Ana içeriğe atla

ALGILAR SİZİ NASIL KANDIRIYOR ?



Sevgili Dostlar,

Algı Yönetiminde kullandığımız ve insanlara eğitimlerimizde öğrettiğimiz psikolojik prensiplerin temelinde insan algılarının yanıltıcı özelliklerinin kullanılması yatar. Her insanın zihni dışardan kapalı bir kasaya benzer ancak eğer elinizde doğru anahtarlar varsa (8 Algı Yönetimi Psikolojik Prensibi) çoğu insanın zihnini açıp içeriye istediğiniz şeyleri koyabilme ve onları istediğiniz eylemlere yönlendirebilme imkanınız vardır. İster işinizde bir ürün veya hizmet satıyor olun isterse de başka insanları ikna etmek isteyin hepsinde bu prensipler ve insan algılarının zayıflıkları kullanılır. Tabi medya ve siyasi propagandanın da temelinde aynı prensipler yatar. Şimdi sizlere Algı Yönetiminde kullanılan Algı zayıflıklarından birkaç örnek vereceğim.

1) Şu an etrafınıza baktığınız zaman gördüğünüz görüntüler aslında eski görüntülerdir çünkü beyninizin duyularınızdan aldığı sinyalleri görüntüye, sese veya dokunma hissine çevirip size bir resim sunması için belli bir zaman lazımdır. Bu gecikme 100 milisaniye kadardır. Yani televizyonda izlediğiniz bir görüntüyü veya çevrenizde olan bitenleri hep 100 milisaniye gecikmeli görüyorsunuz. Bu da özellikle gözlerinizin önünden geçirilen çok hızlı görüntüleri beyninizin algılamakta gecikeceği anlamına gelir. Yani bir dizi izliyorum sanarken görüntüler arasına 100 milisaniyeden çok daha az zaman aralıklarıyla eklenen görüntüleri gözleriniz görse bile şuurlu beyniniz algılamaz ve onları bilinçaltına atar. Teorik olarak mesela bir komedi dizisinin arasına on binlerce “ seçimlerde bir partinin logosuna mühür basan bir el resmi” yerleştirilirse bir saat boyunca bu resim sürekli bilinçaltınıza işlenir ve siz garip bir şekilde o partiye “sempati” duymaya başlayabilirsiniz. Bu yapılıyor demiyorum ama yapılabilir. Bu şekilde her tür mesajı bilinçaltına yerleştirmek mümkündür. Hele çok hızlı ekran görüntüleri olan oyunlarda bunu yapmak çok daha kolaydır.

2) Tehlike ve korku unsurları içeren durumlarda beyniniz alarm durumuna geçerek başka bir kayıt ve hafıza bölümünü aktif hale getirir. Örneğin bir kaza geçirdiğiniz veya aniden tehlikeli bir durumla karşılaştığınız zaman o olayı daha yavaşlamış gibi algılarsınız. Bu konuyu anlamak için bilim insanları “Bungee Jumping” yapan insanlara bir kısım alıcılar taktı ve onları yüksek bir yerden aşağı atlattılar. Ortaya çıkan sonuç aslında beynin yüksek heyecanlı bir durumda da olayı aynı hızda algıladığı ancak tüm duyular netlik seviyesini arttırdığı için olayı yavaşlatılmış gibi algıladığımız oldu. Yani normalden daha iyi görür ve normalden daha fazla duyarsınız. Algı Yönetiminde bu özellik Aksiyon, Heyecan, Korku üreten filmler ve oyunlarda kullanılır. Korkunç görüntüler içeren haber videoları da aynı etkiyi yaratır. Olağanüstü durumlarda beyninizin algılama seviyesi arttığı için size verilebilecek mesajları almaya çok daha yatkın olursunuz. Korku ve heyecan duygusu üreten film ve maç gibi yayınların arasında verilen reklamların çok daha etkili olmasının sebebi budur. Aynı şekilde filmin ve dizinin içinde de aynı mesajlar verilebilir. Örneğin dizide sevdiğiniz bir karakter bir anda ateşlenen bir tabancayla vurulup kanlar içinde yere düştüğü anda bu görüntülerin içine sıkıştırılacak bir mesajı beyniniz yıllarca susuzluktan kurumuş bir toprağın üzerine düşen yağmuru emmesi gibi çeker. Çünkü algılarınız normalden fazla çalışmaktadır bu da size verilen mesajın alınmasını çok kolaylaştırır.

3) İnsan kulağı 20 ila 20.000 Hertz arası tüm sesleri algılayabilir ancak beyniniz size tüm bu sesleri sunmaz filtreden geçirir. İnsan sesi 500 ile 3.000 Hertz aralığındadır. Bu şu demek eğer 500 Hertzden aşağı bir konuşma size yapılırsa onu algılayamazsınız ama duyarsınız. Böyle bir konuşma direkt olarak bilinçaltınıza gönderilir. Yani içinde oturduğunuz bir odada veya televizyondan izlediğiniz bir filmin içinde 500 Hertz ’den aşağı frekansta bir konuşma varsa o konuşmada size söylenen her şeyi bilinçaltınız çeker. Teorik olarak bir insana kısa cümleleri (Para Harcamak İyidir) veya (Kredi Çekmen Lazım) şeklinde aktarabilmek teknik olarak mümkündür. Bu yapılıyor demiyorum ama yapılabilir.

4) Beyin şablonlarla düşünür ve bir konu ya da insan hakkında önceden edindiği bilgiler sonradan edindiği bilgileri etkiler. Bu aynen bilgisayarda belli bir konu hakkında yeni bir klasör açtıktan sonra o konuyla alakalı her şeyi o klasöre atmanıza benzer. Beyinde de benzer bir sistem vardır ve görüp öğrendiğiniz her şey alakalı klasörlerle işlenir. Yaşam hızlı olduğu için beyniniz bir konu hakkında fikir oluşturmak istediğiniz zaman ilgili klasörlere bakar ama o klasörlerin içini açıp size dökmez sadece klasörün üstündeki genel ismi size söyler. Mesela hayatınızda ilk defa çiğ köfte yediniz ve tadı çok hoşunuza gitti o anda çiğ köfteden aldığınız bu ilk duygular ve keyifler hatta onu yediğiniz ortamdaki arkadaşlarından aldığınız haz bile aynı klasöre işlenir. Artık size “çiğ köfte” dendiği zaman beyniniz size “ Sevilen, haz duyulan ve iyi bir şey” sinyalleri gönderecektir. Bu aşamadan sonra çok kötü tadı olan bir çiğ köfte bile yeseniz bu ilk oluşturduğunuz yargı kolay kolay değişmez. Beyninizin bu özelliği Algı Yönetiminde pek çok şekilde kullanılır.

Mesela hayali bir senaryo olarak örnek vereyim de daha iyi anlaşılsın.

Daha önceden hiç tanınmayan son derece iyi giyimli, yakışıklı ve eğitimli bir konuşmaya sahip oldukça karizmatik bir adam aniden televizyonlarda ve gazetelerde görünmeye başlar. Kendisi Amerika’da yaşadığı uzun yıllar boyunca büyük üniversitelerde seçim tahminleri üzerine çalıştığını ve matematiksel olarak her seçimin sonucunu kesine yakın bir şekilde tahmin edebildiğini iddia etmektedir. Bu kişiyi her hafta televizyonların tartışma programlarında, büyük gazetelerin röportajlarında, köşe yazarlarının yazılarında ve Sosyal Medya üzerinde paylaşılan videolarda görmeye başlarsınız.

Çok karizmatik, bilge bir imaj vermektedir ve tam anlamıyla tarafsız bir görüntü çizmektedir. Kendisine 2019 senesindeki başkanlık seçimleriyle alakalı görüşleri sorulduğu zamanda hep tarafsız, ortadan konuşmakta ve şu anda elinde yeterli veri olmadığı için tahminde bulunamayacağını söylemektedir.

İki yıl boyunca bu adamı sürekli gören milyonlarca insanın beyninde ve algısında bu kişi “Seçimlerin Sonucunu Bilebilen” adam olarak yerleşir. Tabi daha önce neleri bildiği konusu gizemlidir hep Amerika’da çalışmıştır ve kimsenin de oturup gerçekten doğru mu diye araştıracak vakti yoktur. Birkaç çatlak ses çıksa da onların medyada görünme imkânı olmadığından etkili olmazlar.

Hatta bu adamın asaletiyle ünlü bir bayan şarkıcının erkek arkadaşı olduğu da magazin haberlerinde çıkmaya başlar ve insanların kafasında o şarkıcıya duydukları hayranlık ve asalet imajı da bizim tahminci bilim adamının imajına eklenir.
Artık milyonlarca insanın beyin klasöründe bu adam “bilimsel” “tarafsız” “sözlerinin dinlenmesi gereken” ve “asil” gibi sıfatlarla kaydolmuştur.

Sonra seçimlerin yapılmasına bir hafta kalan bu adam bir anda tüm televizyonlar ve gazetelere çıkarak “İki yıldır yaptığım araştırmalar ve özel formüllerim sayesinde Başkanlık seçimini kazanacak kişiyi açıklıyorum. Bu Kişi X kişisidir der”

Sandığa gidilmesine bir hafta kala milyonlarca insanın beynine “güvenilir” ve “seçimlerin sonucunu bilen” kişi olarak kazınan bu adamın sözleri atom bombası etkisi üretir. Zaten X kişisine oy vereceklerin güvenleri artar ve etraflarına daha hırslı bir şekilde X adayını övmeye başlarlar.  Y ve Z adaylarına oy vereceklerin moralleri bozulur ve güvenleri sarsılır ama en önemlisi daha kararını vermemiş kararsızlar (ki her seçimin sonuçlarını bu kararsızların oyları belirler) “madem bu adam X adayı kazanacak diyor bizde ona verelim bari oyumuz boşa gitmesin” derler. (Sürü Psikolojisi).

Ve seçimlere gidilir. Sonuç tahmin ettiğiniz gibi olacaktır.

Aslında bu adamın ortaya çıkartılması ve kişiliğinin her ayrıntısı Algı Yönetimi Uzmanları tarafından özel olarak dizayn edilmiştir. Tek kullanım içindir ve seçimlerden sonra ortadan kaybolur. İşte beynin ve algılarımızın şablon klasörlerle çalışması ve sürü psikolojisi bu şekilde kullanılır. Yapılıyor demiyorum ama yapılabilir diyorum.

Kısacası insan beyni ve algıları yönlendirilmeye son derece açıktır. Bu sebeple Algı Yönetimi çağımızın bilimidir ve en kuvvetli silahtır. Algı Yönetimine gereken önemi vermeniz lazımdır diye insanlara anlatmaktan da bu sebeple dilimizde tüy bitmiştir.

Milli Algı Stratejimizin (MAS) olması ve buna bağlı olarak bir müsteşarlığın kurulması şarttır. Yoksa biraz önce çok basitçe örneğini verdiğim operasyonların yüz kat detaylısını ve tehlikelisini yersiniz ve sonra da dönüp bize ne oldu dersiniz.


Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
Algı Yönetimi Uzmanı – Eğitmen – Koç (ACC)
Resmi Sitesi : http://www.serdarkuru.com/
Tüm Yazıları : https://serdarkuru.blogspot.com.tr/
E-Posta adresi : serdarkuru1975@hotmail.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALGI YÖNETİMİ ALTINDASINIZ.

Sevgili dostlar,

1) Bugünkü tüketim çılgınlığı ve doymak bilmez “satın alma isteklerimiz bundan yüz sene önce “halkla ilişkilerin babası” olarak bilinen Edward Bernays tarafından ortaya konulan Algı Yönetimi teknikleriyle başlatılmıştır. Bernays modern psikolojinin kurucusu Sigmund Freud’un yeğeniydi ve amcasının özellikle insan bilinçaltı ve zihinsel mekanizmaları üzerine yaptığı çalışmalardan faydalanarak Algı Yönetiminin kurallarını ortaya çıkardı ve bugün “modern tüketici” denilen insanın ilk harcını kardı.

2) Bernaysın iş ortağı Paul Mazur yaptıkları işi çok güzel özetlemiştir ve demiştir ki “İnsanlar ellerindeki mallar ve ürünler eskimeden yenilerini satın almaya ihtiyaç duymalıdırlar. Yeni bir zihinsel yapı kurmamız lazım ve insanların istekleri onların gerçek ihtiyaçlarından daha fazla olmalıdır” Bernays ve Mazurun 1920’li yıllarda yaptıkları çalışmalar sayesinde bugün tüm dünyadaki insanlar sürekli “yenisine ihtiyaç duymaktadırlar”.  Bir otomobili birkaç sene kullanıp üzerin…

MUTLU OLMAK İÇİN VAZGEÇMEN GEREKEN 15 ŞEY.

Sevgili Dostum,
Roma İmparatorlarından aynı zamanda Stoacı bir filozof da olan Marcus Aurelius yüzlerce yıl önce "Hayatınızdaki mutluluk düşüncelerinizin kalitesine bağlıdır" tespitinde bulunmuştur. 
Mutlu olmak için neler yapman gerektiği konusunda bir çok kitap ve yazı bulabilirsin ancak ben bu yazıda mutlu olmak için yapmaman ve vazgeçmen gereken şeyler üzerinde durmak istiyorum.
Bu yazıyı dikkatlice okur ve burada vazgeçmeni istediğim şeylerden en azından bir kaç tanesini hayatından çıkarmayı becerebilirsen yaşam hakkındaki olumsuz algın değişerek daha olumlu ve mutlu bir yaşamın kapısını arayabilirsin. 
Bunları yapamam dersen en azından bir kaç kere üst üste okumanı istiyorum. Buna da üşenirim diyorsan en azından bu yazıyı arkadaşlarına paylaş çünkü bu basit hareketinin bile kimin hayatını değiştireceğini  bilemezsin. Bunu da yapamam diyorsan sana söylenecek pek bir şey yok.
Hadi başlayalım bakalım yapmaman ve hayatından çıkarman gereken şeylere.
1) Her zaman haklı olm…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…