Ana içeriğe atla

OFİS YILANLARININ PSİKOLOJİK SİLAHLARI


Psikopati bir hastalıktır ve psikopat dediğimiz rahatsız insanlar sadece hastahane ve cezaevlerinde değil özellikle kurumsal ofislerde de karşınıza çıkarlar. Bir psikopat işyerinde yükselmek ve gücünü arttırmak için belli psikolojik yönlendirme teknikleri kullanır. Şimdi size bunları genel olarak paylaşmak istiyorum. 

Bir Psikopatın işyerinde gücü ele geçirmesi genel olarak 5 aşamada gelişir.

1) GİRİŞ: Bir psikopat üst düzey sempati yaratma yetenekleri ve insanlara kendini sevdirme özellikleri sayesinde kendini organizasyona aldırmayı başarır. Yeni işe alınan bir ofis yılanını hemen tanımanız çok zordur size kendini çok alçakgönüllü, güleryüzlü ve yardımsever olarak gösterecektir.

2) KEŞİF: Psikopat belli bir süre boyunca harekete geçmeyip etrafındaki tüm insanları analiz ederek onları kategorilere ayırır.Bir ofis yılanı için diğer çalışanlar ikiye ayrılır. Resmi gücü olmayan ama psikopat tarafından kolaylıkla yönlendirilip manipüle edilebilecek veya kendisine karşı çıktıkları için yok edilecek "Piyonlar" ile resmi mevkisi olan ve psikopatımızı amacını gerçekleştirene kadar koruyup kollayacak "Koruyucular". Bunlardan bir tanesini de yerine geçeceği yönetici olarak belirler.

3) YÖNLENDİRME (MANİPÜLASYON) : Ofis yılanı gerekli keşfi yapıp kendisini iyice zararsız göstererek sevdirdikten sonra harekete geçer. İşyeri içindeki herkesi kendinden daha zayıf ve beceriksiz kısacası negatif bir imaja sahip olarak gösterecek ve kendisini hep ön planda çok güçlü ve becerikli olarak tanıtacak sahte senaryolar oluşturmaya başlar. Bunu yaparken daha önce tanımladığı piyonları kendi amaçları için kullanırken kendisini olası saldırılardan ve oyununu fark edenlerden korumak için de etkisi altına aldığı koruyucu yöneticileri kullanır.

4) ÇATIŞMA: Psikopat ofis yılanı sürekli çatışma körüklemeye başlar.Farklı fitneler çıkarak tüm rakiplerini birbirine kırdırır ve ofis içinde yalan haberler yaymaya başlar.Tüm bu durumlarda kendisi hep en akıllı ve en becerikli kişi olarak ön plana çıkarken diğerleri çıkan çatışma ve problemlerin içinde kavrulmaya ve güçten düşmeye başlarlar. İşyerinde işler karışmaya başlamıştır

5) YÜKSELME: Tüm bu durumlar içinde psikopatın gücü gittikçe artar ve daha önceden piyon olarak gördüklerini ya yok eder ya da etkisiz hale getirir. Kendisine koruyucu olarak yönlendirdiği üst düzey yöneticiye ise sıra en son gelir.Ofis yılanı tüm piyonları kendi tarafına çekip kendisine karşı çıkanları da etkisiz hale getirdikten sonra en son darbeyi onu o zamana kadar korumuş olan yöneticiye vurur ve onu devirerek yerine geçer. Tabi bu süreçte kendisini karışıklıkları önleyecek,ofiste başarıyı arttıracak en becerikli ve yetkin şahıs olarak sunmuştur ve tüm problemleri çıkartan kendisi olmasına rağmen insanlar onu bir kurtarıcı olarak görür.

Bu aşamalar bitip ofis yılanı yeni makamına oturduktan sonra aynı aşamalara tekrar birinciden itibaren artık yeni çevresinde başlar ve gözünü bundan sonra yiyeceği hedefine çevirir.

Gerçek bir psikopata karşı korunma hamlesi normalde pek mümkün değildir ya çok şanslı olmanız yada bu konularda belli eğitimler almanız gerekir. Eğer bu konuda iyi bir eğitim alabilirseniz ofis yılanının yaptığı psikolojik hamleleri önceden sezip buna karşı psikolojik hamle geliştirebilirsiniz. Ancak bu konularda tecrübe ve bilginiz yoksa aç bir ofis yılanı için lezzetli bir yem olmaktan başka pek seçeneğiniz yoktur.

Not: Bu konularda geniş bilgileri "Manipülasyondan Korunma Teknikleri" Eğitimimde vermekteyim.
www.serdarkuru.com/algiyonetimi.html

Sevgilerimle
Aydın Serdar Kuru
www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ HAYATIMIZA NASIL SOKULDU ?

  Sevgili dostlar, Yaz bitmek üzere. Yaz demek de güneş gözlüğü demek. Ama eskiden sadece gözlerimizi güneşten korusun diye taktığımız şu basit gözlükler, zaman içinde milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüştü. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki güneş gözlüğü artık yaz kış dinlemeden kullanılan bir aksesuar oldu. Geçen gün otobüste gidiyorum. Neredeyse benim dışımda herkes güneş gözlüğü takmıştı. Bir anda kendimi binlerce kara merceğin altında incelenen ufak bir kurbağa gibi hissettim. Bir de bunların kötü tarafı şu: Karşındaki insanın nereye baktığını da anlayamıyorsun. Dolayısıyla hepsi sana bakıyormuş gibi geliyor. Peki bu iş nasıl başladı? Şimdi ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak konuya bir bakalım. **1) Üretim devrimi: Lüksü ucuzlatmak** 1929 senesine kadar güneş gözlüğü denen mesele daha çok zenginlerin ulaşabildiği bir şeydi. Çerçeveler fildişi, kaplumbağa kabuğu ve elle işlenmiş metaller gibi pahalı malzemelerden yapılıyordu. Yani öyle herkesin gidip alacağı bir şey değil...

TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ

  TELEFONUNU SIK DEĞİŞTİRMEYEN İNSANLARIN PSİKOLOJİSİ sevgili dostlar, geçenlerde düşündüm. bazı insanlar vardır, telefon firması daha yeni modelin tanıtım videosunu yayınlarken kredi kartını çıkarmaya başlar. kamera artık geceleri ayın üzerindeki kraterleri de çekiyormuş. işlemci yüzde 14 daha hızlıymış. telefonun köşeleri geçen senekinden 0,7 milimetre daha yuvarlakmış. arkadaşımız hemen heyecanlanır: “abi bu başka olmuş.” bir başka insanın elinde ise dört senelik telefon vardır. ekranında ufak bir çizik. pil eskisi kadar iyi değil. kamerası yeni modeller kadar şahane değil. sorarsınız: “telefonu değiştirmeyi düşünmüyor musun?” cevap: “niye değiştireyim? çalışıyor.” işte bu “çalışıyor” kelimesi benim ilgimi çekti. çünkü mesele her zaman para değil. parası olduğu halde telefonunu yıllarca kullanan insanlar da var. ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak biraz araştırdım. meğer telefonunu sık değiştirmeyen insanların davranışının arkasında oldukça ilginç psikolojik sebepler olabiliyo...