Ana içeriğe atla

GİYİM VE ALGI YÖNETİMİ

Algı Yönetimi uygulamalarının en çok kullanıldığı ve Algılarımızın satın alma kararlarımızda en etkin olduğu sektörlerden biriside Giyim ve Kıyafet sektörüdür.

Üzerimize giydiklerimiz konusunda algılarımızın ne kadar önemli olduğuna dair bir kaç örnek paylaşmak istiyorum.

1) 19.Yüzyıla kadar çocuklar için ayrı bir giyim sektörü ve çocuk modası diye bir kavram yoktu. O dönemlerin çocukları büyüklerin giydikleri kıyafetlerin ufaltılmış kopyalarını giyer ve ortalarda ufaltılmış yetişkinler gibi minik takım elbiseler ve minik gece kıyafetleriyle gezerlerdi. Çocuklar için özel olarak elbiselerin dizayn edilmesi fikri son yüzyılda başladı ve üretici firmaların uygun algı yönetimi uygulamalarıyla insanlara kabul ettirilerek günümüzün anne babaların en çok para harcadığı çocuk kıyafetleri sektörü doğdu. Doğru bir Algı Yönetimi planlamasıyla daha önce ihtiyaç duyulduğu bile hissedilemeyen bambaşka bir moda sektörü oluşturabilirsiniz. Önemli olan nerelere dokunacağınızı bilmeniz.

2) Özellikle Avrupa'da etek boyunun kısalması ve o döneme kadar bu konuda oldukça muhafazakar bir tutum alan insanlar tarafından kabul edilebilir hale gelip tüm dünyaya yayılmasının arkasındaki ana etkenlerden biri İkinci Dünya savaşı yıllarında özellikle İngiltere'de uygulanan kumaş kullanımı kısıtlamasıdır. O zamana kadar çok uzun ve bol etekler giyen bayanlar ortada kullanacak kumaş kalmayınca eteklerini daha da kısa diktirmek zorunda kalmışlar ve bu giderek kısa etek kavramının daha görülebilir ve kabul edilebilir olmasına doğru gitmiştir. Ekonomik zorluklar ve kıtlıklar kıyafet konusundaki algının değişmesine sebep olabilir. Bu değişen algıların daha sonra bir modaya dönüştürülmesi özel olarak yapılan başka algı yönetimi çalışmasıdır.

3) İngiltere kraliçesi Viktorya 1840 senesinde evlenmiş ve düğününde bembeyaz bir gelinlik giymişti. O döneme kadar düğünlerde gelinler zamanın moda renkleri neyse onu giyer ve "beyaz gelinlik" gibisinden bir kavramları bulunmazdı. Beyaz renk kıyafetin genelde yas tutma kıyafeti olarak algılandığı İngilterede kraliçe Viktoryanın bu radikal hareketinden sonra kraliçelerini takip eden başta üst sınıflar düğünlerinde beyaz gelinlikler giymeye başlamışlar ve günümüze kadar gelen beyaz gelinlik algısını yaratmışlardır. Bir toplumun yönetici sınıflarının giyim şekli o toplumun moda ve kıyafet algısını da değiştirir. Belli modaları ve giyim şekillerini o toplumda kabul görmüş kişiler üzerinden topluma kabul ettirmek mümkündür. Hitap ettiğiniz müşteri segmentinin gözünde büyüttüğü bir takım şöhretler üzerinden yapacağınız bir kampanyayla en olmayacak giyim stillerini bile insanlara kabul ettirebilirsiniz. Burada önemli olan algı yönetimi kampanyanızı nasıl dizayn edeceğinizdir.

4) 1700'lü yıllarda topuklu ayakkabı erkekler ve bayanlar tarafından ortak olarak giyilirdi. Hatta bir dönem erkekler için üretilen şık topuklu ayakkabı ve çizmeler bayanlarınkinden daha gösterişli hale gelmişti. İlginç olan erkeklerin topuklu ayakkabı giymesinin çok basit bir sebebi olmasıydı şöyle ki erkekler at sürerken ayakkabılarının topuklarını üzengiye takıyorlar ve böylece eğer üzerinde daha dengeli durabiliyorlardı. Zaman içersinde erkeklerin topuklu ayakkabı giyme modası daha modern eğerlerin çıkmasından ve at kullanımının giderek azalmasından sonra kayboldu. Yaşam içinde kullandığımız teknoloji ve araçlar kıyafet şekillerini ve moda algısını değiştirebilir. Üzerleri kolay kirlenip yırtılmasın diye sert kumaştan imal edilen pantalonlar giyen işçilerin giydiği "kot pantalonları" bir moda haline getirmek gene akıllı algı yönetimi çalışmalarının sonucudur. Doğru algı yönetimi çalışmasıyla bir işçi tulumunu bile son derece moda bir marka haline getirebilirsiniz.

5) Napolyon zamanında Fransız ordusunun askerlerinin üniformalarının tüm kol kısımlarını kaplayan parlak düğmelerin ilk çıkış sebebi son derece pratiktir. Napolyonun en nefret ettiği olay askerlerin sürekli burunlarını elbiselerinin kollarıyla silmeleri ve üniformaların kol kısımlarında sürekli "sümük izleri" bulunmasıydı. Fransız üniforma üreticileri bunu engellemek için kollara düğme dikmeyi düşündüler. Ne kadar başarılı oldukları bilinmez ama bu düğmelerin zamanla üniformaların süslü parçaları haline dönüştüğü biliniyor. Son derece başka sebeplerle ortaya konulan kıyafet stillerinin zamanla modaya dönüşmesi de gene insanların algılarının değişmesiyle ilgili bir olaydır.

6) Pembe rengin bayan kıyafetleri ve modasıyla ilişkilendirilmesi kapsamlı Algı Yönetimi ve pazarlama operasyonları sonucudur. Bu operasyonda en büyük payda yıllarca ürettiği çizgi film ve sinema filmlerinde bayanları sürekli pembelere bürünmüş prenses kızlar olarak resmeden Walt Disney firması ve pembe ağırlıklı kostümlerle donanmış bebekleri kız çocuklarının hayallerini süsleyen Barbie bebeklerdir. Sizin için kıyafetlerinizde hangi rengin iyi hangi rengin kötü olacağını da gene algılarınızla oynayan profesyoneller belirler.

Kısacası giyim ve kıyafet şekil,moda ve alışkanlıkları insanların algılarıyla birebir ilişkilidir ve bu algıları doğru yönetenler modaları ortaya çıkarır ve halihazırdaki modaları tarihe gömerler.

Not: Hazır giyim,moda ve tekstil benzeri bir sektörde iş yapıyorsanız benim tarafımdan kurumsal şirketler için özel olarak hazırlanan "Algı Yönetimi" eğitimlerini şirketiniz için satın almanızda fayda var. Kimbilir belki de sektördeki yeni moda akımı veya sular seller gibi kapışılan bir ürünü siz üretir veya pazarlarsınız.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

www.serdarkuru.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALGI YÖNETİMİ ALTINDASINIZ.

Sevgili dostlar,

1) Bugünkü tüketim çılgınlığı ve doymak bilmez “satın alma isteklerimiz bundan yüz sene önce “halkla ilişkilerin babası” olarak bilinen Edward Bernays tarafından ortaya konulan Algı Yönetimi teknikleriyle başlatılmıştır. Bernays modern psikolojinin kurucusu Sigmund Freud’un yeğeniydi ve amcasının özellikle insan bilinçaltı ve zihinsel mekanizmaları üzerine yaptığı çalışmalardan faydalanarak Algı Yönetiminin kurallarını ortaya çıkardı ve bugün “modern tüketici” denilen insanın ilk harcını kardı.

2) Bernaysın iş ortağı Paul Mazur yaptıkları işi çok güzel özetlemiştir ve demiştir ki “İnsanlar ellerindeki mallar ve ürünler eskimeden yenilerini satın almaya ihtiyaç duymalıdırlar. Yeni bir zihinsel yapı kurmamız lazım ve insanların istekleri onların gerçek ihtiyaçlarından daha fazla olmalıdır” Bernays ve Mazurun 1920’li yıllarda yaptıkları çalışmalar sayesinde bugün tüm dünyadaki insanlar sürekli “yenisine ihtiyaç duymaktadırlar”.  Bir otomobili birkaç sene kullanıp üzerin…

MUTLU OLMAK İÇİN VAZGEÇMEN GEREKEN 15 ŞEY.

Sevgili Dostum,
Roma İmparatorlarından aynı zamanda Stoacı bir filozof da olan Marcus Aurelius yüzlerce yıl önce "Hayatınızdaki mutluluk düşüncelerinizin kalitesine bağlıdır" tespitinde bulunmuştur. 
Mutlu olmak için neler yapman gerektiği konusunda bir çok kitap ve yazı bulabilirsin ancak ben bu yazıda mutlu olmak için yapmaman ve vazgeçmen gereken şeyler üzerinde durmak istiyorum.
Bu yazıyı dikkatlice okur ve burada vazgeçmeni istediğim şeylerden en azından bir kaç tanesini hayatından çıkarmayı becerebilirsen yaşam hakkındaki olumsuz algın değişerek daha olumlu ve mutlu bir yaşamın kapısını arayabilirsin. 
Bunları yapamam dersen en azından bir kaç kere üst üste okumanı istiyorum. Buna da üşenirim diyorsan en azından bu yazıyı arkadaşlarına paylaş çünkü bu basit hareketinin bile kimin hayatını değiştireceğini  bilemezsin. Bunu da yapamam diyorsan sana söylenecek pek bir şey yok.
Hadi başlayalım bakalım yapmaman ve hayatından çıkarman gereken şeylere.
1) Her zaman haklı olm…

BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ.

Sevgili dostlar,

Amerika’da 1970’ler sonrasında ülkemizde de son yirmi yıldır gözlemlemeye başladığım ilginç bir kişisel gelişim hizmeti insanlara sunulmakta. Bu büyük hizmetin ismine “Bilinçaltı Temizliği” diyorlar.
Google hazretlerinde böyle bir arama yaptığınız zaman hepsi de birbirinden “uzman” arkadaşların bilinçaltınızı temizleyip pırıl pırıl ve mis gibi yapacaklarını iddia eden reklamlarını, sitelerini hatta televizyon programlarını görebilirsiniz (reyting reyting)
Bu hepsi de birbirinden değerli “bilinçaltı temizlik uzmanlarının” farklı farklı sanatları var. Kimi Hindistan gezisinde yüz dolar verip katıldığı ve orada sokaktaki dilencilerin bile yaptığı bir takım meditasyon tavsiyelerinde bulunuyor, kimi hipnoz ve telkinle bilinçaltınızı Domestosla temizlenmiş gibi yaparım diyor, kimisi de ciddi şekilde eski transistörlü radyolardan bozulmuşa benzeyen uydurma makinelere sizi kablolarla bağlayarak bu işi çözdüklerini iddia ediyorlar.

İşin bence gerçeğini (bak bence dedim) söylemem g…