandır. Uygun teknikler kullanılarak yapılacak bir televizyon programıyla milyonlarca insanın dikkatini çekmeniz, kendinizi izletmeniz ve müthiş reklam gelirleri kazanmanız mümkündür.

Türkiye’nin ilerde oluşturulacak bir Milli Algı Yönetimi (MAS) stratejisi ve buna bağlı direkt başkana bağlı görev yapacak bir Milli Algı Teşkilatı’nın en önem vermesi gereken konulardan bir tanesi de televizyon yayıncılığıdır. Bugün Televizyon yayınlarını denetlediği söylenen RTÜK bünyesinde tek bir Algı Yönetimi danışmanı olmadığı için bu konularda hiçbir kontrol yapılamamaktadır çünkü buradaki insanlar Algı Yönetimini bilmediği için nereye bakacaklarını da bilemezler. Televizyonculuk sektörü bir ülkede kesinlikle başıboş bırakılmaması gereken bir alandır çünkü televizyon sayesinde bir millete çok büyük faydalar sağlayabileceğiniz gibi çok büyük zararlarda verebilirsiniz.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru

Algı Yönetimi Uzmanı – Eğitmen – Koç (ACC)
Resmi Sitesi : www.serdarkuru.com
Tüm Yazıları : https://serdarkuru.blogspot.com.tr/
E-Posta adresi : serdarkuru1975@hotmail.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALGI YÖNETİMİ ALTINDASINIZ.

Sevgili dostlar,

1) Bugünkü tüketim çılgınlığı ve doymak bilmez “satın alma isteklerimiz bundan yüz sene önce “halkla ilişkilerin babası” olarak bilinen Edward Bernays tarafından ortaya konulan Algı Yönetimi teknikleriyle başlatılmıştır. Bernays modern psikolojinin kurucusu Sigmund Freud’un yeğeniydi ve amcasının özellikle insan bilinçaltı ve zihinsel mekanizmaları üzerine yaptığı çalışmalardan faydalanarak Algı Yönetiminin kurallarını ortaya çıkardı ve bugün “modern tüketici” denilen insanın ilk harcını kardı.

2) Bernaysın iş ortağı Paul Mazur yaptıkları işi çok güzel özetlemiştir ve demiştir ki “İnsanlar ellerindeki mallar ve ürünler eskimeden yenilerini satın almaya ihtiyaç duymalıdırlar. Yeni bir zihinsel yapı kurmamız lazım ve insanların istekleri onların gerçek ihtiyaçlarından daha fazla olmalıdır” Bernays ve Mazurun 1920’li yıllarda yaptıkları çalışmalar sayesinde bugün tüm dünyadaki insanlar sürekli “yenisine ihtiyaç duymaktadırlar”.  Bir otomobili birkaç sene kullanıp üzerin…

MUTLU OLMAK İÇİN VAZGEÇMEN GEREKEN 15 ŞEY.

Sevgili Dostum,
Roma İmparatorlarından aynı zamanda Stoacı bir filozof da olan Marcus Aurelius yüzlerce yıl önce "Hayatınızdaki mutluluk düşüncelerinizin kalitesine bağlıdır" tespitinde bulunmuştur. 
Mutlu olmak için neler yapman gerektiği konusunda bir çok kitap ve yazı bulabilirsin ancak ben bu yazıda mutlu olmak için yapmaman ve vazgeçmen gereken şeyler üzerinde durmak istiyorum.
Bu yazıyı dikkatlice okur ve burada vazgeçmeni istediğim şeylerden en azından bir kaç tanesini hayatından çıkarmayı becerebilirsen yaşam hakkındaki olumsuz algın değişerek daha olumlu ve mutlu bir yaşamın kapısını arayabilirsin. 
Bunları yapamam dersen en azından bir kaç kere üst üste okumanı istiyorum. Buna da üşenirim diyorsan en azından bu yazıyı arkadaşlarına paylaş çünkü bu basit hareketinin bile kimin hayatını değiştireceğini  bilemezsin. Bunu da yapamam diyorsan sana söylenecek pek bir şey yok.
Hadi başlayalım bakalım yapmaman ve hayatından çıkarman gereken şeylere.
1) Her zaman haklı olm…

PSİKOLOJİK İKNA TAKTİKLERİ VE ALGI YÖNETİMİ.

PSİKOLOJİK İKNA TAKTİKLERİ VE ALGI YÖNETİMİ.
İkna nedir diye düşündüğünüz zaman herkesin aklına farklı şeyler gelir. Kimi insan için ikna demek her gün gördüğü reklamlar kimisi içinde iş yerinde sorumluluğu altındaki personelini ikna etmek için kullandığı taktiklerdir. 
İkna herkesin hayatında farklı bir yere sahiptir ve her insan için farklı bir anlama gelebilir ancak şu bir gerçektir ki ikna dediğimiz unsur hepimizin günlük hayatında son derece önemli bir faktördür. Siyaset, hukuk, medya, haberler ve reklamcılık gibi bir çok alan tamamen ikna psikolojisinin alanına girer. 
İş yaşamı dediğimiz şey de esasında ikna etmek veya ikna edilmek üzerine kurulmuş bir yapıdır.
Tüm bu alanlarda diğer insanları ikna etmenin gereklerini yerinde uygulayanlar başarılı olurken bunu önemsemeyenler başarısız olur.
İnsanların bir kısmı ikna taktiklerine karşı bağışıklıkları olduğunu zanneder ve bu “doğal yetenekleri” sayesinde kendilerini her tür “ikna girişimine” karşı koruyabileceklerine veya her durumda…