Ana içeriğe atla

MİLO VE BOĞA

Yüzlerce yıl önce Antik Yunan döneminde İtalyanın Croton kolonisinde yaşamış Milo isimli bir güreşçi varmış ve en büyük hedefi ülkenin en güçlü güreşçisi olmakmış.

Bir gün gücünü denemek için dev gibi bir boğayı sırtına almak istese de tüm gücüne rağmen boğayı bir milim bile yerinden kıpırdatamadığını görmüş.

Etrafındaki tüm insanlar bir insanın kocaman bir boğayı sırtında taşıyamayacağını söylemelerine rağmen Milo bunu başarmayı kafasına takmış.

Bir süre sonra şehrin insanları Milo'yu omuzlarına ufacık bir buzağıyı almış halde şehirde tur atarken görmüşler ve hepsi onunla alay etmeye başlamış.

Fakat güreşçi Milo günlerce,haftalarca ve aylarca hayvanı omuzlarında taşımaya devam etmiş ve her geçen gün minik buzağı biraz daha irileşip büyürken Milo'nun da gücü artmaya başlamış.

Buzağı yavaş yavaş büyürken Milo'nun da bacakları,kolları ve sırtı giderek gelişmiş.

En sonunda küçük buzağı kocaman bir boğaya dönüşmüş ve Milo'da onunla birlikte irileşip gelişerek en sonunda kocaman bir boğayı omuzlarında taşımayı başarmış.

Daha önce bunun başarılamayacağını düşünen Croton şehrinin insanları hayretle bunun bir mucize olduğunu düşünmüşler.

Kısacası ulaşılamayacak hedef yoktur. Sabır ve çalışma her hedefi ulaşılır hale getirir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN

SANAL KUMAR: PARA DEĞİL DOPAMİN OYNUYORSUN Ailenizin algı yönetimi uzmanı olarak uzun zamandır yazı yazmıyordum; “yazının devri bitti” diye kendimi videoların ışığına kaptırmıştım. Sonra içimdeki yazar çıktı, yakama yapıştı ve klasik cümleyi kurdu: “Kes sesini.” (Evet, yine yazıyoruz.) Bugün konu şu: Yakın çevreme kadar dalgaları vuran sanal kumar pandemisi. Pandemi diyorum çünkü otobüste yanına oturan amcadan tut, kafede kapüşonunu geçirip telefona gömülmüş liseliye kadar… çok kişi aynı şeye bakıyor: ekrandaki o “bir tur daha” düğmesine. Ve burada mesele “ahlak” değil. Bu yazı ahlak dersi değildir; kimseye “ben sizden daha akıllıyım/ahlaklıyım” diye vaaz verecek bir özgüven deliliğim yok. Benim derdim şu formül: bağımlılık + toplu kandırma + toplu çöküş. Şimdi bilimsel yerden gidelim; ama sıkıcı akademik dil de yapmayalım. (Okurken esneme refleksi olanlar için… evet, seni görüyorum.) I) OLUŞUM MEKANİZMALARI a) Beynin ödül sisteminin ele geçirilmesi (değişken pekiştirme) Bak dostum, sa...

KÖTÜ İNSANLAR KÖTÜ OLDUKLARININ FARKINDA MIDIR ?

  KÖTÜ İNSANLAR KÖTÜ OLDUKLARININ FARKINDA MIDIR ?  İyilik ve kötülük dünyaya ilk fırlatıldığımız günden bu güne önümüze konan bir seçenek. İlk olarak masallarla başlar annemizin bize anlattığı. Masalda mutlaka kötü bir karakter vardır. Kırmızı Başlıklı kızı yemeye kalkan kötü kurt, pamuk prensesi zehirleyen üvey anne gibi ve bizim yanımız her zaman iyilerin yanıdır. Daha sonra çizgi filmler girer yaşam hanemize. Örneğin Tom ve Jerry kedi fare masalında biz hep ufak minik fareyi tutarız, Kötü kalpli Gargamele karşı mavicik Şirinlerin yanındayızdır. Sonra görüntülü masallar olan filmler girer hayatımıza Star Wars evreninde Jedi olmak isteriz ve Yoda manevi babamız olsun diye iç geçiririz. Süpermen'in yanında Lex Luthora karşı savaşırız. Sonra yıllar geçer hayatın daha da içine gireriz çünkü artık bedenimiz büyümüştür ve masallar arkamızda kalmıştır ancak aynen o masallarda okuduğumuz çelik gibi net iyi ve kötü ayrımını ararız hayatta. Tüm dünya içinde kendimizin de olduğu iyile...

SALAKLIĞA ÖVGÜ