Ana içeriğe atla

ENFEKSİYON OPERASYONU




ENFEKSİYON OPERASYONU.

Sevgili dostlar,

Şu aralar Coronavirüsle hop oturuyoruz, Çinlilerin afiyetle yarasa yeme görüntüleriyle hop kalkıyoruz.

Üstüne üstlük ameliyat maskesiyle gezen insan sayısında da ciddi bir artış var.
(Gazetelerin,ameliyat maskesiyle gezen ünlüler türünden haberleri de oldukça yardımcı oluyor tabi).

Bir de ilginç şekilde bu virüsün Amerika tarafından Çini sıkıştırmak için üretilen bir biyolojik silah olduğu iddiaları da Internet ortamında gezinmeye başladı. (İlginç şekilde iddiaların ilk çıkış siteleri de hep Rus kökenli haber siteleri)

Şimdi durum böyle olunca benim aklıma nedense Sovyetler Birliğinin forvet oyuncusu KGB'nin 1980'li yıllarda Amerikaya attıkları "Enfeksiyon Operasyonu"  kazığı geldi durup dururken.

(Merak edenler Google hazretlerinden Operation Infektion diye araştırabilir)

Şimdi eski tozlu dosyaları açmaya gerek var mı bilemem ama işte eğlenmek istiyorsanız okuyun derim.

(2001-2007 arası hep böyle eğlenceli operasyonları bir çok yerde yazıp çizerdim,canım çekti biraz eski şarkılardan çalmak)

Gelelim neymiş bu Enfeksiyon Operasyonu olayı.

KGB Hindistanda  "Patriot" yani "Yurtsever" isimli bir gazete kurmuştu.

Buradan basıyorlardı Komünist propagandasını dönemin Hintli yurttaşlarına.

(Soğuk Savaşın şirin dönemlerinde CIA ve KGB'nin farklı ülkelerde kurdurdukları ve paralarını verdikleri böyle tonla dezinformasyon amaçlı yayın organı bulunurdu. Türkiye'de de var mıydı ben bilmem büyüklerimiz bilir)

İşte bu gazete 1983 yılında kendilerine ismini gizli tuttukları çok önemli bir Amerikan bilim adamından mektup geldiğini ve bu mektupta korkunç iddialar olduğu haberini yaptı.

Bu ismi cismi bilinmeyen Amerikalı bilim adamı mektubunda, o dönemler ismi yeni duyulmuş olan ve herkesin "ulan bize de bulaşmasın" diye korktuğu HIV/AIDS virüsünün Amerikan ordusunun Fort Detrick garnizonunda biyolojik silah üretmeye çalışan Biyolojik Savaş birimleri tarafından üretildiği iddiasında bulunuyordu.

Buna göre virüs bilinçli olarak yayılıyor ve Amerikan ordusu aslında farklı ülkelerde deney yapıyordu.

İddiaya göre Pakistan üzerinden virüsün Hindistan'a bulaştırılacağı söylenmişti.

Şimdi bu kampanyanın amacı belliydi. Hindistan vatandaşlarına "Amerika hepinize AIDS virüsü bulaştırıp öldürecek, gelin Sovyet amcanızın yumuşak kızıl kollarına da sizi koruyalım" teması açıktı.

Bu kampanya Hindistanlılar üzerinde kısmen başarılı olunca KGB hedefi büyüttü.

"Yahu bu ne güzel fikirmiş hazır herkes korkarken bu dezinformasyonun çapını büyütüp Uluslararası hale getirelim" dediler.

7 Eylül1985 senesinde KGB zamanın Bulgar istihbaratına bir yazı yazdı ve "bakın biz Hindistanda böyle bir şey yaptık Avrupada benzeri bir şeyler yapabilirmiyiz, düşünün" diye kibarca rica etti (yani emretti)

Bir ay sonra ilk atışı yaptılar.

"Literaturnaya Gazeta" isimli başka bir KGB gazetesi koca manşetlerle "AIDS Virüsü Hakkında Amerikan Ordusu Neyi Saklıyor ?" gibisinden haberini patlattı.

Habere göre Amerikan Biyolojik Savaş birimleri yıllardır Afrikaya gidip Batıda bulunamayacak en korkunç ve egzotik virüsleri toplarmış. Daha sonrada bu virüsleri başka virüslerle kokteyl yaparken HIV/AIDS virüsünü icat etmişler. Dünyada görünen AIDS vakaları da virüsün test edilmesiymiş.

Tabi bu lafta haber  Sovyetler Birliğine sempati duyan Güney Amerika ve Avrupadaki "solcu" gazeteler tarafından hemen alıntı haberler yapılarak dünyaya yayılmaya başlandı.

Bu aşamada şu an vefat etmiş Doğu Almanya devletinin herkes tarafından korkulan STASI istihbarat servisi de devreye girerek sahte haberi başta Batı Almanya olmak üzere tüm Avrupa'ya aynı virüs gibi yaymaya başladı.

(Tabi STASI arşivleri buhar olduğu için tam nasıl yaptıklarını bilemiyoruz ama hep şunu düşünürüm, dünya çapında çok büyük kandırma operasyonlarına imza atmış KGB ve STASI'nin elinde bugünkü Internet ve Sosyal Medya imkanları olsaydı kimbilir neler yaparlardı ? Belki de yapıyorlardır kim bilir )

Tabi iş sadece gazete haberlerinde kalsa bunu yutturmak zor olurdu.

İşe bir de bilimsel hava katmak gerekirdi.

Sovyet biyolog bilim adamı Jakob Segal'e hemen "AIDS'in Kökenleri" diye bilimsel görünümlü uydurma bir makale yazdırdılar ve bunu dünyanın önde gelen bilimsel sempozyumlarında sundular.

Segal'in üfürükçü makelesinde AIDS virüsünün doğal olmadığı, büyük ihtimal Amerikalılar tarafından üretildiği, hatta ilk vakaların ortaya çıktığı New York şehrinde Pentagonun araştırma labaratuarlarının olmasının da kendisini iyice kıllandırdığı"görüşleri çok bilimsel diller kullanılarak yazıldı.

Lafta  "bilimsel delillerle" iyice güçlendirilen  "Amerikalılar AIDS hastalığını icat etti" hikayesi 30 dile çevrildi ve 80 ülkede "flaş flaş" yayınlandı.

Internet'in olmadığı seksenli yıllarda bu dağılım iki günde milyonlarca izlenen viral "kedi videoları" gibi büyük bir başarıydı aslında.

Tabi CIA ve Amerikan ordusunun ilgili birimlerinin başındakiler daha ne oluyoruz demeden tüm Amerikalı ve Avrupalı gazetecilerin hücumuna uğradılar hatta kendi yöneticilerinden bile "Ulan siz neler karıştırıyorsunuz oralarda" fırçalarına bile muhatap oldular. Zavallılar dertlerini kendi üstlerine anlatana kadar canları çıktı.

Tabi KGB'nin numaraları bununla da bitmedi.

Bu iddiayı her ülkeye ve kültüre göre ayarladılar.

Örneğin Afrika'da özellikle Kongo'da Batılı sağlık örgütleri bedava kondom dağıtırlardı.

Bu ülkelerde bir kaç AIDS vakası çıkınca KGB hemen "Amerikalılar size üzerine AIDS virüsü bulaştırılmış kondomlar dağıtıyor, sakın ha bu emperyalistlerin bedava dağıttıkları kondomları kullanayım demeyin" dedikodusu başlattı.

Tabi bu dedikodu tüm Afrika da "kahrolsun Amerika" tepkisi doğurdu çünkü çok hassas yerlerinden yakalanmışlardı.

Hatta bazı ülkeler bu iddialara o kadar inandılar ki Amerikan desteğiyle kurulmuş kendi halinde bilimsel araştırma kurumlarını bile kapattılar.

Örneğin Pakistan da bulunan "Pakistan Tıbbi Araştırma Merkezi" Amerikalıların burası üzerinden ülkeye virüs bulaştıracakları iddiaları yüzünden kapısına kilit vurulmak zorunda kaldı.

"Enfeksiyon Operasyonu"  KGB'nin çok düşük bir maliyetle Amerikalıların canını en üst seviyede sıktığı operasyonlardan bir tanesidir.

Üstelik bu işlerde pek racondan değildir ama Soğuk Savaşın bitmesine yakın 1992 senesinde zamanın KGB direktörü Yevgeny Primakov "Evet bu operasyonu biz yaptık" diyerek attıkları golü güzelce üstlendi.

Bu operasyon o kadar etkili oldu ki aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen yakın zamanda Amerikan vatandaşları arasında yapılan geniş bir ankette yüzde elli gibi ezici bir siyahi Amerikan vatandaşın, AIDS virüsünün Amerikan devleti tarafından üretildiğine ve temel amacının zencilerin nüfusunu azaltmak olduğuna inandığı ortaya çıktı.

Şimdi hemen Google abiye "AIDS - CIA" falan yazarsanız Enfeksiyon Operasyonun etkisinin halen devam ettiğini görebilirsiniz.

Yani bu hikayeden alacağımız kıssadan hisse şudur.

Tedavisi bilinmeyen ve tüm dünyayı tehdit eden her tür bulaşıcı hastalık İstihbarat Örgütlerinin çok sevdiği korku ortamını oluşturur ve bu leziz çorbadan içmek isteyen çok olur.

Hele bir de buna bu korkulardan büyük paralar kazanmayı planlayanları da katarsanız Coronavirüs hakkında "ilginç" iddiaları daha uzun süre duymaya devam ederiz.

Neyse bu da böyle acayip bir yazı oldu işte.

Kendinize iyi bakın. Yüzünüzden maskeyi ve kaşığınızdan dut pekmezini de sakın eksik etmeyin.

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru

Zihin Tetikçileri - Algı Yönetimi ve Gerçekler kitabı için.
https://www.kitapyurdu.com/kitap/zihin-tetikcileri-amp-algi-yonetimi-ve-gercekler/525397.html













Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GECELERİ YAPTIKLARIN HAYATINA ŞEKİL VERİR.

GECELERİ YAPTIKLARIN HAYATINA ŞEKİL VERİR.


Sevgili dostlar,

Hepimizin gün içinde türlü türlü işleri ve uğraşları vardır.

Kimimiz okullarda dirsek çürütür, kimimiz işlerinde ter akıtır.
Kimimiz evinde yorucu ev işlerinde,kimimiz bir şantiyede tozun toprağın içinde debelenir.
Kısacası çoğumuzun günü tamamen kendine ait değildir.

Ancak gecelerimiz öyle değil.

Gün içinde ne yaparsak yapalım, güneş batıp ayın beyaz ışıkları kendini gösterdiği ve eller ayaklar sokaklardan çekildiği zaman evimizin rahat ortamına çekiliriz .

(Bu nimetin kıymetini bil çünkü asker koğuşlarında,hastane odalarında,cezaevi ranzalarında ve sokakta geceye merhaba diyenlerde vardır)

Giysilerini çıkarıp,duşunu alıp,güzel bir yemek yedikten sonra artık gecenin belli bir saatinde uyku çağırana kadar tamamen sana ait bir zamanın var. Tabi her şeyde olduğu gibi bunun kıymetini bilirsen.

İşte başarılı insanla, başarısız insanı ayıran saatler tam da bu saatlerdir.

Bu sana verilmiş özel saatleri ne kadar değerini bilerek ku…

KANDIRMAK İÇİN KULLANILAN 5 PSİKOLOJİK NUMARA (2)

KANDIRMAK İÇİN KULLANILAN 5 PSİKOLOJİK NUMARA (2)

Sevgili Dostlar,

Bundan önceki yazımda size kandırmak yani insanları manipüle etmek için kullanılan 5 Psikolojik numaradan bahsetmiş ve sonraki yazımda 5 tane daha anlatacağımı söylemiştim.

İşte şimdi şimdi sözümü tutuyorum. Sahtekarları ifşa etmeye devam edelim.

1) Kişiye Özel Kelimeleri Taklit Etme.

Şimdi her birimiz konuşurken veya yazarken kendimize has kelimeler kullanırız. Kullandığımız bu kelimeler de bizim iç dünyamız ve inanç sistemimiz hakkında ip uçları verir. Kullandığımız bu özel kelimeler karşımızdaki tarafından kullanıldığı zaman da durup dururken ona sempati beslemeye başlarız.

Örneğin siz "maşallah" kelimesini çok seviyorsunuz diyelim. Bir araba almaya gittiniz ve size gösterilen arabayı beğendiğiniz zaman "maşallah çok güzel arabaymış" dediniz. İşte burada boyanmış hurdayı size satmak isteyen satıcı "Maşallah sizde arabadan gerçekten anlıyorsunuz" dediği anda sırf sizinle aynı kelimeyi k…

ALGI YÖNETİMİ VE AKILDA KALICILIK.

Sevgili dostlar,

Algı Yönetimini diğer reklam ve propaganda faaliyetlerinden ayıran en önemli unsur hatırlanabilme oranıdır.

Son derece yüksek bütçeli ve başarılı bir reklam bile hazırlasanız eğer bu reklam gösterildikten sonra kimse tarafından hatırlanmıyorsa tüm çabanız boşa gitmiş demektir.

Her gün mesaja boğulan insanların zihinleri, gün içinde maruz kaldıkları bu mesajları etkili bir şekilde siler.

Gün içinde karşı karşıya kaldığımız yüzlerce reklam ve propaganda mesajını beyinlerimiz filtre edemese çoğumuz bir kaç gün içinde ciddi psikolojik sorunlar yaşamaya başlardık.

Ancak ironik bir şekilde bu beyinsel filtreler reklam ve propaganda için büyük miktarlarda bütçeler harcayan şirket ve kurumların yaşadığı sıkıntıların temel kaynaklarından biridir.

Bir firmanız var ve satışlarınızı arttırmak için büyük bir reklam kampanyası başlattınız diyelim.
Her şeyi doğru yaptınız.
Kaliteli bir ajansla anlaştınız ve olması gereken reklam mesajlarınızı ciddi paralar karşılığında hazırlattını…